Röportaj

Egemen Alper

2 Aralık 2019

Röportaj: Egemen Alper | Röportör: İlayda Oylum Güleryüz

Egemen Alper, 21. yüzyılın etkileyici profillerinden biri. Kendisi ile röportaj yapıyor olduğum için şanslıyım. O zaman buyurun müzisyen, yazar Egemen Alper’in dünyasındaki sorularımıza…

İlayda Oylum Güleryüz – Hangi notada doğmak ve ölmek isterdin? Neden?

Egemen Alper – Tek bir notada doğmak veya ölmek yaşamımızla eşdeğer değil. Bir saniyemizin bile bir önceki ve sonrakiyle aynı olmadığı bir hayat sürüyoruz. Notalar da hayatın içerisindeki saniyelere benziyor, yalnızken hep aynı sesi çıkarıyorlar, bir araya geldiklerinde ise milyarlarca kombinasyon oluşturuyorlar. Tıpkı sınırsız kombinasyonlarla dolu geçmiş ve bilinmeyen geleceğimiz gibi.

İlayda Oylum Güleryüz – Müzik yaparken hangi notada kendini en güçlü hissediyorsun?

Miraculum

Egemen Alper – Güçlü olmaktan ziyade özellikle Mi minör notasını sık kullanmayı seviyorum. Mi Minör’ün içinde düşündüren, hüzünlendiren, coşkulu ve hatta yaratıcı bir taraf olduğunu hissediyorum. Belki de tüm bu duyguların uyanmasının sebebi notanın ismini aldığı “Miraculum-Mucize” kelimesidir.

İlayda Oylum Güleryüz – “Müzik hayattır, ben müziğim!” Cümlesini 4 nota ile nasıl bestelerdin?

Egemen Alper – Eğer bu cümleyi söz olarak kullanacak olsam yanına Mi Minör, La Minör, Do Majör ve Si 7 nota kombinasyonu eklerdim. Birbirleriyle büyük bir ahenk içerisinde dönüp durabilirler.

İlayda Oylum Güleryüz – Müzik sıvı mıdır, katı mıdır?

Egemen Alper – Müziğin maddenin her haliyle tanımlanabildiğini düşünüyorum. Birbirine sımsıkı bağlı, farklı bir form alamayan notalar birlikteliği katı hali, bağımsız bir şekilde akıp giden, bulundukları ortama göre şekil alabilen kombinasyonlar sıvı hali, serbest bırakıldıklarında genişleyebilen, herhangi bir şekli olmayan nota dizilimleri ise maddenin gaz halini temsil edebilir. Hatta dünyada hazır bulunmasa da evrende var olan ve ancak sıkıştırıldıklarında görünürlük kazanan bazı soy gazlar gibi, müzik de sıkıştırıldığında farklı bir formda bize kendini gösterebilir.

İlayda Oylum Güleryüz – Yurt dışında ya da yurt içinde çektiğin görüntülerde andan koptuğun ve kim olduğunu unuttuğun oluyor mu? Bunu başka ne ile yapabilirsin? Orada en büyük motivasyonun nedir?

Rüzgar sesinin bile bir notası var.

Egemen Alper – Kimi zaman görüntülerin zihnimde kısa ve bağımsız melodilere dönüştüğünü hissederim. Bazı zamanlarda ise hafızamda beliren bir müzik beni farklı görüntüler kaydetmeye yönlendirir. Sokakların, şehirlerin, dağların, kırların, ağaçların ve insanların sesleri var. Bulunduğum herhangi bir yerde görüntülere eşlik eden müzikler mutlaka kendiliğinden oluşuyor. Kim olduğumu unutmaktan daha çok insan ve birey olduğumun farkına varıyorum. Rüzgâr sesinin bile bir notası var, tüm evren hiç bitmeyen bir senfoni gibi hepimize her gün başka biçimlerde sesleniyor. Motivasyon doğanın ve evrenin kendisi, bundan daha kıymetli bir değer yok.

İlayda Oylum Güleryüz – Gitar mı? Kalem mi?

Egemen Alper – Gitarla tek başına sadece müzik eseri yapamazsın. Notalara eşlik eden ya sözler ya da ruhumuzda, hafızamızda sakladığımız anlar, yani yazılı olmayan anılar vardır. Mutlaka bazı duygu birikimleri ile açığa çıkar. Aslında gitar çalarken, görünmez bir kalem daima eşlik eder. Tek bir kalem ile de her türde müziği yapabilirsin, sadece hareket ettirmek ve çıkan sesleri dinlemek yeter.

İlayda Oylum Güleryüz – Müzik ve insan ilişkisi nasıl anlatılabilir?

Hepimiz eşsiz birer enstrümanız.

Egemen Alper – Konuşmaya başladığımızda harfler ve kelimelerle kendimizi ifade ediyoruz. Bütün kelimeler nota kombinasyonundan oluşuyor. Aslında müzik, sesin bir biçim ve anlamlı titreşimlere dönüşmüş hali ve sanatsal bir formu. Bu sebeple ağzımızdan çıkan kelimeler de bir bakıma duygularımızın çeşitli ses ve tonlarla dışa vurumu. Hangi duyguyu hissediyorsak ses tonumuz da o duyguya eşlik ederek belli bir notada karşımızdakilere iletiliyor. Ses tellerimiz birer enstrüman olduğu için öfkemizi, sevgimizi ve bütün hislerimizi doğru notalarla verebiliyor, net bir şekilde ifade edebiliyoruz. Bu yüzden de yalan söyleyince anlaşılıyoruz zira doğru olmayan bir bilgi, doğru bir notayla ifade edilemiyor. Müzik ve insan evrenin varoluşundan beri ayrılmaz bir bütün, çünkü hepimiz eşsiz birer enstrümanız.

İlayda Oylum Güleryüz – Rodrigo Amarante ile röportajında seni en çok ne etkilemişti?

Egemen Alper – Kişisel bir çocukluk anısını hatırlayarak tüm dünyada izlenen bir dizinin tema müziğini yapması beni etkilemişti. İşte burada o yazılı olmayan anılar devreye giriyor. Tıpkı Marcel Proust’un Madlen Kek teorisinde kurgulanan değil, istemsiz belleğin önemine değinmesi gibi. Amarante ile bu konuda sohbet ederek anılarımız ve müzik yapmak üzerine konuşmaktan çok keyif almıştım.

İlayda Oylum Güleryüz – Yazmak seni nereden alıp nereye götürüyor?

Hiç kimse okumayacakmış gibi yazmak

Egemen Alper – Herhangi bir noktadan diğerine gitmek üzere yola çıkıldığında sadece varış noktasına odaklanılıyor. İnsan zamana uyumlu bir şekilde hareket etmek durumunda kalıyor. Oysa yazmak yolculuğun kendisi, zamandan, insanlardan ve hatta kendi varlığının değerinden bile bağımsız bir eylem. Hiç kimsenin olmadığı bir yolu keşfetmek gibi. O keşif ise ancak hiç kimse okumayacakmış gibi yazarak mümkün sanırım. Bir bakıma da sessizce kendinle konuşmak.

İlayda Oylum Güleryüz – 10 yıl sonra kendini nerede görmek istiyorsun?

Egemen Alper – Bugün olduğum yer her ne ise onu 10 yıl evvel bilemediğim gibi 10 yıl sonrayı da bilmek istemiyorum. Sadece yürüyorum, belki de dönüp dolaşıp başladığım yere, kendime gelirim.

İlayda Oylum Güleryüz – Seni en çok ne besliyor? Ne ilham oluyor? Senin söyleminle “duygusal gıdan” nedir?

Egemen Alper – Yalnız olmak beni çok besliyor. Duymadığım sesler, yolculuk yapmak istediğim yerler, daha önce görmediğim ayrıntılar bu şekilde ortaya çıkıyor ve büyük haz alıyorum. Tekdüze bir ses, çevremdeki bir detay, anı ve hayallerimdeki izler keşfetmemi sağlıyor, belki de ilham böyle bir şeydir. Bu hazlarla yeni lezzetler tanıyor ve duyusal olarak besleniyorum.

İlayda Oylum Güleryüz – En sevdiğin şarkı sözü?

Adagio Sol Minör | Yaşamın Müziği

Egemen Alper – Sabahattin Ali’nin Çocuklar Gibi şiirini çok severim. Ali Kocatepe’nin besteleyip Onno Tunç’un düzenlediği şarkıyı Sezen Aksu seslendirerek can vermişti. Her dinlediğimde, kaseti ilk alıp dinlediğim ana döner, büyük bir keyif alırım. Şarkı şöyle başlar:

“Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi”

Ancak en sevdiğim müzik eseri Thomaso Albinoni’nin “Adagio Sol Minör” isimli eseridir. Benim için bu eser yaşamın müziğidir.

İlayda Oylum Güleryüz – Etkilendiğin kitaptan bir bölüm?

Egemen Alper – “Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.” – Dönüşüm, Franz Kafka

İlayda Oylum Güleryüz – Hayatının filmi? Neden o?

Egemen Alper – Kesinlikle Otomatik Portakal. Hem romanda hem de filmde sistematik bir baskıyla insanın ve toplumların nasıl geri dönülemez şekilde değiştirilebileceğini anlattığı için çok önemli buluyorum. Bir insanın başına gelebilecek en büyük kötülüğün yine başka bir insan olduğunu en çarpıcı şekilde anlatır.

İlayda Oylum Güleryüz – Hayat motton?

Egemen Alper – Karanlığı lanetlemektense bir mum yak.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz