Üçüncü Göz

Gece Sirenleri

4 Kasım 2019

Yazı: Gece Sirenleri | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Ali Kotan & Selim İleri

Bir dizenin resmedilişini gördüm, bir dizeye fırça saplanmıştı, bunu hissettim. Gece Sirenleri sergisi İzmir Folkart Gallery’de ziyaretçileri ile buluştu. Ruha dokunan cümleleri kaydedip yanımda götürmek istedim. Resmedilen fırça darbeleri ise dizelerin ritmiyle raks ediyordu.

“Denizden esen rüzgarı, umut sanmıştım.”

Selim İleri’nin dizelerine Ali Kotan‘ın resimleri, Ali Kotan’ın resimlerine Selin İleri’nin dizeleri… sarılmış gördüm.

Fahri Özdemir koordinatörlüğünde su gibi bir proje. Nasıl güzel satırlar. Hani bir kelimeyi çıkarmayı gözüm yemiyor. Zaten boyayı sökmeye gücüm yetmiyor.

“Yaz kırıkları’na can kırıklarını ekledim.”

Bir yaz günü Edip Cansever söylemiş…
Bu satır bana ulaştı resmin içinden…
İçim kıpırdadı.

Defterlerin yayınlama meselesi:

“Tabii ki gözden geçirerek yayınlayacağım!” söylemi.

İçini döktüğün şeyin içine hapsolmak. Nedir bu biliyor musunuz? Uçarken kanatsız kalmak.

Ali Kotan’ın yaptığı resmi ortaya koyamayıp içinde kaybolduğu olur mu? Yazı da bu bariz bir hal alabiliyor. Sözcüklerin böyle bir bir ağırlığı, dahası altında kalma meselesi var. Sırf bu yüzden geç yayınlanan yazılar, belki de hiç yayınlanmayanlar… Öldükten sonra ünlü olma durumuna da atıf değil midir bu? Söyleyemedikleri öldürür belki de insanı.

Kıyıda köşede kalan çokça şaheser vardır elbet. Kendi özgürlüğüne hapsolmak. Ah tam olarak bunu yaşıyor çoğu yazar, ben de.

“Bir Kadının Penceresinden”i Oktay Rıfat’a Arnavutköy’de anlatmak…

Satırlarda canlanan anılar ve bunun resme dökülüşü… Bu satırlara değdi gözüm. Nasıl yaş aldım bilemezsiniz. Geçen gün bir yazıda diyordu. 20 ile 30 arasında bir yirmi yıl geçti diye. Gülriz Sururi ile anılarına “O zaman bana ‘şimdi’ gibi geliyor” diyor.

“Bazen olur, uyanırsınız ama rüya devam eder. Uyandığınızı bilirsiniz ama rüyadan kurtulamazsınız. Bunlar karanlık yaşantılardır.”

Bir karartı ve içinde harf yığını, resme yansıyan kısmı mı? Hani harfler dizilse bu kadar olur. İki disiplinin birbirinin içinde ebru gibi dağılması.

Kasım ayının ilk günleri, “Küçük ayrıntılarla yeniden başlamalıyım. Birdenbire gelen sonbahar. Çok erken çok erken.”

Hep erken bize gelenler, ya da gecikiyor bir şeyler. Anda kalabilmenin o kurşun ağırlığı. Ah kurşun demişken, İleri’nin “Işık yaşlandıkça, bir yazar için bütünüyle kurşuni olur” anı sözlerinin resmedilişi geliyor önüme…

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz