Ay Işığı Yolcusu

Nesne ve Aşk

8 Ekim 2019

Yazı: Nesne ve Aşk | Yazan: Atakan Balcı

Materyalizm/özdekçilik deyince ne yazık ki ilk akla gelen, ülkemizde kedicikleriyle, tüm dünyada bilim kişileri arasında ise “bilim düşmanlığı” ve bilimsel konularda söylediği büyük yalanlar ve sahtekârlıklarıyla bilinen göbek ve takla şeyhi oluyor. Nice “dindar görünümlü” (Görünüş ne zamandır gerçekliğe kapı aralıyor? Aralasa bile yığının kitlesel ruh ölümü nesnesi olan zerreleri görünüşü doğru algılayıp gerçeği en saf biçimiyle görebiliyorlar mı? Yapmayın!) kişinin evinde denk geldim bu taklacı ustasının en kaliteli ve parlak kâğıtlara basılmış, çoğunlukla Los Angeles-Evangelist kökenli olarak görünen, sözde bilimsel bilgilerle yüklü kitap ve ansiklopedi görünümlü ak deliği olmayan kara deliklerine.

Uhrevi İkiyüzlülük

Nesneye âşık kişilerin uhrevi görünümlü ikiyüzlülükleri, hiçbir yerde değilse bile, sözlerini ayet belledikleri kişilerin tuvaletlerindeki altın kaplama klozetlerde ortaya çıkıyor. Kedicikler konusunun yığının gözüne batması ise, ikiyüzlülüklerini çok fazla açık etmesinden mi acaba diye düşünüyor insan bazen. Eşya aşkı sarmış dört yanlarını, kendini yadsıma sürecinde bilgi kirliliği ile avutuyorlar. Eşya, eşya, eşya diyerek neredeyse zikir çekiyorlar. Ululuklarını zikrettikleri adların ardına eşya aşkını gizliyorlar. İpine tutunuyor birinin sıkı sıkı, çeviriyor başını, döndürüyor ruhunun kirini dört yana eşyaya eğilen başların sözde sahipleri.

Sade’ın İfşası

Anlatamazsın özdekçiliğin eşya-taparlık olmadığını, eşyanın gerçekliğini vurguladığını. Eşyaya öylesine bağlıdırlar ki altın klozetli gösteri önderlerinin ağlayan kütüklerinden, kedi sahibi görünen ruh kırıcılara kadar, gözünü eşya bürümüş yığınların ruhlarını kırarlar anbean. Marques De Sade’ın “Sodom’un 120 Günü” romanında ifşa ettiği türden bir acı seviciliğiyle birbirlerine bağlanır bu eşya tapar türleri karşılıklı. Ah o roman, okunması ne kadar güç bir ikiyüzlü açgözlülük, acıseverliktir ifşa edilen ve ne kadar değerli bir yazın yapıtıdır bir o kadar. Eşya taparlar, her dönemin gerçek iblisleri, Sade’e de, gerçeği yüzlerine vuran diğerlerine ettikleri gibi, en büyük acıları reva görmediler mi? Kendi eşya taparlıklarını, iblisliklerini yüzlerine vuran adamı kendilerinde olan kötülüklerin bin türüyle suçlamadılar mı?

Gerçek İblisler

Eşya tapar iblisler, eşyanın gerçek olduğu bir evren düşüncesi ve evrenin gerçeğin bir gölgesi olduğu düşüncesi arasındaki tarihsel ve aslında kökünde fazlasıyla masum tartışmayı bile iblisliklerinin köküne yerleştiren karanlık ruh emicileri, bu evrenin, gerçek olsun gölge olsun, içerdiği kötücül karanlığın zavallı ve rezil tohumudur.

Aydınlık aşkına, sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz