Mavi Okyanus

Neden Değişim?

31 Ekim 2019

Yazı: Neden Değişim? | Yazan: Mustafa Çağa

Değişim, her fenomeni çok hızlı etkiler ve geliştirir. Geçmişle kıyaslandığımızda modern insanın, değişime direnmek yerine ondan faydalanma çabası içersinde olduğunu görüyoruz.

İçinde bulunduğumuz kapitalist sistem, değişimi her an daha da fazla yüceltiyor, her ne kadar sistem içersinde bazı sektörler değişime olan inancı ve azmi suiistimal etmeye çalışsa da toplumda büyük oranda yer bulan bir değişim inancı mevcut.

Suistimal konusunda sadece firmaları suçlamak adaletli olmayacaktır. Araştırmadan, körü körüne kabullenen, değişimin emek ve gayret gerektirdiğini göz önüne almadan hareket eden, aceleci insanlar da en az onlar kadar kabahatli.

Değişim Şart Mı?

Hayatından çok memnun, her şeyin yolunda olduğunu düşünen bir insan “İlla ki değişmek gerekir mi? Benim için her şey mükemmel, neden değişmeliyim?” diye düşünebilir.

Bu bazen kendisi ile yüzleşmek istemediğinden bazen de değişime olan korkusu veya endişesinden dolayı ortaya çıkardığı direncinden de kaynaklanabilir.

Kendini Keşfetmek

Utulmamalıdır ki değişimi gerçekleştiren aşamalardan bir tanesi “kendini keşfetmek”tir. Bu konu gündeme geldiğinde nedense insanlar hep negatif taraflarını görecek olma endişesine kapılıyor. Oysa ki keşif içerisinde güçlü yönlerini ve avantajlarını bulmak da var.

“Nosce te ipsum”: Kendini Bil!
– Sokrates (M.Ö 470- M.Ö 399)

“Geldik gidiyoruz, öyle ya da böyle yaşıyoruz, sorgulamamız gerekmiyor, zaten biz değişsek çevremiz değişmiyor, insanlar hep aynı, benim değişmem hiçbir avantaj sağlamaz,” diyenler de oluyor.

Bunların hepsi bahaneden öteye geçemez.

Sosyal Medya hesaplarında, özellikle de spor odaklı olanlarda insanların öncesi/sonrası resimleri paylaşılıyor. Sonrası olan resimdeki gurur, mutluluk, sevinç, başarının getirdiği öz güvene dikkat edin. Emek verip, zaman harcayıp, azimli olarak sağlanan başarıyı bir önceki hali ile birlikte ortaya koyuyor, müthiş bir ilham kaynağı yaratıyorlar.

Bütünsel Değişim

Bedensel, ruhsal ve fiziksel değişimin aynı oranda yaşanması. Beden değişti, zihin ve düşüncelerde pozitif bir değişiklik yok ise bu herhangi bir farklılık oluşturmaz. Ya da bunun tam tersini de düşünebiliriz.

Her biri birbirinden bağımsız gibi görünüyor olsa da birbirleri ile yoğun bir etkileşim içindedirler.

Değişim bir fidanın toprağa köklerini salıp, büyüyüp ağaç olması sonra yaprak döküp çiçek açması gibidir.

Değişimi sevmek hayatın bir parçası haline gelmek, değiştikçe yaşananları kabul etmek, göğüslemek ve bu inancından vazgeçmemek, değişimi gerçekleştirmenin altın kurallarıdır.

Davranışlarınızda yapacağınız, çok küçük olduğunu dahi düşündüğünüz bir değişiklik, sizi insanların gözünde çok farklı bir yere taşıyabilir.

Eylem

Her şeyde olduğu gibi değişimde de teorik olarak kazanılan her şeyin eyleme dönüştürülmesi şarttır.

Genel olarak tespit ettiğim bir konu var. Bu konudaki değişimden başlayabilirsiniz mesela. Hem bu deneme sizin değişime olan bakış açısını netleştirmenize de fayda sağlayabilir.

Her zamankinden farklı olarak olumlu şeyleri söylemeyi deneyin. Bakın dikkat edin, pozitif düşünün demiyorum. Eylemsel olan kısımdan bahsediyorum, bunu yansıtmanızdan, paylaşmanızdan söz ediyorum. Elbette bunu yaparken olmayan bir şeyleri söyleminizi veya hayal satmanızı istemiyorum sizden.

Aileniz, iş arkadaşlarınız, sevgiliniz kim olursa olsun iletişim kurduğunuz insanların olumlu gördüğünüz yanlarını kendilerine veya gerekiyorsa bir başkalarına iletmeyi unutmayın.

Bir noktada “Pozitif Dedikodu” yapın diyorum. Bugün ayıplanan dedikodu yapma durumunu gerçekleştirmek için (ki bunun şirket içerisindeki iletişimi arttırdığı düşünülüyor) birçok ABD firması danışmanlık şirketlerinden destek almaktalar.

Nedense pozitifi içsel olarak seslendiren insanoğlu konu negatif olunca avazı çıktığı kadar bağırıyor. Uçak geç kalktı diye sinirlenen yolcu, zamanında kalkan uçak için teşekkür etmiyor, sıra beklediği için memnuniyetini belirtmiyor ama 5 dk gecikse kıyameti kopartıyor.

Çevrenize şöyle bir bakın bu tarz yüzlerce örnek göreceksiniz. Olumlu bir şey olduğunda en azından karşınızdaki insana biraz olsun gülümseyin.

Aile

Aynı değişim aile içerisindeki iletişimde de büyük fark yaratır. Yaşımız kaç olursa olsun anne ve babanın küçük evlatlarıyız hepimiz. Ve onlar bizim için en iyi olanı isterler. Sizlerin yaptığı işleri çok anlamasalar da istedikleri hayatınızın iyi mi yoksa kötü mü gittiğini öğrenmektir. Yapılan hata; yine olumlu durumların aile bireylerine anlatılmaması, sadece endişe ve kaygı duyulan durumların aktarılmasıdır. Elbette ki olumsuz durumları, dertleri ailemiz sevdiklerimiz ile paylaşıp onlardan destek alacağız fakat olumlu durumlardan da onları mahrum etmemeliyiz.

Gelecek ile ilgili umut vermek ve pozitif düşüncenizi eyleme dönüştürmek sizin elinizdedir.

Geç kalmadan hayatı ele alın ve harekete geçin…

Sevgiler,
Mustafa Çağa

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Günay Aydın 31 Ekim 2019 at 21:52

    Yaşadığım ya da yakın çevremde de örneklerine tanıklık ettiğim davranış kalıpları bunlar. Öyle sahiden de. Kimimizde çok belirgin kimimizde daha silik. Değişim konusundaki “dünyayı değiştirmeye kendinden başlamak” fikrine yürekten inanırım. Ne var ki alışageldiğimiz bakış açılarını kolayca terk edememe değişime dair adımlarımızı ağırlaştırıyor . Ama yine de (olumlu düşünüyorum burada 🙂 ) bu niyette olmanın, mesela özeleştiri yapmak, en azından değişim gereksimine inanmak doğru yolda oldugum duygusunu yaratıyor kendi adıma.
     
    Olumlu düşünmek, olumlu ozelliklere odaklanmak, teoride kolay da… Öyle insanlar var ki adeta sabrınızı deniyorlar. Böyle buna benzer durumlarda, yani gözüne gözüne sokarcasına birşeyleri, üstelik kasıtlı yaptıklarından bile şüphelenir olduğumuzda seçeneksiz kalabiliyoruz. Yani iyi özelliklerini gölgede bıraktıklarından… Şahsen yok saymaya meylediyorum böylelerini. Olabildiğince tabi…
     
    Ama genelikle iyi tarafından bakmayı tercih ediyorum yine de çoğu şeyin. Çünkü tersi çok yorucu gerçekten. Herşeyden şikayet eden insanlardan değilim galiba ama bazen “empat” olduğumdan süpheleniyorum. Bu da yorucu. 🙂
     
    Denge şart…
     
    Teşekkürler bu güzel ve bilgilendirici yazı için.
     
    Keyifle okudum.

  • Cevap Yaz