Aşk ve Farkındalık

Doğru Zaman, Doğru İnsan

21 Kasım 2019

Yazı: Doğru Zaman, Doğru İnsan | Yazan: Ateş Karadeniz

Aşk güzeli sevmek, sevgiyi ve sevileni güzelleştirmek demektir. Kalbin ışıklarını yakmak, aydınlıkla barışmaktır. Asla pişman olmamak, kendinden ve geçmişinden kaçmamak demektir. Tahmin gücünün zayıf kaldığı bu hayatta, sonsuzluk içinde her duygunun kıymetini bilmek ve öğrenmektir. O yüzden aşk için doğru zaman, doğru insan ve gelişime açık iki kalp gereklidir.

Görmeye hevesli kalp, körelmiş kalplerde ziyan olur ve aşka olan inanç yitirildiğinde güzellik kaybolur. Aşk, güzel bakan gözlerin anlam bulduğu yerdedir.

Manzarası ağaçlarla kaplı minik balkonuma geçmiş, soluduğum oksijene kafa tutar gibi sigara yakmıştım. Zararı yadsınamaz bu tiryakiliğin o an ruhuma bıraktığı tek etki keyifti. Saat öğlen üç sularıydı ve kalemimle kağıdım önümdeydi. Yazmak için çaba sarf etmeden anın tadını çıkarıyordum. Kalbimde aşk, dudaklarımda ahududu tadı vardı. Minik kadehimdeki şarabın, dudaklarıma bıraktığı öpücüklerden kalan tattı bu. Şarabım da en az hava kadar soğuktu ve ben bu serinliğin arasında ısınıyor, hissettiğim sıcaklıkla gülümsüyordum. Tepeden tırnağa keyif doluydum çünkü huzuru ve aşkı kaybettiğim yerde yani içimde yeniden bulmuştum.

Dudaklarımda dinlenen sigarayı, son bir nefes çekip söndürdüm.

Bakışlarım bir gün öncesine gitmiş, kalbimi geçmişin henüz geçmeyen mutluluğuna sürüklemişti. Sıradan bir günün sabahında sevdiğim kadınla denizi izlediğimiz anı düşünmeye başladım. Kahvaltı için buluşmuş, hâlâ uykulu cümlelerimizle gülüyorduk. Her şey, olması en mükemmel şekilde, ikimize de haz veriyordu.

Aynı duyguyu paylaştığımızı gözlerinde görebiliyordum. Evet belki de bu anlar herkes tarafından yaşanabilecek sıradanlıktaydı ancak o günün detayları, kalbimdeki büyük boşlukları doldurmuş ve aşkı tam manasıyla fark etmemi sağlamıştı.

O gün fark ettiğim ve şaşkınlığımı geçiremediğim en önemli husus, karşımdaki insanın tepeden tırnağa huzurdan yaratılmış olmasıydı. Öyle yaratılmasa da bu zorlu hayatta kendini nasıl böylesine keyifli birine dönüştürmüştü? Bilemiyorum. Sanki onun için hiçbir şey sorun teşkil etmiyordu. Memnun olmasa da elinde kalanların zevkini yaşıyordu.

Ben, yapım gereği hep temkinli ve gergin duran bir adamdım o ise spontane yaşarken gördüklerinden keyif alan bir kadındı. En önemlisi bunu bana da aşılıyordu. Beni hiç çabasız geliştiriyor ve iyi yönde değiştiriyordu. Ki onun bunca yıl gördükleri benim diyen insanların henüz yaşamadığı ve yaşayabileceği aklına gelmeyecek türden şeylerdi. Kabullenilmesi zor duyguların kapkara sıkışıklığında sanki kendini nadide bir elmasa dönüştürmüştü.

Sanırım onca insanın içinde emek sarf etmeden parlamasının sebebi de buydu.

Sadece ona bakmak bile, hayatı ve aşkı en güzel yoldan öğrenme şekliydi. Garip bir şekilde, onun için kim haklı olursa olsun tartışmalar hep olumlu bitmeliydi. Küçük meseleleri birkaç güzel cümle, büyük mevzularıysa içimizdeki aşk çözebilirdi ve her daim özlemek kutsal, kavuşmaksa hediye niteliğindeydi.

Ben aşk adına bunca atıp tutarken onun böylesine aşktan doğmuş olması, benim için ezber bozan bir şeydi. Varlığının güzelliğini düşünerek, ev yapımı ahududu şarabından bir yudum daha aldım. En sevdiğim meyvenin, keskin aroması tüm benliğimi sararken, şahit olduğum güzelliğe inanamıyordum.

O, bana güzel bakmayı ve o güzelliği sürdürmeyi öğreten bir kadın.

Bu bakış açısıyla baktığım her şeyi güzelleştirebileceğimi ve aşkı da o güzellikte bulabileceğimi gösterdi. Zoraki çalkantıların arasında kalan ruhuma huzuru tattırdı. Doğru zamanda doğru insanı bulmak ise bugün bu balkonda huzurla nefes almamı sağlayan, kıymetini bildiğim bir şanstır. O yüzden bu haftaki yazımı hayatımı renklendiren bu mucizeye vermesem, içimden taşardı.

Önümdeki kalemle kâğıdın da onun adına bir şiir beklediğine eminim.

Aşkın gerçekten neyi anlatmaya çalıştığını o kahvaltı gününden başlayarak, her an her saniye anlatan kadına tüm sonsuzluğumla minnettarım.

Güzelliğine, güzelliğe anlam katan sevgisine…

“Önce gönlünde bir masa hazırladın bana
Akabinde anason koktu sofram
Başka kalplerin misafiriyken
Bir an için göz göze geldik seninle
Yıllardır koruduğum duvarları
Yerle bir ettin, sessiz sohbetinle

Bulutlar çekildi ve ay doğdu geceye
Kadehime vuran aydınlık,
Yüreğindeki yakınlığa denkti
Aramızda akan zamanı
Kana kana içtik seninle
Aynı masada yıllarca bekledik
İtirafsız cümleler içinde

Derin bir sessizlikten sonra
‘İyiliğe, güzelliğe, sağlığa’ dedim
Dudaklarında utangaç bir ‘Hep birlikte’ vardı.
İnanmazsın o an çözüldü buzlarım
Altı yılın sonunda kadehimi
İçimi ısıtan kadına kaldırdım.”

Aşkla kalın,

Ateş Karadeniz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan