Ay Işığı Yolcusu

Rüyalar

15 Ekim 2019

Yazı: Rüyalar | Yazan: Atakan Balcı

Rüyalarım vardı benim, düşlerim, imgelerim!… Gecelerimi dolduran, günümü aydınlatan simgeler ve ışıklarla doluydum.

Rüyalarım vardı benim. Kırgınlıklarım, ezik hallerim, yükselişlerim; hepsinden öte yine de düşlerim!…

Ay Dede

Rüyalarım vardı benim. Gece göğünü boyadığım, o ince laciverdi içine kattığım düşlerim, imgelerim. Uçardım en dinlendirici türden tinsel kanatlarımla Ay Dede’nin kucağına, Güneş Nine’yle ilgili masallar dinlerdim.

Rüyalarım vardı benim, düşlerim, imgelerim!… Günümü, tünümü, gecemi ışıklara boğan imgelerim. İnanılmaz bir masumluğum vardı, şimdi görüyorum dışarıdan ne denli inanılmaz göründüğünü, hâlâ yerinde durur her anımda, benliğimde. Masumluk bir giysi değil ki benim için çıkarıp atayım! Ama hâlâ anlamıyorum benden özge insanlar için neden bu denli inanılmaz olduğunu masumiyetin. Rüyalarım vardı, masum rüyalardı. Masum olmayı, dünyanın, yaşamın, insanların masum olmasını hiç düşlemedim. Bu denli kiri ön göremedim.

Sıcaklığım

Rüyalarım vardı benim. Günün sabahını ayrı, tününü/öğleden sonrasını başka duyumsadığım düşlerim. Düşlerim tene dokunurdu, göz yaşıyla ıslanır, güneşle ısınırdı benim; ben de ısınırdım düşlerimle birlikte. Ne sıcaktı o güzel görülerim, içimde saklı gülüşlerim.
Görülerim hâlâ duruyor yerinde, duyumsuyorum. İnce bir tül var yalnızca üzerlerinde. İçimde saklı gülüşlerim, daha da derine saklandı sanırım. Rüyalarım peki?

Unutamıyorum

Unutamıyorum, aklımdan çıkmıyor. Bir yaşamak düşlersin kocaman, soyut maddelerden oluşan. Teni değil, tini ısıtır çünkü seni, aslında beni. Küçücük bir virgülün ne büyük bir evreni içinde taşıdığını duyar, kocaman beyinlerine karşın küçücük algıları olan duvarlara çarparsın sonra.

Rüyalarım vardı benim, düşlerim!… Düşlerle dolu küçücük bir virgül, içindeki evreni açtı bana. İçine girdim, içinde kaldım, geceydi; göğüme gün doğdu o gece, yeni bir evrene doğdum tüm yüreğimle. Lacivert gecenin mor saçları vardı, Ay ışığı şenlik ateşiyle gülümsüyordu ve damarlarımda gül fideleri doğuyordu içimi ısıtan, derin… Vazgeçemediğim!…

Küçücük Bir Virgül

Düşlerle dolu küçücük bir virgül… Equilibrium adlı bir filmde denk gelmiştim bir iki dizeye, bir kötülük dünyasında, bir distopyada geçen bir düşsel virgüldü dizeleri William Butler Yeats’in. İngilizlere karşı yüzyıllar süren savaşımlarında tinlerini yitirmemiş olan İrlandalıların özel düş doruğunun iki dizesi bile yeterdi o filmin yüceltilmesine, fazlası vardı, güzel filmdi.

“Usulca bas/ Bastığın zira, rüyalarımdır” diyordu dizeler. Orada kalamadım, sihrine kapıldım. O benim düşlerimdi, rüyalarımdı.

İçimdeki Sihirbaz

Bıraktım kendimi sihrin etkisine, her zaman ettiğim gibi, içimdeki sihirbazın ezgisiyle attım adımlarımı. Buldum düşlerimin dizelerini, şairini de! Can Yücel çevirisiyle, yine, yeniden ve her zaman, “Göğün Kaftanlarında Gözü”;

“Benim olsaydı göğün sırmalı kaftanları,
O kâh altın kâh gümüş ışıklarla dokunmuş,
O kâh mavi kâh açık kâh koyu kaftanları,
Güneşin ayın gecenin ipliğiyle dokunmuş
Kaftanları sererdim ayaklarının altına.
Bense züğürdün biri, varım rüyalarımdır.
Rüyalarımı serdim ayaklarının altına,
Usulca bas, bastığın zira rüyalarımdır.”

Unutmadım, unutamıyorum, unutmayacağım!… Bırakamam düşlerimi!…

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan