Bir Katre Kitap

Kurtlarla Koşan Kadınlar

29 Kasım 2019

Kitap: Kurtlarla Koşan Kadınlar | Yazar: Clarissa P. Estes | Yorumlayan: Şenül Korkusuz


Kurtlarla Koşan Kadınlar | Clarissa P. Estes

İçinizdeki Vahşi Ruhu Uyandırın

Günlük çalışma rutinimin beni paspasa çevirdiği bir gün bir nefes alayım diye kendimi koltuğa bırakıp telefonumu elime aldığımda; karşıma okuduğu kitabın etkisiyle, içinden gelen dans etme dürtüsüne karşı koyamayan ve telefonu sallayarak etrafını çeken deli bir kadına rastladım. Bu deli, benim de deliliğini pek sevdiğim Instagram’da da sıkı takip ettiğim bir kitap sevdalısından başkası değildi elbette.

İnanır mısınız bilmem ama enerjisi bana da geçti, yüzümde bir tebessüm tempo ile bu çılgın kadına eşlik eder buldum kendimi. Meğer bu kadını dürtükleyen, tam da kadınların içindeki vahşi ruha seslenen hatta bağıran Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabı imiş.

Hayatın günlük rutin döngüsünde gerilen sıkılan ruhum o enerji ile hemen kitabı sipariş etti. Bakın burada dikkatinize çelme takarak söylüyorum; uslu, ağır başlı, elinde okunacak onca kitabı varken yenisini sipariş edecek kadar çılgın olmayan Şenül değil; tam tersine içimdeki kıpır kıpır yerinde duramayan, yaramaz ruhum sipariş etti kitabı.

Kitap gelince heyecanla okumaya başladım.

Başladım başlamasına ama kitabı alırkenki hızlı tempom birden düştü, çünkü kitap ralli yarışlarındaki havalı arabaların hızında okunamıyormuş maalesef. Kitaba başlarken tavşan hızında yol almayı hedefleyen ben, kitap yolunda ağır aksak seyreden bir kaplumbağaya dönüştüm. Çünkü bu kitap için öncelikle psikanalitik yaklaşımın kurucusu Jung’un psikoloji kuramlarına vakıf olmak şartmış.

Freud’un öğrencisi, hatta bir süre de beraber çalışan ancak daha sonra onun kuramından ayrılarak analitik psikoloji kuramını geliştiren Jung’un görüşlerinin takipçisi olan Clarissa Estes, bu kitaptaki görüş ve analizleri Jung’ın kuramına dayanarak açıklıyor. İşte bu yüzden kitabın daha başında talî yola saparak Jung üzerine hatırı sayılır bir okuma yaptım. (Size de kitaba başlamadan böyle bir yol haritası izlemenizi öneririm.)

Jung haritasından önce puslu dağın zirvesi gibi zor anlaşılan kitap, birden güneşin aydınlattığı bir manzara gibi ayan beyan önüme serilmeye başladı. Ama kitap maceram bu çalışmalarla da hız kazan(a)madı, kitabın neredeyse tamamının altını renkli kalemlerle çizeyim derken kitabı gökkuşağına çevirdim böylece tüm kitabı katmer yer gibi kat kat okudum. Yetmedi notlar aldım, yetmedi kitabı kapatıp dünya ile bağımı koparıp derin düşüncelere daldım. Usul usul yağan yağmurun toprağın dehlizlerine nüfuz etmesi misali, bu kitapta benim iliklerime işledi, dünyaya, insan ve topluma, doğaya ve en önemlisi kendime bakışımı değiştirdi.

Bir şair ve psikanalist, aynı zamanda Latin geleneğinde eski öyküleri toplayıp saklayan kişi anlamına gelen “cantadora” olarak da tanınan Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını çok ciddi bir emeğin sonucunda ortaya çıkmış.

1971’de başladığı bu kitabı Clarissa Estes, yirmi yılı aşan bir sürede tamamlamış.

