İnce Mevzu

Piano Piano

10 Ekim 2019

Yazı: Piano Piano | Yazan: Seda Çağlayan

Fena halde dökülesim var. Yine farkında olmadan “burama kadar” gelmiş. Neden böyle oldu diye düşününce de çok elle tutulur bir sebep bulamıyorum. Bu şehir insanı yoruyor herhalde; bu iş hayatı, trafik, yetişmeye çalışmalar, sanki çok büyük marifetmiş gibi aynı anda üç iş birden yapmalar vesaire vesaire…

Multitaskinggillerden misiniz?

Oysa ki bizim beynimiz buna programlı değil ki; bizim bedenimiz, ruhumuz bu kadar karışık, bu kadar hızlı, bu kadar “multitasking” bir işleyişe göre programlanmamış ki. Ayrıca bu zavallı beden, ruh, akıl ve kalp dörtgeni bu kadar hor kullanılınca bizi ne kadar idare eder diye düşünüyoruz acaba? Hiç durmuyoruz; bir ara vermek yok, bir nefes almak yok. Çok yazık etmiyor muyuz bu şekilde kendimize de çevremize de. Yıpranma süresini bu kadar hızlandırıp hızlı hızlı çekip gitmek için bu acelemiz ne?

Piano piano

Fena halde yavaşlayasım var. Yoruldum, içim yoruldu, ruhum yoruldu. Sevdiğim insanların yüzlerine uzun uzun bakmayı özledim. Sevdiğim insanlarla uzun uzun konuşmayı özledim. Derdini dinlemeyi, derdimi açmayı, birlikte çare aramayı özledim. Hızla akıp giden zaman içinde kartopu gibi yuvarlanan hayatımı yakalamak, yuvarlanmak yerine yavaş yavaş, sindire sindire, tadını çıkara çıkara yaşamak istiyorum hayatı ben. Adı “sistem” olan bu şeyden kurtulmak, çıkmak, 1970’lerde yaşayan insanların sakin, saf, duru yaşantılarına geçiş yapmak istiyorum.

Ah ulan, çok geç geldim şu hayata, bir türlü adapte olamıyorum!

Yavaş yavaş bakışsak
Yavaş yavaş gülüşsek
Yavaş yavaş kaçırsak gözlerimizi
Yavaş yavaş yanaşsak
Yavaş yavaş konuşsak
Yavaş yavaş tanışsak
Yavaş yavaş beğensek birbirimizi
Yavaş yavaş ısınsak

Zamanı bir kenara atsak
İsimlerimizi unutsak
Çığlık çığlık karanlıklarda
Işıkları hiç yakmasak

Yıllar sonra rastlasak
Kaç yıl geçmiş sormasak
Biraz utangaç bir gece daha
Aşık olsak alışmasak seninle
Yavaş yavaş öpüşsek
Yavaş yavaş dokunsak
Yavaş yavaş salsak kendimizi
Yavaş yavaş sarılsak
Yavaş yavaş sevişsek
Yavaş yavaş terlesek
Yavaş yavaş tatsak birbirimizi
Yavaş yavaş aşık olsak

Zamanı bir kenara atsak
İsimlerimizi unutsak
Çığlık çığlık karanlıklarda
Işıkları hiç yakmasak
Yıllar sonra rastlasak
Kaç yıl geçmiş sormasak
Biraz utangaç bir gece daha
Aşık olsak, alışmasak seninle

Söz – müzik: Sertab Erener-Demir Demirkan

 
Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 10 Ekim 2019 at 18:27

    Merhaba,
    Çok haklısınız, inanılmaz bir hız ve ellerden kayıp giden zaman. Evet yazınızın sonu, 70’ler. İnanın o zamanlarda da hızlı idi hayat, zamana göre tabi. Yaşanacak o kadar çok güzellikler vardı ki, telaşımız hepsine yetişebilmekle ilgili idi. Ama çok güzeldi. Anımsananlar bile çok ama çok güzel. Yaşam, müzik, eğlence, romantizm, aşk, sinema, tiyatro ve daha nicesi. İşe gidilen saatler bile sadece aşılması gereken küçük engellerdi, bu güzelliklere kavuşmak için.
     
    Bana bunları düşündüren yazınız için teşekkürler.

  • Cevap Yaz