İçimdeki Sesler

Huzuru Nerede Buluruz?

19 Kasım 2019

Yazı: Huzuru Nerede Buluruz?  | Yazan: Demet Uncu

Geçen akşam rahmetli anneannem ve dedem aklıma geldi. Onları düşününce önce hüzünlendim, ardından onlara gittiğimde hissettiğim o huzuru özlediğimi fark ettim. Sonra başladım düşünmeye.

İlk aklıma, tüm ailenin anneannemlerin evinde toplandığı bayram günleri geldi… Çocukken kızkardeşimle birlikte, akraba ziyaretlerine sıkılarak gittiğimizi ve o bayram günlerini hiç sevmediğimizi hatırlıyorum. Tabii zaman geçtikçe, aileden kayıplar oldukça o bayram günleri hiç bayram olmadı bizlere zaten.

Neyse o günler için anneannem ve dedem haftalar öncesinde özenle hazırlanmaya başlardı. İsterlerdi ki herkesin sevdiği tüm yemekler sofrada bulunsun. Anne tarafı Antepli olunca sizler tahmin edersiniz sofraların ihtişamını. Dedem, haftalar öncesinde Antep çarşısına gider, kendi elleriyle sebze ve meyvelerini seçer, kasaba da özel et siparişlerini verirdi. Tüm şartlarını zorlar ama o sofra her bayram aynı şekilde kurulurdu. Sofranın kurulması, kaldırılması bizlere düşerdi, ailenin tüm çocukları bu iş için seferber olurdu.

Yazı: Huzuru Nerede Buluruz? | Yazan: Demet UncuAtaerkil mi?

Anneannem ve dedem, annem lise çağlarındayken İstanbul’a gelmiş ve mazbut bir hayatları olmuştu. O Anadolu’nun temiz, çıkarsız insanları var ya işte onlardandı bizimkiler. Çok duygusallardı öncelikle, yürekleri yufkaydı. Zorda kalan, yardıma ihtiyacı olan insanları gördükçe, duydukça gözleri dolar, hemencecik yanaklarından yaşlar süzülürdü her ikisinin de. Her aile gibi önce çocuklarını, onların ihtiyaçlarını, onların iyi olmalarını düşünür, kendileri hep sonra gelirdi. Hasta olduklarında bile söylemezler, bizler anlayınca da konuyu hep geçiştirirlerdi. Ama baktığınızda hep zorluklar, mücadeleler içerisinde geçmişti yaşamları… Bu nedenle hepimizden daha metanetli, daha güçlüydüler sanırım. Gün gelir, onlar çocukları için moral kaynağı olurdu.

Ataerkil bir aile gibi görünseler de anneannemin sözü geçerdi evde bence 😁 Anneannem güzel olan her şeye düşkündü. Giyinmeyi, yemeği, gezmeyi severdi. 4 çocukları, 8 de torunları vardı. Torunlarına ayrı düşkündüler tabii. Gittikleri yerlerden her torunu için ayrı çeyizlikler beğenir ve hediye ederlerdi. Her şeyin hayırlısını dilerdi çocukları, torunları için.

Kalın Gözlükler Arkasında

Dedemin ise yaşlılığında tüm hayatı anneannemdi aslında. Önden o göçünce çok zorlandı zaten, yaklaşık 2 sene sonra da onu kaybettik.

Gençken sol gözüne kıymık kaçtığı için görmüyordu.  Kalın gözlükler arkasındaki bir gözüyle hayatı görmeye çalıştı hep. Boş durmaktan hiç hoşlanmaz, evde kendine yapacak bir şeyler hep bulurdu. Tamir-tadilat yapacak bir şey bırakmıyordu kimseye diyebilirim. Bunları yaparken kendine zarar verdiği durumlarda, o acıyı hiç hissetmezdi biliyor musunuz? Bir keresinde parmağı dikişlik olmuşta da sargı beziyle sarıp hastaneye gidildiğinde doktor çok şaşırmıştı bu duruma. Acı eşiği yüksekti yani dedemin. Keşke bu acı eşikleri, kalpteki acılar içinde olabilseydi, değil mi?

Evdeki bu tamirat işleri anneannemin hoşuna pek gitmezdi ama kavgaları bile bir başkaydı sanki. Zaten kırgınlıkları çok uzun sürmezdi de. Bir de dedemin ilaç kutularını hatırlıyorum düşündükçe. Komidinin kenarında duran üzerine ne ilacı olduğunu ve saat kaçta alınacakları yazılan ilaç kutularını… Not defteri hep olurdu dedemin; günlük unutmaması gereken şeyleri oraya yazardı. Son zamanlarında torunlarının isimlerinden tutun sahip olduğu hastalıklarının adına kadar herşeyi yazardı.

Yazı: Huzuru Nerede Buluruz? | Yazan: Demet UncuYatak Minderleri

Sadece bayramlarda gidilmezdi tabii onlara; babamın iş durumuna göre bazen 1-2 gün kalmaya da giderdik anneannemlere. Kardeşimle çok severdik o kalışları…

Hava kararınca anneannem dolaptan renkli, çiçek desenli yatak minderlerini çıkarır, yere sererdi. Kardeşim ve benim için bir mutluluk kaynağıydı o minderler üzerinde yatıyor olmak. Bize çok değişik gelirdi nedense…

İşte özellikle o gidişlerimde duyduğum, huzur ve güven duygusu, bu yazıma vesile oldu sanırım. Onların evine gidince sanki dış dünyanın tüm kötülüklerini, tüm çıkar ilişkilerini dışarıda bırakmış gibi hissediyordum hep. Kendi hallerinde masumca hayatlarına devam eden anneannem ve dedemi dinlemeye gidiyorduk aslında. Bizleri görünce ne mutlu oluyorlardı ama.

Hatırlıyorum da İstanbul Üniversitesi’nde okurken, evleri yakın olduğu için öğlen yemeklerinde bazen onlara gidiyordum. Elimde anneanneme aldığım sarı kasımpatıları ile kapıda dikilip; “Bugün ne pişirdin anneanne?” deyince, yüzünde beliren gülümsemeyi dünmüş gibi hatırlıyorum.

Birgün Avrupa yakasında bomba patlamıştı da ben de o yakada çalıştığım için yana yakına anneannem beni aramış ve “İyi misin kızım, çok merak ettim seni” diyerek, ağlamıştı telefonda.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki ben geçmişiyle birlikte yaşayan bir insanım; seviyorum sanki geçmişi. Onları, onların insanlara ve hayata bakışlarını özlüyorum. Karşılık beklemeden yaptıklarını, içlerine attıkları üzüntü ve acılarını, mutlu oldukları zamanları kalbimde hissedebiliyor ve taşıyorum. Bu yazımın yayacağı tüm güzel duyguların onlara ulaşmasını diliyorum. Ruhları şad olsun…

Sevgilerimle,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 19 Kasım 2019 at 17:09

    Merhaba Demet Hanım;
    Bir kaç haftadır iş yoğunlugundan dolayı yazamadım ama insanı geçmişe götüren bir yazı olmuş. Bizde de aynı durum söz konusuydu küçükken ki bizim jenerasyondaki herkes için de geçerlidir sanırım yaşadıklarınız. Okurken rahmetli dedem ve anneannem aklıma geldi, hepsinin ruhu şad olsun. Kadir kıymet bilen ve adam gibi insanlardı hepsi.
     
    Kalemine sağlık güzel anlatmışsın.
     
    Allah herkese onlar gibi eş ve birlikte yaşlanmak nasip etsin.
     
    Sevgiler

    • Cevapla Demet Uncu 19 Kasım 2019 at 17:17

      Çok teşekkürler Cem, yazdıklarımın sende de benzer hisleri uyandırması beni çok mutlu etti. Hepsi kıymetlilerimizdi, dediğin gibi. Son yazdığın cümleye de “Amin” demekten başka sözüm yok açıkcası. 😊😍

    Cevap Yaz