Anne, aktivist ve bir analist olan yazar bu meşakkatli yazma serüvenini şu sözlerle anlatıyor:

“Yazmak için belli zaman dilimleri ayırdım, öğleden sonra ya da gece yarısından sabah üçe kadar gibi. Ayrıca yirmi beş yıl önce, eğer ara vermediysem, beş ilâ altı dakikada iki buçuk sayfa kadar yazabildiğimi keşfettim. En küçük bir zaman aralığı bulduğumda okudum ya da yazdım. Talepler bana ayıracak bir an bile bırakmadığında, her gün bir tane çok güzel cümle yazdırdım kendime.

Hafta sonunda yedi güzel cümlem olmuştu ve bu çok büyük bir armağan gibi hissettiriyordu. Sonunda, ucunu nehre salladığım böğürtlenli küçük bir ipe dizili, araştırma notları ve günlükleri saymazsak, içsel hayata dair iki bin beş yüz sayfalık bir çalışmam olmuştu (gülme). Cidden, bildiğim yüzlerce masaldan yüz tanesini seçtim, araştırdım ve devam ettim.

Yayımlanmasına yakın, günde on yedi saat, haftada yedi gün altı ay boyunca yazdım ve cilaladım, bütün çalışmayı aynı çağa getirmeliydim, çünkü çeşitli kısımları hayatımın çeşitli devrelerinde yazılmıştı.”

Bu cümleleri okuduğum da kanım dondu, onun yaratıcı, üretken, azimli ve kararlı ruhuna hayran oldum. Kurtlarla Koşan Kadınlar içsel hayat üzerine yüz masalı kapsayan, beş bölümlük bir dizinin ilk kısmı, çalışmanın tam iki bin iki yüz sayfasının yazılması neredeyse yirmi yıldan uzun sürmüş.

Kitap on altı bölümden oluşuyor.

Her bölümde yazar, kadınların bireysel ve toplumsal travmalarla baş etmek için sahip oldukları, üstü her dönemin egemen değerleri ve kültürü tarafından örtülerek gömülmüş ve unutturulmuş zengin içsel rezervlerinin izini, anlattığı mitolojik öğelerini bünyesinde barındıran masal veya öyküler üzerinden sürüyor. Adeta derindeki cevherleri çıkarmak için kazı yapar gibi, bu eski masal ve öykülerin içerdiği işlevsel bilgi ve deneyim birikimini açığa çıkarıyor.

Masallar, bizi zaman ve mekândan azade tutan, duygu, düşünce ve hayalleri gerçeğin prangasından kurtarıp kanatlandırıp özgürce uçuran, kökü insanlığın varoluşuna dayanan ruhumuzu dinlendiren ulu çınarlardır. İnsanoğlunun yazı ile tanışması varoluşundan çok sonra olduğundan sözlü gelenek hakimiyetini çok uzun süre sürdürmüştür. Bizim kültürümüzde destan, Yunan ve dünya kültüründe mitoloji olarak adlandırılan sözlü geleneğin bu ürünleri sonraki dönemde de etkisini sürdürmüştür.

Bizim kültürümüzdeki aşıklık geleneği, latin kültüründe “cantadora” olarak adlandırılır. Halk kültüründe aşıklar köyleri, kasabaları gezerek Şehrazat’ınkiler gibi binbir gece sürmese de kırk gece süren halk hikayeleri anlatırlarmış. Bizler ninelerimizin masalları ile büyüdük ama bilgisayar, tablet gibi teknolojik canavarların köleleri yeni nesil bu kıymetli masal kültüründen yoksun büyümekte.

Oysa Clarissa Estes’e göre zamanla önemini yitiren geçmişten bugüne tecrübelerin nakışlandığı masallar bir okul niteliğinde.

Yazar, kadınlar olarak nasıl bir baskılanma mekanizması içinde var olmaya çalıştığımızı, ne kadar çok görünmez bağlarla gözlerimizin, ellerimizin ayaklarımızın bağlanıp kulaklarımızın tıkanmasına sessiz kaldığımızı anlatıyor. Bununla birlikte zihinsel ve duygusal işleyişimizin, içinde yaşadığımız sınıflı toplumun ihtiyaçlarına göre nasıl şekillenip şablonlaştığından ve aslında sadece emek gücümüzün değil, en yaratıcı içsel kaynaklarımızın nasıl köleleştirilerek evcilleştirilip, uysallaştırıldığımızdan da bahsediyor. Yazarın “erginlenme” adını verdiği bireysel uyanışın ve farkındalığın nasıl bedeller ödenerek edinildiğini, masallar üzerinden çözümleyerek, kadınları, içlerinde var olan vahşi benliklerini uyandırmaya çağırıyor.

Yazara göre; “Vahşi Kadın” nesiller boyu sesini koruyan bir varlıktır ve ne kadar susturulmaya çalışılırsa çalışılsın ölmez, varlığını milyarlarca kadının ruhunda masallarla sürdürmeye devam eder.

“Kendimiz olmak, başkaları tarafından sürgün edilmemize neden oluyor ama başkalarının istediklerine uymak, kendimizden sürgün edilmemize yol açıyor oluyor.”

Bu cümle insanı uyandırıyor, sarsıyor ve huzursuz ediyor aynı zamanda da kitabın vermek istediği asıl mesajı özetliyor. Kendinizden sürgün olmamak için, doğal vahşi benliğinize kavuşmak için, sezgilerinize güvenin yılmayın ve kendinize inanın ve mutlaka Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okuyun. Eminim pişman olmayacaksınız. Ben bu kitabı hayatım boyunca tekrar tekrar okumaya devam edeceğim.

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 29 Kasım 2019 at 23:21

    Yazıyı düzenlerken kafamda sürekli şu cümle dönüyordu: “Nasıl olur da okumazsın bu kitabı!”
     
    “Nasıl olur da belleğime girmez bu kitap? Neden?”
     
    Bazı kitapların zamanı olduğuna inananlardanım ben de. “Bu da herhalde böyle oldu” dedim.
     
    Yazı yayına girmeden sipariş ettim. Ve sonra neyi fark ettim biliyor musun? Kitabın isminin bende yarattığı algı nedeniyle bu kitabı almadığımı hatırladım. Ne kadar ön yargılı davranmışım, ne kadar küçükmüşüm, ne kadar dar bir kafesteymişim meğer…
     
    Neyse, geç olsun, güç olmasın derler ya.. işte tam da o hesap benim durumum şu anda 🙂
     
    Mutluyum, gururluyum✌

    • Cevapla Şenül Korkusuz 29 Kasım 2019 at 23:49

      Ben de zaman zaman önyargı kafesine hapsolup bunun için hayıflanırım. Ama mühim olan o kafesi bir işaretle yıkmaya açık olmak bence. Bu kitabı okuduktan sonra ruhuna vurulan her türlü prangaya karşı sorgulayan ve isyankâr bir tavrı sergileceksin. Buna mukabil kendine güvenin artacak ve kitabı herkesin okumasını arzulayacasın tıpkı benim gibi. 👍🏻

  • Cevapla Gönül Koçhan 30 Kasım 2019 at 02:04

    Okunması gereken kitapların yazımı kadar olmasa da tanıtılması da önemli. Bilgi paylaşılınca güzel. Emeğe saygı ne kadar çok okunursa o kadar güzel.
     
    Kitapla ilgili yorum bu kadar güzel anlatılır, sizi bu kadar meraklandırırsa orası da ayrıca güzel. Emeklerine gözlerine yüreğine sağlık, Şenülcüğüm. 📒📚💐👏👏👏

    • Cevapla Şenül Korkusuz 30 Kasım 2019 at 11:55

      Teşekkür ederim 😊

    Cevap Yaz