Biraz Kitap

İyi Aile Yoktur

12 Kasım 2019

Kitap: İyi Aile Yoktur | Yazar: Nihan Kaya | Yorumlayan: Hülya Erarslan


İyi Aile Yoktur | Nihan Kaya

Nasıl mükemmel bir kitap, nasıl mükemmel, nasıl mükemmel, nasıl nasıl… Aşırı mükemmel bir eser. Soluk soluğa, aşkla okudum.

Aynen benim de düşündüğüm şekilde kaleme alınmış bir kitap. Tam zihnimden geçenleri içeriyor. Aynısını düşünüyorum.

Konu: Çocuklar

Kitabın konusu çocuklar ve çocuklara anne babaların yaklaşımı. “Senin iyiliğini istiyorum” denerek yavrucaklara verilen zararları gözler önüne seriyor.

Çevremdeki insanların çocuk yapma gerekçelerini duydukça üzülüyorum. Örneğin;

Yaşım geçiyor:

Çocuğun dünyaya gelme sebebine bakın:
“Annesinin yaşının geçme ihtimali”
Aradan çıksın diye çocuk yapmak.
“Anne ben niye doğdum?”
“Yaşım geçiyordu yavrum, o yüzden.”

Torun sevmek isteyen büyükler:

Evli çiftlerin anne babaları torun ister.
Salt bu isteğe karşı koyamayıp çocuk yapmak akıllıca mı?

Neslimiz devam etsin:

Nesli çünkü hanedan soyu olduğu ve çocuk yapmazsa hanedan sona ereceği için.

En vahimi:

Bir de sebep bile denemeyecek “E onca zamandır evliyiz, artık yapalım dedik” sebebi.

Bir keresinde şunu duymuştum; ülkemizde çok kötü bir nesil geliyormuş, o nesil ülkeyi bitirirmiş, o yüzden bizim gibi(!) eğitimli insanların çocuk yapması gerekiyormuş. Küçücük sabiye niye böyle bir misyon yüklüyorsun? Doğmamış çocuğa “Sen ülkeyi kurtaracaksın? Eğitimsizlerle mücadele edeceksin?” diye görev veriyorsun. Çocuk istiyor mu bunu? Nefer yetiştirmek istiyorsan git askeriyeye, subay mı oluyorsun, teğmen mi oluyorsun, git yetiştir orada. Doğmamış çocuğu niye militan yapmak istiyorsun?

Üstelik madem gelecekten bu kadar ümitsizsin, ümitsiz bulduğun bir dünyaya niye çocuk getiriyorsun? Böyle bir arkadaşım var, ülke şöyle kötü olacak, dünya böyle kötü olacak diyen karamsar biri. Diyemiyorum, niye çocuk yaptın o zaman diye. Kötü olduğunu düşündüğün bir yere çok sevdiğini iddia ettiğin çocuğunu niye getiriyorsun?

“İnsan ırkı ne olacak o zaman çocuk yapmazsak?” diyen çıkıyor. Ne olacaksa olacak? Küçücük masum bebeği “insan ırkı” ya da “ülke” ya da “dünya” neyse, kendisinden daha büyük ve daha değerli bulduğun bir ülküye kurban etmek mi istiyorsun? Neden küçücük bir bebeği kurban seçiyorsun? O zaman bu yavrucağa “Senin bir önemin yok, önemli olan ırk/ülke/dünya” deyip değersiz olduğu hissini vermiş olmuyor musun?

Annem bu konuda diyor ki: “E çocuk yapmazsan kim için çalışıyorsun?”

Kendim için. İnsanlar kendileri için bir şey yapmayı bilmiyorlar mı acaba? Çocuk olmayınca kendi hayatları çok mu anlamsız gözüküyor? Üstelik çocuk için çalışıyorsanız, bu da küçücük çocuğa yük. “Annem/babam benim için çalışıyor. Ben olmasam çalışmazlar, dinlenirler, ben yük oluyorum” diye düşünmeyecek mi bu çocuk?

Yaşlandığımızda bize bakar diye çocuk yapma fikri var bir de. B*k bakar. Çocuk bir yatırım aracı değil. Sen anne/baba olmaya karar verdiğinde çocuğa bakma yükümlülüğünün bilincindesin ama çocuk bu yükümlülükten habersiz. Ona haberdar olmadığı bir yükümlülük yükleyemezsiniz.

Peki o zaman çocuk niye yapılır?

Çocuk yapmak için tek koşulun “saf sevgi” olduğunu düşünüyorum. Kendimi seviyorum, hayatı seviyorum, eşimi seviyorum, eşim de kendisini ve hayatı seviyor. Birbirimizi seviyoruz.

Sadece bu.

Altında başka hiçbir gerekçe yok.

Çocukluk Cehennemdir

Gelelim kitaba;

Mükemmel bir kitap olduğunu söylemiş miydim? Nasıl mükemmel, nasıl mükemmel, nasıl nasıl…

Neresinden bahsetsem bilemiyorum, her satırını o kadar beğendim ki.

“Çocukluk cehennemdir” diyor kitap. Çünkü karşınızda size otorite olarak davranan bir anne/baba var, size yaptıkları doğru mu yanlış mı bilmiyorsunuz, çocuk sezgilerinizle yanlış olduğunu hissetseniz bile bu hissiniz bastırılıyor, bastırılınca hislerinizle irtibat kuramıyorsunuz, fiziksel olarak zaten karşı gelemiyorsunuz. Cehennem değil de ne?

Fiziksel Anne Babalık ve Yanlışlar

Çocuklara fiziksel veya cinsel şiddet uygulamıyor olmak tek başına iyi bir anne baba olunduğunu göstermiyor. Fiziksel annelik ve fiziksel babalık zaten hemen herkesin yapabildiği bir şey. Çocuğun karnını doyurmak, temiz pak giydirmek, okula göndermek vb.

Peki çocuk evde istediği gibi davranabiliyor mu? Masaya dokunma, yemeğini orada yeme, öyle oturma… Bu uyarılarla çocuğunuzu disipline ettiğinizi sanıyorsunuz. Aslında yaptığınız çocuğa “Burası benim evim. Burada benim kurallarım geçerli. Sen bu eve sonradan geldin” demek. Çocuğunuzu farkında olmadan yersiz yurtsuz hissettirdiniz, bravo.

Çocuklar ve başkaları arasında seçim yapmanız gerektiğini anlatıyor yazar. Çocuğa öyle yapma ayıp, öyle deme laf ederler… vb dediğinizde “Diğer insanların duyguları ve düşünceleri senden daha önemli” diyorsunuz aslında. Çocuğunuza farkında olmadan değersizlik duygusu yüklediniz.

Dışarıda çok görüyorum. Küçük çocuk annesiyle otobüste/metroda. Yanına oturan yetişkin, çocuğa adını soruyor, iyi niyetle iletişim kurmaya çalışıyor. Çocuk konuşmak istemiyor. Annesi dürtüyor çocuğu “Söylesene adını” diye. Bu da kendince iyi niyetli ama aslında çocuğa “Senin isteyip istememenin önemi yok” demiş oldunuz. “Senin kendi kararın olamaz” dediniz.

Abartı mı?

Bunları küçümseyip “Amma da abarttın!” diyorsanız umarım çocuğunuz yoktur. Çünkü sizin yetişkin zihninizle abartı saydığınız bu şeyler, küçük bir çocuğun zihninde abartı değil, gerçeklik. Çocuklara kendi yetişkin zihninizle yaklaşırsanız elbette anlayamazsınız.

Kendi çocukluğunuz da şu an abartı saydığınız bu davranışlarla geçtiyse yine anlamanız çok kolay değil. Ve işin kötüsü bu zinciri kendi çocuğunuza aktaracaksınız.

Kitapta bu aktarıma da değiniliyor. Anne/baba olarak çocuğunuza davranışınız, kendi anne/babanızdan gördüğünüz davranıştan çok farklı değil. Bunu fark edememeniz de doğal. Anne/babanızın size çocukken davranışlarını içselleştirdiyseniz, kendi çocuğunuza aynı şekilde davrandığınızda bir yanlış fark edemezsiniz.

Müdahale

Kitapta önemli bulduğum pek çok yer var. Ancak merak ettiğim bir husus vardı, onun cevabını aldım, sevindim. Bazen dışarıda çocuğuna kötü muamele eden anne/baba görüyorum. Uyarıp uyarmamak konusunda çok ikilemde kalıyorum. Çocuğun yanında anne/babasıyla tartışmak iyi bir fikir mi emin değilim çünkü.

Yazar bu konuda şunu söylüyor. Eğer anne/baba çocuğuna kötü muamele ediyor ve etrafta bunu gören kimse sesini çıkarmıyorsa, çocuk bu muamelenin doğru olduğunu düşünür. Etrafta biri buna karşı çıkarsa çocuk da artık düşünmeye başlar. “Anne/babamın bana bu yaptığı doğru olmayabilir” diye.

Bana da şimdilik makul geldi. Bundan sonra direkt müdahale edeceğim.

Okullar

Eğitim meselesi var bir de. Çocukları okula gönderiyoruz, ne güzel diye düşünürken aslında okullarda çocukların belli süre oturmak zorunda olduğunu, zil çaldığında dışarı çıkıp kısa bir süre dinlenebileceğini, zil çalınca tekrar sınıfa gelip oturup dinlemek zorunda olduğunu yani aslında otoriteye boyun eğmeyi öğrendiğini anlatıyor.

Modern eğitimin doğuşu da bu şekilde olmuş. Yüzyıllar önce çiftçiler, köylüler, yöneticilere ayaklanıyor diye, bu ayak takımını hizaya sokmak, kontrol altında tutmak için sınıflı ve teneffüslü eğitim sistemi ortaya çıkmış.

Ne Yapalım?

Bu kara tabloya bakınca “E ne yapalım?” sorusu akla geliyor. Bu çocukları nasıl yetiştirmek lazım?

Bilmiyorum.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

 
 
 
Editör Notu:Nihan Kaya’nın İyi Aile Yoktur kitabı sitemizde Ekim 2018’de Şenül Korkusuz tarafından da yorumlanmıştı. O yoruma da göz atmak isterseniz linki yanda 👉🏻 İyi Aile Yoktur

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 12 Kasım 2019 at 14:47

    Süper bir yorumdu. Daha önce Şenül yorumladığında da çok sevmiş ve okumaya karar vermiştim fakat okuma listem devamlı kabardığından bir türlü kendisine sıra gelemiyor.
     
    Çocuk yapmak için tek geçerli sebebin “sevgi” olduğuna ben de yürekten inanıyorum. Benim bu “sevgi”ye yorumum şu şekilde: Koşulsuz sizi sevecek bir canlıdan ziyade sizin koşulsuz sunacağınız sınırsız bir sevgiyi tatmak için çocuk yapılabilir 😉 Bu öyle bir sevgi ki aşk, iş, tutkular ya da herhangi bir şeye hissedeceğiniz her hangi bir duygununun binlerce katı. Böyle bir “sevgi”yi içinizde hissetmek bile iyileştirici.

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 14 Kasım 2019 at 11:14

    Sizin yazınız ve Didem Hanımın yorumu harika. Böyle bir düşünceye sahip Didem Hanımın harika bir ebeveyn olduğuna inanıyorum ve sizin de öyle olacağınız kesin.
     
    Kitabı özellikle çocuk yetiştirenlerin okuması gerekiyor bu durumda.
     
    Maalesef, çevremden duyduğum kadarı ile genelde, (ne yazık ki) gelecek garantisi olarak düşünülüyor çocuklar. O zihniyetle Dünya’ya geldiğini duyup, öğrenince yıllarca, o da aynı uygulamaya gidiyor zamanı gelince.
     
    Ama o çocuklar, ne olduğunu bilmeden, hiç çıkarsız ve karşılıksız sevgilerini veriyorlar yıllarca. Ta ki bir gün, işin iç yüzünü öğrenene kadar. Tabi ki sevmeye devam ediyorlar ama bir gün, yeter benim de bir hayatım var diyebiliyorlar.
     
    Bu durumda, sevgiyle doyurulmuş ve verecek çok sevgisi olan (özellikle bu zamanda) yeni nesillerin yetişmesi dileğiyle.

  • Cevapla Hülya Erarslan 22 Kasım 2019 at 13:10

    Yaaa ne güzel şeyler söylemişsiniz.

    Sevgiler hepinize o zaman.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan