Yaşamak Yaratmaktır

Spor Nedir?

13 Kasım 2019

Yazı: Spor Nedir? | Yazan: Prof. Dr. Atilla Erdemli

Söz ‘spor’a geldiğinde hemen bir soru beliriyor:
Spor çevrelerinde ortaya çıkmayan,
çıkmasına gerek duyulmayan,
sanki
yanıtı kesin olarak biliniyormuş gibi davranılan
bu soru;

Spor nedir?

Gerçekten
spor nedir?

Çok geniş bir yayılım gösteren,
birbiri içine girmiş sorun ve etkinlik alanlarıyla yumaklanmış,
tarihsel, ekonomik, teknik, ideolojik bir çok yanı bulunan
bir eylem alanını
bir tek tanımda toplamak çok zor.

Önemli olan ‘spor’ üstüne aydınlanmaksa
hep tartışılacak yanları bulunan tanımlarda direnmek neden?
Bırakalım tanım peşinde koşmayı,
Betimlemeye girişelim
Sporu temel özellikleriyle olabildiğince dile getirelim.

Öyleyse nedir Spor?

Genel olarak baktığımızda
‘Yaşama Bütünlüğü’nün önemli bir yanı,
fakat
olağan, günlük, akıp-giden ‘yaşama’nın kendisi değil.
Şaşırtıcı ama gerçek:
Spor
olağan, günlük yaşamamıza koşut
onunla tüm ilişkisi
sanki
iç içeymiş gibi görünmesi bile yalnızca bu koşutluk içinde.

Öte yandan
spor
temel ve özgün bir eylem alanı:
Temel bir eylem alanı
çünkü insanın doğasına dayanıyor;
özgün
çünkü bireyin yapıcı-yaratıcı etkinlikleriyle biçimleniyor.

Birey açısından baktığımızda
Spor
ilkin bir ‘beden olayı’dır.
Beden olmadan, bedene dayanmadan spor olanaksız.
Çünkü spor
bedene içkin bulunan hareket kabiliyetinde temellenir.
Herhangi bir spor etkinliği
ya
birkaç hareketin bütünlüğü olarak
ya da
belli hareketlerin bir hayvan veya bir aletle bütünleşmesi olarak
ortaya çıkar.
Yani,
hareketin olmadığı yerde ‘spor’ yoktur.

İnsanın sahip olduğu temel hareketler
başkaca dersek
hareket kabiliyetimiz
belirli, sınırlı ve her birimizde kendimize özgü.
Kimimizde az bulunsa,
bu alanda nice başarılara açık olsak da kimimiz
fakat her birimiz
‘Spor Yapan Bir Güç’e sahibiz.
Yolunca eğitilirsek
daha çocuk yaşta
kendimizde ilkin bu spor yapan gücü biliriz.
Çocukluğun oyun dünyasında
Spor bağlamında
kendi bedenimizi tanımaya,
tanıdığımızı kullanmaya,
kullandığımızı geliştirmeye,
yani, kendimizi bilmeye,
mükemmelleştirmeye,
yani
özgürleşmeye başlarız.
Orada
kendimizle karşılaşırız,
Orada
kendimizi kucaklayıp, yaşarız.

Her eylem bağlamı
kendisini oluşturan güç alanlarından biriyle sınırlı kalınca
yozlaşma başlar.
Yalnızca bedenle sınırlı kalan
spor da
bozulur, kokuşur.
Çünkü çok yönlü bir etkinlik hem teke indirilmiştir,
üstelik
bu tek,
yani beden varlığım
ilkel olana açılan kapımdır.
Bedeni tanıyıp, bilmek
bedeni yönetip, yetkinleştirmek
sporun bir başka yanıyla bütünleşmedikçe
yani,
güzelleşmedikçe
eylem, ‘spor’ olmaz.

Sporda bedenin güçlü bir hareketi
güçlü bir güzellikle ortaya çıkar.
Beden gücünün
incelmiş bir beceri ve davranış gücüne
dönüşmesiyle
spordaki güzellik doğar.
Ne var ki, ‘sportif davranış’
yalnızca güzel olanın eklenmesiyle tamamlanmaz.
Spordaki güzeliğin, davranıştaki erdemllikle bütünlenmesi gerekir.
Sportif davranış
bedensel güc ve beceri
güzellik ve erdemle bütünleştiği zaman, tamamlanır.

Çok kez dışarda aranan, dışardan spora sokulmaya çalışılan
Fair Play
gerçekte sportif davranışın yapısındadır.
Fair Play
Sporun içindedir.
Spor
insana yalnızca bir oyun olması bakımından değil,
bireyin,
güzel ve erdemli davranışlar yaratması bakımından da
haz verir.

Kuşkusuz bu haz insanı yüceltir.

Spor,
spor yapan insanda
daha yetkin ve daha yeterli olma bilinç ve duygu ve isteğini yaratan
bir eylemdir.
Bu mükemmelleşme
sportif davranışın içerdiği güzellik ve erdemlilikle bütünleşince
spor
yalnız yapanda değil, ‘izleyen’de de mükemmelleşme
istek ve bilincini uyandırır.
Gerektiğince gerçekleşen bir sportif davranış
insanı
örnek alma, özenme, daha iyisi için çaba gösterme yolunda
etkiler.

İnsan
zorunlulukla ilkel olarak doğan bir varlıktır.
Buna karşın
doğada
yalnızca ‘insan’ın ilkel olarak ölmesi gerekmez;
insan
uygar olarak da ölebilir,
insan
uygar olarak ölmelidir.

Doğrusu,
İnsan yaşamı ilkelden uygara gelişen bir süreçtir.
İnsan birçok bakımdan uygarlaşma olanağına sahiptir.
‘Spor’da
insanın ilkelden uygara geliştiği bir yaşama bağlamıdır.
Spor bir uygarlaşmadır.
Bu uygarlaşmayı günlük ‘yaşama’ya sokarsak bozarız
kendine özgü oluşunu kırarız.

Çok zaman örnekler verilerek tersi savunulsa da
spor
amacı kendisinde olan
bir eylemdir.
Önemi, işlevi, gücü
kendi dışında bir amacı bulunmamasından gelir.
Spor kendisi için yapılır.
Bu demek değildir ki,
spor meslek olamaz.
‘Meslek Sporları’ da vardır ve her spor meslek olarak yapılabilir.
Yeter ki, özüne uygun olsun.

Aslına bakarsak
spor
günlük yaşamadan bir uzaklaşmadır.

Oysa biz hep
günlük yaşamayı spora bulaştırmaya
çabalarız.
Başarılı olmak için idman yaparız,
sağlık için koşarız,
ün kazanmak için rekor deneriz,
para için sahaya çıkarız,
kilo vermek için hoplar, zıplarız
ülke reklamı için Olimpiyatlar’a gideriz,
evde, yolda, işte birilerine, birşeylere kızdığımız için
hakeme, sporculara küfreder ya da birşeyler atarız.
Kısacası sporu, spordan başka her şey için yaparız.

Oysa
varlığının
hakkını vermek isteyen
spor yapmaya başladığında
yalnızca spor böyle olduğu ve bunu gerektirdiği için
günlük yaşamanın
kaygılarından, sıkıntılarından, korkularından, hırslarından, utkularından
kin ve nefretlerden, düşmanlıklardan,
yani günlük yaşamanın insanı bozan tortularından
uzaklaşmalıdır,
onları arkada, aşağıda bırakmalıdır.
Bu anlamda
spor bir arınmadır.
Spor başka türlü yapılmaz.
Yapılırsa, ortaya spor çıkmaz.
Spor yapmak
her seferinde
kendi içindeki
‘Spor yapan Özgün İnsan’la
yeniden
her seferinde başka türlü
yani yepyeni karşılaşmak
onunla bütünleşip, kaynaşmaktır.

Kuşkusuz, içimdeki tek özgün yansSpor yapan insan değil;
başkaları da var.
Derseniz ki bunlar nicedir?
Onu her insan kendisinde, kendisi bilir.
Onlardan biriyle bile olsa karşılaşmak
kendimle karşılaşmamdır.
Kendimi tanımam,
önemli yanıyla onları tanımamdır.

Bireyin
daha küçük yaşta kendi sportif bilincine ulaşması
yani
kendi sportif tanımını bilmesi
kendini bilmek yolunda en önemli adımdır.
Kendini
sporla da bilmek, geliştirmek, yetkinleşmek, özgürleştirmek
sporla gerçekleşen bir aydınlanmadır.
Her aydınlanma gibi bu da
kendi varlığında bir çoğalmadır.

Böyle bir etkinlik ağır, herkesin harcı değilmiş gibi düşünülebilir.
Oysa spor bir Oyundur
her ‘oyun’ gibi bir ‘deneme’dir.
Yani bilinenlerden, yapılabilinenlerden
becerilenlerden hareketle
yeni olanı ortaya çıkartmak, olanı aşmak çabasıdır.
Spor bir çaba, bir uğraştır.
mutlaka sonuca varmak zorunlu değildir.
Spor
‘sonuçta olmak’ değil,
‘yolda, eylemde olmak’tır.
Sporu
coşkulu, haz verici, yapıcı-yaratıcı, geliştirici kılan
hep deneyen, daha olumlusuna yönelen uğraş içinde bulunmaktır.
Orada insan bedensel ve zihinsel güçlerini sonuna dek kullanır.
Orada insan neleri başarabileceğini bilir,
kendini tanır,
kendi varlığının ayırdına varır.
Hiçbir çıkar, günlük kaygı gütmeksizin
insanın kendisinden geliştirdiği
yapıcı-yaratıcı uğraş olması bakımından
spor bir ‘hümanizma’dır.
bir hümanizma olması bakımından spor
yalnızca insan için vardır.
İnsanın dışında hiçbir varlık spor yapamaz.

Spor uğraşına insan tek başına girer;
takım sporu da olsa
her sporcu
kendi özgün uğraşını kendisi verir.
Fakat bir tek insana özgü spor olmaz.
Bireysel sporlar olabilir ve vardır,
fakat bireye özgü spor olmaz ve yoktur.
Bu nedenle
uluslara özgü ya da ulusal sporlar da olamaz,
ulusların ağırlıklı olarak yaptıkları sporlar
bulunabilir
çünkü
spor olgusu
daha ortaya çıkarken bütün insanlar için geçerlik taşır
yani
spor insanların ortak eylemidir,
yani
spor ‘insan’a özgüdür.

Spor insanın tüm yaşamına yayılır
ayrı deyişle
spor insanın sürekli etkinliğidir.
Sporu yalnızca bir beden olayı olarak görenler,
onu insan yaşamının belli bir dönemine özgü sayarlar.
Oysa spor ilkin bir beden olayı olmasına karşın
Bedeni çok aşar
diğer yönleri onu ‘insan Yaşamı’nın bütününe yayar.
Spor yaparken tanıyıp, kullanıp, geliştirdiğim
bendeki has güçler
yaşamımın sonuna dek geliştirilmeyi ister.

Burada
Herkes için Spor
önemle ortaya çıkar.
Burada
Spor insan için bir haktır.

Sporun tek tek her insan için hak olduğu yerde
her insanın
kendisine en uygun sporu yapması gerekir.
Ayrım gözetmeksizin her insan
bir spor olgusuna katılabilir
Bu da ‘Herkes için Spor’ demektir.
İnsanı merkez alan bir
çevre olayı
bedenden başlayan bir
kültür olayı
olarak spor
İnsana özgün bir yaşama biçimi kazandırır.
Bu ‘sportif yaşama biçimi’dir.
Sporun günübirlik yaşamaya koşut gelişmesi
bu bağlamda gerçekleşir.

_________________________________________________________________

* Bu anlatı bir şiir değildir.
Bu biçimde düşünüldüğü için, böyle yazıldı.

Prof. Dr. Atilla Erdemli

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz