Biraz Kitap

Denizler Altında 20 Bin Fersah

26 Kasım 2019

Kitap: Denizler Altında 20 Bin Fersah | Yazar: Jules Verne | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Denizler Altında 20 Bin Fersah | Jules Verne

Jules Verne’in kitapları sanki çocuk kitabıymış gibi pazarlanıyor ama yuoo gayet yetişkinler için de aynı zamanda.

Denizler Altında 20 Bin Fersah

Denizde gemilere zarar veren esrarengiz bir deniz canavarını bulmak üzere bir ekip görevlendirilir. Bu ekibin bulunduğu gemi de söz konusu deniz canavarı tarafından saldırıya uğrar. Kurtulanlar sadece doğa bilimci profesör Pierre Aronnax, onun sadık yardımcısı Conceil ve Kaptan Ned’dir. Bu üçü gözünü bir denizaltının içinde açarlar. Herkesin deniz canavarı sandığı şey, “Nautilus” adlı ileri teknoloji bir denizaltıymış meğer.

Bu denizaltının kaptanı Nemo, onlara burada kalabileceklerini ama bir daha asla dışarı çıkamayacaklarını söyler.

Denizler Altında Yaşam

Denizaltında muhteşem bir kütüphane ve dönemin çok ilerisinde bir teknoloji var. O yüzden profesör ilgi çekici buluyor burayı. Kaptan Nemo, profesörün kütüphanede incelemeler yapmasına müsaade ediyor.

Ned ise buradan bir an önce çıkmak istiyor. Ama bunu tek başına yapamayacağının farkında. Profesör ona sakin olmasını söylüyor sık sık. İşin aslı profesör halinden bir parça memnun. Hem olağanüstü bir kütüphane içinde, hem de zaman zaman okyanusta dalış yapıyorlar, ava çıkıyorlar, inanılmaz deniz canlıları görüyorlar.

Ned, tüm bu deneyimleri, kimseye anlatamadıktan sonra faydasız buluyor. Bir daha asla karaya çıkamayacaklarsa, eski hayatlarına dönemeyeceklerse, uygar insanların arasına karışamayacaklarsa ne önemi var bunca deneyimin onun için?

Bir Temel fıkrası var, onu aklıma getirdi bu:

“Jennifer Lopez ve Temel bir gemi kazası neticesinde ıssız adaya düşerler. Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah aksam sevişirler. Ancak bir süre sonra Temel, durumdan zevk almamaya baslar.
Jennifer çıldırır, Temel’e ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her türlü fanteziye açık olduğunu, her şeyiyle emrine amade olduğunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye çalışacağını anlatır. Temel inatla Jennifer’a;

‘İstediğim şeyi yapabilmen mümkün değil,’ der.

Jennifer çaresizlik içinde ısrar eder ve her şeyi göze aldığını söyler. Temel en sonunda bir denemeye karar verir. Önce Jennifer’ın saçlarını kısacık keser, sonra ceketini giydirir, kestiği saclardan bıyık yapar. Jennifer, ne olduğunu anlamaya çalışırken Temel onu mümkün olduğu kadar erkeğe benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini söyler.

Akşam olur ve Jennifer erkek kılığında sahile gelir bakar ki Temel mükemmel bir rakı sofrası hazırlamış ve masayı mezelerle doldurmuştur. Temel ve Jennifer masaya otururlar. Temel elini Jennifer’ın omzuna atar. Bardağını Jennifer’ınkiyle tokuşturur ve şöyle der;

‘Ulan dursun bir aydır kimi götürüyorum söylesem inanmazsın.'”

Gerçekten böyle miyiz acaba?

İlla birilerine göstermek ve anlatmak ihtiyacı içinde miyiz? Şimdi sosyal medya ile öyleyiz gibi gözüküyor ama kitabın yazıldığı yıl 1870. O zaman da mı?

Neyse, hikaye kahramanlarımızın kaçıp kaçamayacağı macerası ve muazzam denizaltı yaşamı ile devam ediyor.

Ben diğer Jules Verne kitaplarını da okuyacağım. Hoşça kalın.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz