Satır Arası

Tükenmek

22 Kasım 2019

Yazı: Tükenmek | Yazan: Nalan Erpolat

Son zamanların çok duyduğumuz kavramlarından biri: Tükenmişlik Sendromu. Moda(!) olan her kavram, her rahatsızlık gibi bu da ağızlara sakız oldu. Hayatın içinde yorulduğunu hisseden, “tükenmişlik sendromuna girdim” diyor. Bunu bazen gerçekten çok yorulduğu için söylüyor ama üzülerek söylüyorum ki bazen de modaya uymak, belki de modern hayatın içinden olduğunu kendisine ve çevresine ispat etmek için söylüyor. Söyledikçe de inanıyor buna çünkü insan ağzından çıkanı farkında olmadan beyninde canlandırır. Kafasını bir duruma taktıkça da durumu haklı çıkarmak için bir ya da birkaç bahane mutlaka bulur. Buluyor da… Buldukça da bir sonraki seferde daha bir inanarak hissederek söylüyor tükendiğini. Sonra da bu kısır döngü içinde kendini boğuyor ve güzel olma ihtimali olan hayatını kendine zehir ediyor.

Tıbbı Anlamda Tükenmişlik Sendromu

Bu kavramın, insanların hayatlarını karartmakta bahane edilmemesi için, ilk önce gerçek anlamını bilmek gerekir.

Tıp dünyasının tanımına göre tükenmişlik sendromu:

“Kişinin, yaptığı işten dolayı çok fazla yorulup, isteksizlik ve bedenindeki bazı ağrılar sebebiyle, iş yapamaz hale gelmesidir.”

Bu tanıma göre, tükenmişlik sendromu modern dünyanın yoğun iş temposunda olan insanlarda görülür gibi düşünülse de gerçekte bu böyle olmamalıdır. İnsanlar, maddi karşılık için çalışmıyor olsa da üzerinde çok iş sorumluluğu ve yükü olabilir. Anadolu’nun ücra bir köyünde, modern dünyadan uzak, fiziksel hiçbir yardım almadan 7 çocuk büyüten kadın da tükenmişlik sendromuna girebilir. Fiziksel hiçbir bulgusu olmadığı halde, yıllarca her gün yaptığı işleri yapamayacak durumda olabilir ama işin gerçeği kolay kolay olmuyor.

Peki neden kırsal yaşamda yaşayan insanlarda olmuyor da modern dünyada, o da son 10 senede, oluyor?

Sorunun cevabı artık çok belli aslında. Modern dünyada insanların talepleri, güçlerinden çok fazla. Başarıyı, gücü ve daha iyi imkanları elde etme hırsı, medya ve sosyal medyanın da çoğu zaman aldatıcı olan etkisiyle, hızla artıyor.

Güçlerinin üzerindeki statüyü, yeteneklerinin üzerindeki başarıyı, kaynaklarının üzerindeki yaşantıyı talep ettikçe insanlar daha çok yorulmak gerektiğini öngörüyor, basamakları atladıkça da yetinmiyor, hep bir üstteki basamağı aynı hırsla istiyor. Bu sırada hayat ve teknoloji hızla ilerliyor. Bu hızın yanında, yıllar geçtikçe, insanın gücü azalıyor. Yaşamın hızına eskisi gibi ayak uydurmasına bedeni izin vermiyor. Bedenin reddettiği hıza ayak uydurmaya çalışmak da zaman içerisinde insanı tüketiyor. Ya da başka bir deyişle, bedenin potansiyelini aşmaya çalışarak, kişi kendi kendini tüketiyor.

Kabullenmek

Tükenmemenin yolu kabullenmekten geçiyor. Potansiyellerini tam anlamıyla bilip, kabul etmek ve hayat yolu içerisinde, “zaman”la inatlaşmamak gerekiyor. Müzik kulağı olmayan bir insan, şarkıcı olarak çok para kazanamaz. Bu hayal sadece insanı tüketir. Kimse 30 yaşında yaptıklarını 60 yaşında yapamaz; 70 yaşında 35 gibi yaşayamaz. Yılların geçtiği gerçeğine gözleri kapatıp da gençliği ile aynı tempoda yaşamaya çalışmak bir anda insanı tüketir ve sonunda hiçbir şey yapmayı istemez hale gelir.

Hayat geçiyor, tükenmeden hayatın tadına varabilmek ve mutlu olabilmek için, taleplerimiz kişilik özelliklerimize uygun olmalı. Unutmayalım ki herkesin güçlü bir yönü, her yaşın da ayrı bir güzelliği var.

Sevgilerle
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Kasım 2019 at 14:07

    SenVeBen’i yönetmekle ilgili son dönemde en çok kullandığım cümle 🤦🏻‍♀️ Yazdıklarını okuyunca bunu söyleyip durmak yerine bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldiğini anladım.
     
    Çok teşekkürler kuzum aktardıkların için.

    • Cevapla Nalan Erpolat 2 Aralık 2019 at 08:45

      Tükenmeyelim, üretelim… ve sen Didemcim, yapılması gerekene çok muhteşem bir örneksin. 😘

    Cevap Yaz