Bilim

Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği

29 Kasım 2019

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar


Uludağ’dan Samanyolu | Işık Kirliliği (Fotoğraf: Tunç Tezel)

Geceyi düşündüğünüzde aklınıza ne geliyor? Karanlık gökyüzü, yıldızlar, Samanyolu… Bunlar astronomlara, müzisyenlere, şairlere ve daha birçoklarına ilham vermiştir. Bu ilhamla da insanlık bilim ve sanatı geliştirmiştir.

“Kendi açımdan kesin bildiğim bir şey yoktur fakat yıldızlı gece hayal kurmamı sağlar” diyen Van Gogh bugün yaşıyor olsaydı yıldızlardan ilham alıp “Yıldızlı Gece” tablosunu yapabilir miydi?

Neden şimdi yıldızları ve Samanyolu’nu göremiyoruz? Çünkü karanlığa ihtiyacımız var. Peki nedir bu ışık kirliliği?

Işık Kirliliği

Yanlış Yerde! Yanlış Zamanda! Yanlış Yönde! Yanlış Miktarda! Işık kullanımıdır. Ve çözümü yerel olan küresel bir sorundur. Işık kirliliğinin kaynakları; yol, cadde, sokak aydınlatmaları, bina aydınlatmaları, reklam ışıkları, park ve spor alanlardaki aydınlatmalar, güvenlik amacıyla yapılan aydınlatmalar, evlerden, binalardan dışarı taşan ışık, araçların ışıkları…

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar

Dış aydınlatma hepimiz için gerekli; gece etrafımızı görmek isteriz, güvende olmak isteriz, suç işlenmesini önlemek isteriz…

Bunun için aydınlatmayı doğru yerde, doğru yönde, doğru miktarda ve doğru zamanda yapmalıyız. Sorun, aydınlatmada değil, yanlış aydınlatmada!

Neden önemli?

Işık Kirliliğinin etkileri sadece yıldızları ve Samanyolu’nu görememek mi? Hayır.

Enerji, güvenlik, astronomi, insan sağlığı, hava kirliliği, ekolojik denge ve vahşi/doğal yaşamımızı etkilemektedir.

Enerji

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar
Kullanılmayan, boşa giden, uzaya kaçan ışık; boşa harcanan enerji, boşa harcanan para ve boşa harcanan doğal kaynaklardır!

ABD – 3,3 milyar dolar/yıl
Meskun bölge aydınlatmasının %13’ü dış aydınlatma.
%35’i boşa harcanıyor = 21 Mton CO2/yıl = 875 M ağaç!

İngiltere – 53 milyon sterlin/yıl
Türkiye – 200 milyon TL/yıl
Tutarın da enerjinin boşa gittiği tahmin edilmektedir.

Bursa Amatör Astronomi Kulübü ve TİKE (Türkiye’de Işık Kirliliğini Engelleme çalışmaları) ekibinin 2017 yılı sonunda yaptığı Nilüfer İlçesi Işık Kirliliği Haritalaması Projesi kapsamında yanlış aydınlatmadan kaynaklı kayıp: her ay 2300 hanenin toplam elektrik tüketimine karşılık gelmektedir. O günkü elektrik birim fiyatlarına göre 1.745.280 TL/yıldır.

Güvenlik

Çok parlak aydınlatma, aydınlık ve karanlık arasında keskin bir kontrast yarattığından, aydınlatılan alan dışında kalan kısımların görünmesi neredeyse imkansız yapar. Kötü yapılmış aydınlatmalar, derin gölgeler ve saklanmaya müsait bölgeler yarattığı için kötü insanları cezbeder. 2015 yılında yapılan bir çalışmaya göre, sokak lambaları gece kazaları ve suçu engellemediği gibi fazla masraflı olduklarını ortaya koymuştur.

“Parlak” ışık “güvenli ışık” demek değildir!

Astronomi

Milyarlarca yıl boyunca yol alarak Dünya’mıza gelen ışık, tam bize ulaşacakken ışık kirliliği arkasında kaybolur, ne kötü!

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar


Aladağlar-Niğde (Fotoğraf: Uğur İkizler)

İnsan Sağlığı

24 saatlik gündüz/gece döngüsü, fizyolojik süreçleri belirleyen biyolojik saatimizi etkiler. Bu süreçler, beyin dalga desenleri, hormon üretimleri, hücre düzenlemesi ve diğer biyolojik aktivitelerdir ve ritimlerinin bozulması uykusuzluk, kanser ve kalp hastalıklarına sebep olur. Gece maruz kalınan yapay aydınlatma, biyolojik ritmi bozar!

Melatonin hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında (yani geceleyin, karanlıkta!) salgılanır. Güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir.

Yaşlanmayı geciktirici etkisi vardır.

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar


Biyolojik Saat

Mavi ışık, insan gözünün gördüğü (görünür bölge) en küçük dalga boyuna sahiptir ve atmosferde en çok saçılandır. Gökyüzü ve denizler bu nedenle mavi görünürler! Atmosferde saçıldığı gibi göz içinde de saçılır ve gece görüşü zayıflatır. Mavi ışık, özellikle geceleyin gözü en çok yoran ve ağrıya neden olan ışık türüdür. Gözün odaklama yapması zor olduğu için nesnelerin etrafında hale görünebilir. Geceleyin ışığa, özellikle mavice zengin ışığa maruz kalma melatonin hormonunun üretimini baskılar.

Gece vardiyasında çalışanlar üzerinde yapılan klinik araştırmalar kadınlarda göğüs kanseri, erkeklerde prostat kanseri riskinin arttığını göstermektedir!

Dünya Sağlık Örgütü, “biyolojik saat bozulmasına sebep veren vardiya çalışmalarını” olası kanserojen olarak listelemektedir!

Genlerden gelen risk %100
Obez olmaktan gelen risk %50
Işık kirliliğinden gelen risk %36

Hava Kirliliği

Boşa giden elektrik enerjisini üretmek için kullanılan fosil yakıtları hava kirliliğine neden olur.

Tüm Dünya’da elektrik tüketiminin %19’u aydınlatma da kullanılıyor, bu 1,9 milyar ton CO2’e eşdeğer 100 W’lık bir lambanın her gece bir yıl boyunca harcadığı enerji yarım ton kömür enerjisine eşdeğer.

Parlak şehir ışıkları geceleri havayı temizleyen kimyasal tepkimeleri engeller. Şehir ışıkları, güneş ışıkları gibi, atmosferi temizleyen kimyasalları, örneğin NO3 azot kökünü öldürür. Şehir ışıkları NO3 düzeylerini yani kimyasal temizleme işlemini %7 azaltıyor ve bir sonraki günün ozon kirlenmesi habercisi kimyasalları %5 artırıyor.

Şehir ışıkları güneşten 4 mertebe daha sönüktür ama dolunaydan 25 kat daha parlaktır.

Ekolojik Denge – Vahşi/Doğal Yaşam

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan Vardar

Hayvanlar, gezegenimizin 24 saatlik çevriminin oluşturduğu biyolojik saatleriyle yaşarlar. Çiftleşme, göç etme, uyuma ve yiyecek bulma davranışları gecenin uzunluğuyla belirlenir. Gecenin yapay şekilde aydınlatılması, vahşi hayatta eş zamanlama bozukluğuna (jet lag) ve yön duygusunun kaybına sebep olur. İştahları azalır, zayıflarlar. Üremede güçlük çekerler, nüfusları azalır. Avcı hayvanlar tarafından görünür oldukları için kolay avlanırlar (veya tam tersi!).

Kuzey Amerika’da her yıl 100 milyon kuş aydınlatılmış binalara çarparak ölüyor.

Yapay aydınlatma nedeniyle göçmen kuşlar yönlerini şaşırmakta ve doğal varış yerlerine hiçbir zaman ulaşamamaktadırlar. Karanlık olduğunu anlayamadıkları, göç etmeye devam ettikleri için çok yorulmaktan ya düşüp ölmekte ya da yırtıcı hayvanlara kolay av olmaktadırlar.

Dişi deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için uzak ve karanlık yerleri tercih eder. Kıyı ışıkları güvenli yer bulmalarını engeller. Yumurtadan yeni çıkan deniz kaplumbağaları kıyıdaki yapay ışıkları okyanus yüzeyinin parlaklığı ile karıştırır. Denize ulaşamadıkları için de ölürler.

Gece beslenen yarasalar, nesli tükenme tehlikesi altındadır.

Yazı: Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği | Yazan: İlhan VardarYapay ışıkla aydınlatma ağaçların/bitkilerin fotosentezine müdahaledir. Sokak aydınlatması altında kalan ağaç yaprakları sonbahar geldiğinin farkında olamaz.

International Dark-Sky Association | IDA – Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği’nin Türkçe dahil 23 dilde yayınladığı Işık Kirliliği hakkındaki filmini de izlemek isteyebileceğinizi düşünerek linkini buraya bırakıyorum: Turkish version of Losing the Dark

Bir sonraki yazımda TİKE (Türkiye’de Işık Kirliliğini Engelleme çalışmaları) ve gelinen noktayı anlatacağım.

Eleştirdiğim siyasetçi aydın sorunsalı konularında da yorum yapmayarak bu yorumları siz okurlarıma ve ilgililere bırakacağım.
 
 
 
İlhan Vardar
 
 

Kaynaklar:

▻ Işığın Kirli Yüzü: IŞIK KİRLİLİĞİ – Bülent Aslan – S.S. ADA Eğitim Kooperatifi – 1. Baskı Kasım 2018

(Işık Kirliliği konusunda Türkçe ilk kaynak olan kitabı Işık Kirliliği web sitesinden sadece posta ücreti karşılığında temin edebilirsiniz 👉🏻 Işığın Kirli Yüzü: IŞIK KİRLİLİĞİ)

http://www.isikkirliligi.org/

International Dark Sky Association (Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği)

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 29 Kasım 2019 at 13:16

    Işık konusunda oldukça hassastım zaten, bir de yazdıklarınızı okuyunca artık her yerde ışıkları kapata kapata yürüyeceğim sanırım 😁 Veee herkese yazdıklarınızı anlatacağım. Yıldızları görmemekten öte zararları olduğunu sayenizde öğrendim.
     
    Oldukça bilinçlendiren, uyarıcı bir yazıydı. Paylaştığınız için çok teşekkürler.

  • Cevapla İlhan Vardar 29 Kasım 2019 at 13:21

    Bu tür farkındalık yaratıcı konulara derginizde yer verdiğiniz ve destekleriniz için ben çok teşekkür ediyorum Didem Hanım.

  • Cevapla Mustafa Sorkun 29 Kasım 2019 at 19:36

    Aslında hergün farkına varmasak da hepimizin yaşadığı bir problem, çok güzel bir şekilde anlatılmış. Yerel yönetimlerin ve halkın bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Çocuklarımıza karanlık ve yıldızları görebilecekleri bir gökyüzü bırakmalıyız.

  • Cevapla İlhan Vardar 29 Kasım 2019 at 22:02

    Evet Mustafa Öğretmenim, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmalıyız. Çok teşekkürler….

  • Cevapla Beril Erem 29 Kasım 2019 at 23:48

    İlhan Bey, ben de bu aydınlatma konusuna takık insanlardan biriyim. Evde tasarruflu ampuller kullanma, uyurken açık ışık bırakmama, yatak odasında cep telefonu, elektronik cihaz bulundurmama gibi bir sürü tasarruf tedbirimiz var. Ancak yine de kendi hanem içinde ne yaparsam yapayım, sokağımdan geçen enerji hattının dahi yükünü çekiyormuş gibi hissediyorum.
     
    Sapanca’ya gidiyoruz bazen hafta sonları, orada bunu hissetmiyorum. Ses yok, araç trafiği yok, yoğun enerji trafiği de yok…
     
    Büyük kentlerde bu enerji yoğunluğuna mı demeliyim; bilmiyorum ama mutlaka bir başka yüklenici bulunmalı. İnsan dışında farklı bir noktaya yönlendirilmeli bu enerji fazlalığı.

    • Cevapla İlhan Vardar 1 Aralık 2019 at 14:02

      Evet Beril Hanım ne yazık ki kişisel tedbirler alsak da dış etkileri engelleyemiyoruz.
       
      Çalışmalarımız sırasında konuyu belediye başkanlarına anlatıyoruz. Önce “Işığında kirliliği mi olurmuş” tepkisi ile karşılaşıyoruz. Ardından vatandaşın şikayetlerini kendi ağızları ile anlatıyorlar. Gelen şikayetlerden biri de sokak lambalarının sokağı değil de odalarını aydınlattığı yönünde imiş. Bu olaya konuyu ülke gündemine getiren ve nerede ise 30 yıldır çalışmalar yapan hocam Prof.Dr. Zeki Aslan “Işık tecavüzü” ismini verdi.
       
      Bu çalışmalar sırasında sadece enerji yönetmeliklerine “Işık kirliliğine neden olmayacak armatürler kullanılması” tavsiyesi girebildi. Hedef ışık kirliliği konusunda bir yasa çıkması.
       
      Gelecek yazımda ışık kirliliği konusunda ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmaları ve gelinen noktaları anlatacağım. Konunun öneminden ziyade ilgisizlik çok daha vahim.
       
      Son dönemlerde güzel çalışmalar da yapılıyor. Özellikle Bursa bu konuda örnek olacak gelişmelere imza atacak.
       
      Tabi sizlerin desteği de çok çok önemli. Konuyu çok daha geniş kitlelere yayma açısından.
       
      Sen ve Ben ailesine de bu konuda çok teşekkür ediyorum.

    Cevap Yaz