Aşk ve Farkındalık

İğne

7 Kasım 2019

Yazı: İğne | Yazan: Ateş Karadeniz

Bir boy aynasının önünde anadan doğma halime bakıyorum. Mahrem yerlerim yok, bu yüzden cinsiyetsiz ruhumun yansımasını izliyorum. Tepeden tırnağa metal kaplıyım ve başımda koskocaman bir delik var. Bir amaca hizmet etmek için var olan başım, gözle görülür şekilde boşluktan ibaret. Hassasiyetim mevcut ancak hissiz gibiyim. Dimdik duruşumun bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Sanki bu kararlılık, olması gerektiği için benimle gibi, şayet böyle olmasaydı kıvrılmaktan korkmaz ya da ilk gördüğüm yumuşaklıkta, sertliğimden arınmazdım.

Bu ayna, ömrümden akıp giden hayatı ve amacımı sorgularken geldiğim son nokta.

Hayatımın hatırladığım kısmından beri biriken onlarca cevapsız sorum vardı. Bu yüzden hayat hem kendimle yüzleşmem için hem de cevapları bulmam için başından beri beni ihtiyacım olan tek şeye yani bu aynaya sürüklemişti. Gerçeği arayan ruhum da böylelikle aynı bedenim gibi soğuk bir griye dönüşmüştü. Başımdaki delikten geriye kalan benzim solgundu. Görüyordum ancak gözlerim yoktu. Her bir hücremle boşluğa teslim olmuş gibiydim. Aslında yüzleşmek için bir aynaya ihtiyaç duymamın sebeplerinden biri de fazlasıyla kırılgan ruhumun artık bir acıyı daha kaldıracak gücünün olmamasıydı.

Bu noktaya gelene kadarki hayatım gözlerimin önünden geçiyordu. Yaşamdaki amacıma hizmet etmek için sürekli başımdan uzunluğunu kestiremediğim bir iplik geçmesi gerekiyordu. Bunca zaman başımdan geçen her biri farklı renkte ve uzunluktaki bu iplikler, ruhumda iz bırakan acıların çeşitliliğini yansıtıyordu.

Bazen tek seferde, bazense defalarca tekrarlanan ilmekler beni işe yarar hale getirmek için görevlerini yapıyorlardı. “Öğrenmeden yaşanmaz” diyenler vardır ya hani -ki haklılar- keşke canın yanmadan öğrenilemeyeceğini de söyleselerdi. En azından bu aynanın karşısına gelmeden önce başımdan geçenleri daha kolay atlatırdım.

İşte beni ben yapan bu iplikler, aynadaki suretime baktıkça içimde öğrenmeye aç bir boşluk olduğunu gösterdi. Ölene kadar ilmeklere ihtiyaç duyacak, onlarsız yapamayıp, onların bıraktığı izlerde kendimi bulacaktım. Geçmişimden kaçamayacak ve geleceğimi hiçbir zaman kestiremeyecektim.

Artık anladım; bir iğnenin yanında duran her şey gelip geçicidir.

Ona dokunan eller de başından geçen iplikler de atılan ilmekler de hep bir sonraki için orada dururlar. İşte, aynada gördüğüm bu gerçekleri zor da olsa kabul etmeliyim. Kalabalığın gelip geçici olduğunu, nefes aldığım sürece savaş verdiğimi ve ne olursa olsun ruhumun yalnız olduğunu bilmeliyim. Belli mi olur yüzleştiğim bunca gerçeğin sonunda, hayata sunduğum “Neden?” sorularımdan biri cevaplanır. O gün geldiğinde ruhumun griyi bırakıp, aynı acılarım gibi gökkuşağını gezmesini dilerim.

Aslına bakarsanız; zaten tek seçenek buymuş gibi geliyor çünkü ağlaya ağlaya paslanmak ve her şeyin sonunda işe yaramaz bir halde, geçen günleri saymak istemiyorum. Başımdan geçen her bir iplik, her defasında ruhumu delip geçse de onlarsız yaşanmayacağını biliyorum.

Bir iğne gibi yaşasam da beni tutan her eli acıtsam da başımdan onlarca acı geçse de beni ben yapan gerçeklerin de bunlar olduklarını artık biliyorum. Belki ölene kadar hayatın tüm söküklerini kabullenilmiş yalnızlığımla ben dikeceğim, belki de bir sonraki iplik gelinceye dek öylece, bir kutuda zamanın geçişini seyredeceğim.

Ben bunları düşünürken, aynadaki yansımamda başımdan bir iplik daha geçti. Rengi gök mavisini andıran bu ipliğin ilk defa ve kendi irademle geçtiğini fark ettim. İşte o an yüzüm görünür hale ve rengim geri gelmeye başladı. Bedenim metalik halini korurken bunun aslında ruhumun savunma mekanizması olduğunu hissettim. Ne olduğumu biliyordum, ne hissettiğimi ve ne hissettirdiğimi de…

Paslı ruhumla bir kutuda öylece kalmayacağım. Bu aynaya nasıl geldiysem, yoluma öyle devam edecek ve gerçeğe her ihtiyaç duyduğumda buraya geri döneceğim. Kendimle yüzleşerek ilerleyecek ve gerektiğinde gerçeğin sivri ucunu kendime batıracağım çünkü yaşamak ipliği başından geçirmek, söküleni yamamak ve gönülde iz bırakan düğümleri kabul etmekten ibaret. Sorular hiç cevaplanmasa da aramaktan vazgeçmemek demek.

Ateş Karadeniz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Demet Uncu 7 Kasım 2019 at 16:48

    Yine çok güzel yazmışsın Ateşciğim. Benzetmelerine de bayıldım. Tebrikler 😊

  • Cevap Yaz