Satır Arası

Sen, Ben, Biz ve Öteki

6 Aralık 2019

Yazı: Sen, Ben, Biz ve Öteki  | Yazan: Nalan Erpolat

Ötekileştirmek

Söylendikçe anlamını yitiren kavramlardan biri oldu artık ötekileştirme. Herkesin dilinde, her yerde postlarda “ötekileştirmeyelim” mesajları… ama söylendiği kadar uygulanıyor mu bu kavram?!

Maalesef çok net söylüyorum ki asla uygulanmıyor ve hatta hiç farkında olmadan daha çekirdekte, ev içinde başlıyor bu ötekileştirme. Henüz işin başında, yuva kurarken ayrıştırılma başlıyor. “Kız Tarafı”, “Erkek Tarafı”. Hatta bu söylem, ayrıştırmadan da öte, sanki bir cepheleşme gibi duyuluyor. Bu gibi söylemler, sinsice yansıyor yeni evlilerin evine. Sonra bu ayrıştırma ve ötekileşme, çocuk sahibi olmakla daha da büyüyor. Çocuğun beğenilmeyen huyu hep karşı tarafa benzetiliyor; güzel huylar ve yetenekler de hep dile getirenin kendi tarafına benziyor.

Bu gibi diyaloglar içinde büyüyen çocuk da hiçbir zaman gerçek bir “biz” olmayı içselleştiremiyor. Toplumun geneli de bu şekilde oldukça, aynı zihniyet büyük gruplar içerisinde yaygınlaşıyor. Önce cinsiyetle başlıyor ötekileştirme; kadınlar hep şöyledir, erkek milleti böyledir. Sonra okulda, işte ötekileştirme… yöreler arası ötekileştirme, sonra ülkeler arası ötekileştirme derken, ucu bucağı gelmeyen bir biz-onlar ayrışmaları oluyor hayat boyu.

Biz Olmak

“Biz olmak” farklılıklarımıza rağmen, birlikte olabilmektir aslında. Her ne kadar dilimizle söylesek de tam olarak uygulayamıyoruz bu durumu. Bizim toplumumuzda “biz” olabilmek; aynı düşünmek, aynı görüşte olmak, benzer davranışlarda bulunmak şeklinde hayata geçiyor. Farklı düşünen hiçbir zaman bu sözde “biz” çerçevesine giremiyor. Bu durumda gerçek bir biz olamıyor, kocaman bir “ben” içine sıkışıp kalıyor insanoğlu.

Gerçekten “biz” olabilmek her türlü farkılık ile birlikte olabilmektir. Farklı düşünceleri, zenginlik ve gelişim kaynağı görebilmek; farklı ihtiyaçları dayanışma sebebi yapabilmektir. Beraber tamamlanabilmektir.

Farklı düşüncelerin hoş görülemeyeceği tek nokta, kültür bahanesi ile haksızlık yapılması ve vicdani değerlerden sapılmasıdır. Kültürümüzde buna verebileceğimiz en belirgin örnek, bazı bölgelerde kız çocuklarının ikinci sınıf görülmesi ya da kadına fiziksel ve psikolojik şiddettin normal karşılanmasıdır. Bu gibi davranışlar, asla hiçbir “biz” içerisinde olamaz.

Ötekileştirme ve Engeller

Dünyada ötekileşme kavramıyla en çok yüzleşme yaşayan gruplar engelliler ya da özel ihtiyaç sahibi insanlar oluyor. Konuşmalar sırasında, özel ihtiyaç sahibi insanların da toplum içinde olması gerektiğini savunan bazı insanlar, uygulamaya gelince bu toplumun kendilerinin içinde yer almadığı toplum olduğunu açıkça belli etmekteler maalesef. Ya da kendi çocuklarının yetiştiği ortamda bir engellinin olması fikrine dayanamamaktalar. Halbuki, özel ihtiyaç sahibi bir çocukla aynı ortamı paylaşabilen, belki ona yardım edebilen bir çocuğun vicdani ve sosyal gelişimi çok büyük bir sıçrama yapacaktır; empati gücü çok çok gelişecektir. Her şeyden önce tam bir insan olacaktır. Ötekileştirilmeden kabul gören özel ihtiyaç sahibi çocuk ise, özgüvenli bir şekilde hayat yolunda yürüyebilecek, engellerin aşılabileceğini yaşayacaktır, topluma ve insanlığa kazandırılacaktır.

Ben ve Ben; Sen ve Ben

Gerçekten BİZ olabilmek, birbirine çok benzeyenlerin yani “Ben ve Ben”in birlikte olması değil, “Sen ve Ben”in birlik olmasıdır. İşte o zaman ÖTEKİ sözde değil, özde silinir hayatlarımızdan.

Sevgiyle,
Biz olmak dileği ile…

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan