Biraz Kitap

Bir Ruh Macerası

19 Kasım 2019

Kitap: Bir Ruh Macerası | Yazar: Ayşe Şasa | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Bir Ruh Macerası | Ayşe Şasa

Ne fena bir çocukluk… Ayşe Şasa’ya bir çocuğa yapılmaması gereken her şey yapılmış. Soru cevaplarla hayatını anlatıyor Ayşe Şasa bu kitapta. Ben itiraf edeyim, tanımıyordum, hiçbir eserini de bilmiyordum. Adını ilk bu kitapla öğrendim.

Çocuk Ayşe

Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş Ayşe Şasa.

Annesi ve babası modern bir anne baba olmaya gayret ediyormuş ve bu gayret onları çocuklarıyla ilgilenmez bir tutuma götürmüş. Küçük Ayşe’yi yabancı dadılar büyütmüş. Anne baba çocuğu tamamen bu dadılara teslim etmiş. Eti senin, kemiği benim minvalinde bile değil, etiyle kemiğiyle senin. Anne baba hem fiziken uzak hem de manen.

Dadılar da despot. Disiplin adı altında yavrucağı yalnız bırakmalar, ağlamasına kulak vermemeler, karanlıkta koymalar, cadılı korkunçlu hikayeler anlatmalar, dayak atmalar, çocuğun yanında radyoda savaş haberleri dinlemeler…

Sonra bu çocuk niye böyle oldu?

Nasıl olmasın?

Okul Yılları

Okula başladığında zeka geriliği olduğu düşünülmüş. Pasif, varla yok arası, kolay anlamayan bir öğrenci olmuş. Ailesi bu durumla ilgilenmemiş.

Koleje başladığında (Arnavutköy Amerikan Kız Koleji) açılmış artık Ayşe Şasa. Başarıları öğretmenleri tarafından takdir görünce kendine güveni gelmiş. Bu kez de haşarı bir öğrenci olmuş. Ailesi bu durumla da ilgilenmemiş.

Peki ailesi ne ile ilgilenmiş?

Annesi güzel sanatlar okumuş, resim bölümü mezunuymuş. Ama bir ressamlığı ya da Ayşe Şasa’nın anlattığına göre entelektüel bir birikimi yokmuş. Gezmeye ve güzel giyinmeye meraklıymış.

Babası kereste ticareti yapıyormuş. Servetini buradan kazanmış. Saplantı derecesinde spora tutkunmuş. Ayşe de bu yüzden spordan nefret eder olmuş.

Piyano modernliğin simgesi olarak görüldüğünden Ayşe’ye piyano dersleri veriliyormuş. Ama Ayşe bu zorunluluktan da nefret eder hale gelmiş.

Çocuklara bir şeyi zorlamak ters teper. Bin yıldır bunun hala anlaşılamamış olması…

Kocaman bahçeli büyük bir evde yaşıyorlarmış. Dışarıdan bakıldığında ne güzel bir hayat gibi düşünülebilir ama küçük Ayşe için cehennemi bir hayat olmuş.

Böyle şeyler beni üzüyor. Çocuklara karşı hassasım. Onları pamuklara sarmalı, anne baba olarak sürekli yanlarında olunduğu hissettirilmeli…

Ailesine öfke duyan bir çocukluk ve ergenlik geçirmesi o kadar doğal ki…

Evlilikleri

Sinema sektöründe senaristlik, asistanlık yaparak geçinmeye çalışıyor. Ailesi yardım etmiyor çünkü. Ailesi varlık içinde yaşarken aman şımarmasın diye Ayşe’ye para göndermekte cimri davranıyorlar.

Ciddi psikolojik rahatsızlıklar yaşıyor Ayşe Şasa.

Ailesine duyduğu intikam duygusuyla yanlış evlilikler yapıyor. Önce Atilla Tokatlı ile evleniyor. Ailesinin uygun görmediği, maddi ve manevi olarak yardım da etmediği bir evlilik.

Kısa süren bu evliliğinin ardından ikinci evliliğini Atıf Yılmaz ile yapıyor. Psikolojik rahatsızlıkları yoğunlaşınca evlilikleri çatırdıyor.

Ruhsal açıdan zor bir dönemde iken de Bülent Oran ile evleniyor. Bülent Oran kol kanat geriyor, çok destekçisi oluyor.

Huzur

Çocukluğu ve gençliği herhangi bir manevi tutanaktan yoksun geçtiği için kendisini boşlukta hissediyor. Çeşitli ideolojilere kafa yoruyor ama sonra İslam ile tanışıyor. Mürşid, mürşide, eren evliya, insan-ı kamil… bunlar bana sıcak gelen şeyler değil ama Ayşe Şasa bunlarda huzur buluyor, yatışıyor.

Rauf Orbay

Büyük dayısı Rauf Orbay imiş. Ondan da bahsediyor. Bir beyefendi olarak anlatıyor Rauf Orbay’ı. Asi gençlik dönemine denk geldiği için onun deneyimlerinden, öğütlerinden, bilgisinden yeterince faydalanamadığından yakınıyor.

Modernlik

Dışarıdan bakıldığında oh zengin, bir eli yağda bir eli balda gözükebilen bir hayatın içinin nasıl korkunç olabileceğini gözler önüne seriyor kitap.

Dadılar büyütmüş ne güzel, denebilecekken psikopatça bir yetiştirme.

Türkiye böyle bir dönemden geçmiş sanırım. Tanzimat dönemi kitaplarında da bu tarz hikayeler var.

Bir yüzünü batıya dönmüş medeni insan olmak istiyor ama bunu yaparken geçmişi, köklerini tümden sıfırlayınca çıkmaza giriyor. Dini de nereye koyacağını bilemiyor.

Denge devreye giriyor bence burada. Her konuda denge olmalı. Denge kayınca hayat da kayıveriyor.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Günay Aydın 22 Kasım 2019 at 00:24

    Batılılaşma çabasıyla bugünlere geldik sonunda. Lafı uzatmadan ne düşünüyorum her zaman bu konuda biliyor musunuz; Pinokyo’a benzedik sanki biraz. Bilirsiniz; ne tam insan olabilmişti ne de artık bir odundu.
     
    Değerlerini korumayı, kendi kalabilmeyi ama yaşamının hemen her alanında sanatın, bilimin yansımalarının önemli yer tuttuğu bir kesimi ayrı tutuyorum. Hep oldular ne iyi ki…
     
    Teşekkürler bu güzel yazı için…

  • Cevapla Hülya Erarslan 22 Kasım 2019 at 13:08

    Ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için.

  • Cevap Yaz