İçimdeki Sesler

Neden Yazıyoruz?

5 Kasım 2019

Yazı: neden Yazıyoruz? | Yazan: Demet Uncu

Geçen akşam, dolaplarımı düzenlerken bir poşetin içerisine koyduğum kartpostalları, mektupları ve ufak bir günlük defteri buldum, başladım okumaya. Okurken hem çok güldüm hem de çok hüzünlendim.

Bu haftaki yazımın başlığı da buradan çıktı aslında.

Neden Yazıyoruz?

Poşetin içerisinden neler çıktı peki? Üniversiteden sınıf arkadaşımın eğitim için gittiği Amerika’dan gezip, gördüğü yerlerden gönderdiği çok güzel kartpostallar, 2005 yılında sürpriz doğum günüme katılamayan bir arkadaşımın bana yazdığı bir mektup, beğendiğim şiirleri yazmış olduğum ufak, kahverengi bir defter ve o defterin içerisine tutmuş olduğum bir günlük…

Önce günlüğümü okumaya başladım tabii ve yazdıklarıma çok güldüm. Sanırım üniversite sınavlarına hazırlandığım dönemde yazmışım bunları ve her gün hayatımın ne kadar monoton, sıkıcı olduğundan dert yanıp, ne kadar mutsuz olduğumdan bahsetmişim. 😆 Üzerinde her şehrin ünlü bir yerine ait olan fotoğrafları görünce hafızamda canlanan o güzel hatıralar da ne iyi geldi bana, işten eve yorgun argın geldiğimde sormayın.

Hoş Bir Sadâ Bırakabilmek Gök Kubbede

Sonra düşünmeye başladım. Gerçekten neden yazıyoruz bizler? Neden yazma ihtiyacı duyuyoruz? Tabii, bu dergide yazmaya başladığım için öncelikle kendime sordum bu soruyu. Neden yazıyorsun Demet, diye?

Kendimi yazarak, daha iyi ifade ettiğimi düşünüyor ve içimdekileri sizlerle paylaşmayı seviyorum. Sanki yazarken sizler karşımda oturuyorsunuz ve birlikte sohbet edip, içimdekileri sizlere anlatıyorum gibi geliyor bana. Yazı yayınlandıktan sonra da yorumlarınızı okumaktan ayrı bir keyif ve mutluluk duyuyorum. Sanki sohbet esnasındaki sorduğum sorulara cevaplar veriyorsunuz böylelikle karşılıklı etkileşim benim için başlamış oluyor artık.

İşte, bunun bende yarattığı hisleri, duyguları seviyorum ben. Anlaşılabilmek, farklı görüşleri öğrenmek beni mutlu ediyor gerçekten. Birbirimizi tanımıyor olsak da yazılar üzerinde bu tanışıklığı kurmak, bu sıcaklığı hissedebilmek gerçekten müthiş bir duygu.

Tabii, bir de kalıcılık meselesi var, arkanda yazılı, kalıcı bir şeyler bırakma isteği. Bu da yazma sebeplerimden biri olsa gerek. Hoş bir sada bırakabilmek bu gök kubbede… Bu dünyadan göçüp gittiğimde, yazdıklarımın birileri tarafından okunması, okuyacak kişinin yüzünde belirebilecek ufak bir gülümsemenin olma ihtimalini düşünmek bile kendimi iyi hissettiriyor bana.

Ne tuhaf değil mi? İnsanın hep mi beğenilme, anlaşılabilme isteği olur? Bu dünyada olup olmamanız bile bu isteğinizi değiştirmiyor… İnsan psikolojisi gerçekten çok tuhaf 😉

Bir Derdim Var, Tutamam İçimde

Akşam akşam Pandora’nın kutusu gibi önüme açılan bu yazıları bulmak, bile beni mutlu etmeye yetti inanın. Hemen, arkadaşımın yazdığı mektubu “Bak ne buldum” diyerek, ona gönderdim. O da ne kadar duygulandığını, ne kadar naif duygularla kendini ifade ettiğini söyleyerek beni duygulandırdı gerçekten. Ardından annemi aradım ve günlüğümde onunla ders çalışma meselesi yüzünden tartıştığımızı okuduğumu, bir gün okulu kırmayı düşündüğümü ama ona söyleyip, söylememe konusunda kararsız kaldığımı yazdığımı söylediğimde hep birlikte gülmeye başladık.

“İşte!” dedim “Bunları yazmamış olsaydım ya da bana bunlar yazılmamış olsaydı unutulup, gidecekti ve belki de bu anları hiçbir zaman hatırlamayacaktık.”

Bunun için de yazıyorum işte dedim; unutmamak, unutulmamak için.

Yazmanın iyileştirici gücünü söylemeden geçemeyeceğim sizlere. Sizler zaten biliyorsunuzdur. İçinizde yıllardır biriktirdiğiniz, kursağınızda düğümlenen acılarınızı, sıkıntılarınızı, gözlerinizden akıtamadığınız yaşlarınızı; bembeyaz bir sayfaya, paragraf paragraf dökebileceğiniz koskoca bir alan bu yazma işi…

“Sevinçler, mutluluklar hiç mi yazıya dökülmüyor?” diyeceksiniz bana. Tabii ki onlar da paylaşılabiliyor yazı aracılığıyla ama bence yazmak için bir “derdi” olmalı insanın… O dert, içinde birikerek taşmalı, taştıkları ile kendini ifade etmeli.

Mor ve Ötesi’nin söylediği gibi; “Bir derdim var, artık tutamam içimde, gitsen nereye kadar, kalsan neye yarar?”

İşte bence bizler bir yere gitmiyoruz, burada kalıp yazıyoruz ve yazmaya devam ediyoruz.

Peki bu yazanların farkı ne sizce?
Sizler ne için yazıyorsunuz?
Neler sebep oldu da; sizler de yazmaya başladınız?

Merakla gelecek cevaplarınızı bekliyorum ve sevgilerimi iletiyorum sizlere.

Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

5 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Kasım 2019 at 13:04

    Canım benim ne güzel bir yazıydı gene. Ve ne güzel bir konu. Sanırım yazan herkesin neden yazdığını sorguladığı bir dönem oluyor. Doğru ya, sonuçta herkes eline kağıdı kalemi alıp harıl harıl savaşmıyor kelimelerle. Biz niye yapıyoruz peki?
     
    Burada yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra ben de tıpkı senin yaptığına benzer bir konu kaleme almıştım: Yazıyorum Çünkü… Benim cevaplarım da orada 😉

  • Cevapla Demet Uncu 5 Kasım 2019 at 13:32

    Canım benim çok teşekkürler, senin de söylediğin gibi yazanların neden yazdıklarını merak ettim sadece ve düşüncelerimi dökmeye çalıştım.
     
    Bu yazıyı yazarken de senden aldığım kartpostalları bulmak beni çok sevindirdi. 😊  
    Senin de bir felsefeci olarak, bu soruyu kendine sorduğuna ve bunu kaleme aldığına şaşırmadım 😉 Hemen yazını okudum ve cevaplarına da bayıldım. 😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Kasım 2019 at 11:48

      Ahahhahhha evet yazıda Amerika’dan gelen kartpostalların hâlâ durduğunu ve onları yakın zamanda yeniden okuduğunu öğrenince hafif gözlerim dolmadı değil 🙈
       
      Canııımmm benim öperim kocaman 😘

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 5 Kasım 2019 at 13:38

    Yazdım, sizin söylediğiniz gibi, belki benden sonra birilerinin eline geçip okuduklarında beni anarlar diyerek, bu gök kubbeye bir ses de benden olsun deyip, kitabımı yayınlattım.
     
    Sonra, benim hayatımın anlamı dediğim eşimi kaybettim ve o günden beri günlük gibi değil ama O’na mektup gibi yazmaya devam ediyorum. Ayrıca yazdıklarımı okuduğumda, kendimle ilgili kimseyle paylaşmak istemediklerimi dile getirdiğimi görüyorum, bir yerde bir terapi gibi oluyor..
     
    Ayrıca en sıkıntılı zamanlarımda, yazmaya başladığımda saatler su gibi akıyor ve ben daha iyi hissediyorum.
     
    Sevgiyle kalın.

    • Cevapla Demet Uncu 5 Kasım 2019 at 13:50

      Nimet Hanım öncelikle kaybınız için çok üzüldüm; benzer acıyı yaşayan biri olarak yazmanın size iyi geleceğini, yazdıklarınızın sevgili eşiniz tarafından hissedileceğini ve sizin de onun sizi görmek isteyeceği şekilde yaşamaya devam edeceğinizi düşünüyorum.
       
      Kitabınız için ayrıca sizi tebrik ediyor, yazımın yazacağınız daha nice güzel yazılara vesile olmasını gönülden diliyorum.
       
      Sevgilerimle …

    Cevap Yaz