İnce Mevzu

Erkekler de Yanar

7 Kasım 2019

Yazı: Erkekler de Yanar | Yazan: Seda Çağlayan

Evet yanar. Hem yanar, hem yazar. Hem yanar, hem anlatır. Ya da bazen kurşun gibi susar. Ama sonuç değişmez, yine de yanar. Ve eğer siz bir ateş böceğiyseniz siz de onunla birlikte yanarsınız. Ateşine pervane olup kendinizi onun içine atarsınız. Ama hikâye yanmaya başladığınız an sona ermez. İşte tam da o zaman başlar. Hoş geldiniz.

Benim hikâyem de böyle başladı. Yazan bir adama rastladım. Çok alışmadığım bir durumdu. Erkekler kadınlara nazaran az konuşur, az yazar hatta belki hiç yazmaz, yazsalar da genelde itiraf etmezler gibi yargılarım vardı. Onu tanıyana dek.

En Güzel Yazan Adam

Belki de tanıdığım en güzel yazan adamdı. Ya da bana öyle geliyordu. Yazdıklarını su gibi içiyordum. İçtikçe filizleniyordum. Kapkaranlık, sıkıcı zamanlardı. Sayesinde nefes alıyordum.

Ben ise uzun zamandır yazmıyordum. Dönem dönem olur böyle. Yazamam, okuyamam, konsantre olamam. İşte öyle bir zamanda rastlamıştım ona da. Sonra onu okudukça yazmaya başladım tekrar. Önce korka korka yazdım. Sonra dedim ki kendime “Kızım, korkak mısın sen?! Kendin ol, canın ne isterse yaz.” Öyle de yaptım. Şimdi size yaptığım gibi.

Mürekkepten Panzehir

Onun bu hali de aslında konuşmamasındandı. Birileri çocukken ona sevdiğini çok da dile getirmemesi gerektiğini kodlamış olmalı. Söyleyemezdi. Ara ara konuşurken ettiği laflardan anlardım ya da yaptığı şeylerden, verdiği tepkilerden. Sanırım çaresizlikten bu kadar güzel yazar olmuştu. Belki de hasta olmamak için yazıyordu. Derdinin panzehri kalemindeki mürekkep olmuştu.

Erkekler de Yanar.

Çok iyi tanıdığım biri değildi. Okudukça tanıdım. Esrarengiz kalmayı severdi. Bazen de olmadığı biriymiş gibi davranmayı. Yakınları bile onu benim kadar iyi tanıyamamıştı söylediğine göre. Ama yine de bazen kendini çok açık ettiğini düşündüğü zamanlarda bir ters köşe yapıp kafamı allak bullak ederdi. Birilerinin sevgisini söylememesi gerektiğini kodladığı gibi, bir başkası da onu sevemeyeceğine inandırmıştı sanırım. Oysa kendini özgür bıraktığı zamanlarda çok güzel severdi; haberi yoktu. Kendi içinde yaşadığı çelişkilerinden yaşından büyük satırlarıyla arınırdı.

İçinin yangınlarını satırlarla söndüren bir erkek tanıdım ben.

Yanarken de çok güzel severdi, yazarken de…

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Behçet Necatigil

En derin sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz