Bilim

Türkiye’de Işık Kirliliğini Önleme Çalışmaları

13 Aralık 2019

Yazı: Türkiye'de Işık Kirliliğini Önleme Çalışmaları | Yazan: İlhan Vardar

“Hiç kuşku duymayınız ki az sayıda düşünen özverili vatandaşlar dünyayı değiştirebilirler -zaten bugüne kadar hep böyle olmuştur.”

– Antropolog Margaret Mead

Işık Kirliliği

Dergimizin 29 Kasım 2019 tarihli “Kaybolan Karanlık: Işık Kirliliği” yazımda konunun önemine değinmiştim. Peki; Işık Kirliliği’ni önleme konusunda ülkemizde çalışmalar yapılıyor mu? Yapılıyorsa bu çalışmalar hangi aşamada? Bu soruları da bugün cevaplamaya çalışacağım.

Ülkemizde Işık Kirliliği’ni önleme konusundaki çalışmaları, projenin mimarı Tübitak Ulusal Gözlemevi kurucu müdürü değerli hocam Prof. Dr. Sn. Zeki Aslan’dan dinleyelim:

Prof. Dr. Zeki Aslan

Işık kirliliğini önleme çabamız 1992’de TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) için altyapı çalışmaları ile neredeyse aynı zamanda başladı çünkü hükümet Antalya yöresinde turizmi destekleme kararı almıştı ve bunu TUG için tehdit olarak algıladık.

Türkiye’de Işık Kirliliği’ni konu eden ilk yayınlar:

Işık kirlenmesi ve ışıklandırmada enerji tasarrufu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Tasarrufu Semineri Tebliğleri (ZA), 21-22 Ocak 1993. s. 281-284.

Işık Kirliliği (kitapçık), Enerji Bakanlığı EİEİ., 2001

3 Temmuz 1998 de Ankara’da TÜBİTAK Merkezi’nde, 19 Ekim 1998 günü Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda TÜBİTAK, Enerji Bakanlığı, TEDAŞ, TSE, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, TEDAŞ Antalya Müessese Müdürlüğü, Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü’nün katıldığı Işık Kirliliği toplantıları yapıldı.

Zamanın Antalya Büyük Şehir Belediye Başkanı (Türkiye merkezden yönetilen bir ülke); “Bizim bir şey yapma, kural koyma yetkimiz yoktur, siz Ankara’ya başvurun” dedi!

TUG’un girişimi ile, TUG, İstanbul Teknik Üniversitesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi, TEDAŞ, TSE, Karayolları Genel Müdürlüğü elemanlarından oluşan bir ekip, konu hakkında toplumu bilgilendirmek, dış aydınlatma ve armatürler için, diğer ülkelerdekileri, International Dark Sky Association (Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği) ve International Lighting Commission (Uluslararası Aydınlatma Komisyonu) önerilerini de inceleyerek standart geliştirmek, teknik şartnamelerin ve yönetmeliklerin gelişen teknolojiye uygun hale getirilmesini sağlamak amacıyla bir “Işık Kirliliği Çalışma Grubu” ve üç alt grup oluşturuldu.

Çalışma Grubu, alt grupların raporlarını görüşmek üzere, 1999 yılında altı kez toplandı. TÜBİTAK Bilim ve Teknoloji Politikaları Dairesi’nin eşgüdümü ve sekreteryası ile 2001 yılına kadar yapılan çalışmaların sonunda bir “Elektrik Dış Aydınlatma Yönetmeliği“ taslağı hazırladık ve 2001 yılında Enerji Bakanlığına sunduk. Ne yazık ki, bu yavaş ve zor süreç 2002 yılında durma noktasına geldi! 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra tümüyle yeni bir hükümet kuruldu. Fakat süreci canlandırma isteğimiz sonuç vermedi! Sorunu TÜBİTAK’ın yeni başkanına Eylül 2004’de sözlü olarak ilettik. 2005 yılı başında da Ankara’da TÜBİTAK yönetimi ile yaptığımız toplantıda gündeme getirdik. Toplantıda 9.11.1999 tarihinde TÜBİTAK başkanlığına sunulan rapor hatırlatıldı:

Birleşmiş Milletler Uzay Sözleşmesi uzayı “tüm insanlığın ortak alanı” olarak tanımlamıştır.

Yazı: Türkiye'de Işık Kirliliğini Önleme Çalışmaları | Yazan: İlhan Vardar

IAU (Ulusararası Astronomi Birliği), 12-16 Temmuz 1999 tarihlerinde Viyana BM (Birleşmiş Milletler) Merkezinde UNISPACE III ( Uzayın Barışçıl Amaçla Kullanılması Komitesinin Konferansı) çerçevesinde “Özel Çevre Sempozyumu: Astronomi Gökyüzünün Korunması” konulu toplantı düzenledi. Bu toplantıda optik astronomiye tehditler, radyo astronomiye tehditler (cep telefonları, kısa dalga iletişim yayınları, v.b.) ve uzay çöplüğü (görevi bitmiş yapay uydular, başıboş uydu parçaları v.b) konularında bildiriler sunuldu, teknik, kurumsal ve politik stratejiler tartışıldı, kararlar alındı. BM’e sunulan ve konumuzu ilgilendiren karar şöyledir:

“Birleşmiş Milletlere üye ülkeler; hem bilimin yararına hem de enerji tasarrufu, doğal çevre, gece güvenliği ve rahatlığı ve ulusal ekonomi yararına gökyüzünün ışık ve diğer nedenlerle kirlenmesini denetim altına almak için harekete geçmelidir.”

“Viyana Deklerasyonu” olarak adlandırılan bu kararlar konusunda ben TÜBİTAK’a toplantı sonrasında bir rapor sundum. Birleşmiş Milletler üyesi Türkiye’nin bu konuda ne işlem yaptığını –ya da yapıp yapmadığını- bilmiyorum.

Tartışmalardan sonra, Başkan Danışmanı sorumluluğunda yeni bir komite oluşturulması kararlaştırıldı:

Türk Standatlar Enstitüsü
TEDAŞ
İstanbul Kültür Universitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG)

Yetkililerinden oluşan bu komitenin görevi, daha önce hazırlanan yönetmelik taslağını güncellemek ve Enerji bakanlığına sunulmak üzere bir Işık Kirliliği Yasa Tasarısı Taslağı’na dönüştürmekti.

TÜBİTAK bunu 2005 yılı programına ekledi. 2006 Ocak sonunda “proje” önceliğini yitirdi, tekrar belirsizliğe büründü! TUG yeni yönetimi bu yasa tasarısı taslağını güncelledi ve 2009 yılında tekrar TÜBİTAK’a sundu; bundan da sonuç alınmış değil. Bu çalışmalar olurken;

‣ Çekya (Çek Cumhuriyeti) Işık ve Hava Kirliliği Yasası, 1 Haziran, 2002
‣ Slovakya Işık Kirliliği Yasası , 30 Ağustos 2007
‣ UK Çevre Korum, Ekim 2007
‣ Fransa Işık Kirliliği Yasası, 2009 yürürlüğe girdi.

Türkiye’de ışık kirliliği gelişmiş ülkeleridekinin düzeyine ulaşmadan durdurulabilir, gökyüzü daha fazla aydınlanmadan korunabilir.

Bunun için ne yapmalı?

Işık kirliliğini azaltmak için neler yapılabilir?

Işık kirliliğinin önlenmesi konusunda belediyelerden dış aydınlatmadan sorumlu diğer devlet kurumlarına kadar bütün uygulayıcı ve kullanıcı kurumlarımıza, evlerinin önünü, bahçelerini aydınlatan her bireye görev düşmektedir. İlke olarak, izlenecek en basit yol şöyle özetlenebilir:

  1. ışığın göğe yönelmesini kesmek ve aydınlatılacak yere yöneltmek,
  2. birim enerji başına daha çok ışık veren kaynakları kullanmak,
  3. zamanlayıcılarla gereksiz aydınlatmaları (örneğin reklam ve ilan ışıklandırmalarını), örneğin, gece yarısından sonra, kapatmak
  4. Yeni uygulamalarda kurallara uygun armatür ve lambalar kullanılmak; denemeler bu yolla dikine ışık akısında %85 kadar azaltma ve %65 kadar enerji tasarrufu yapılabileceğini göstermektedir.
  5. Eski armatür ve lambaları gerektiğinde uygun olanlarla değiştirmek; örneğin cıva buharlı lambalar sodyum buharlı lambalarla değiştirilirse yapılan masrafın 5-6 yılda geri kazanılacağı belirtilmektedir.

Şili’de bir astronomi gözlemevi çevresinde yapılan böyle bir uygulama sonunda elektrik enerjisi tüketimi yarıya inmiştir.

Türkiye’de Işık Kirliliğini Engelleme Çalışmaları – TİKE

‣ Türkiye’nin ışık kirliliği haritasının çıkarılması,
‣ Toplumu enerji tasarrufu konusunda bilgilendirme
‣ Karanlık gökyüzü farkındalığı yaratma (şenlikler, okul projeleri, animasyonlar, vb)
‣ Türkiye genelinde karanlık yerleri tespit etme ve koruma altına alınması için çalışma
‣ Olası gözlemevi yerleri
‣ Gökyüzü şenlikleri & yıldız partisi için yerler
‣ Uluslararası kampanyalara katılmak
‣ Işık kirliliği sempozyumları konuları (ilgili kurumlarla işbirliği):
‣ Astronomi
‣ Yaban hayatı, enerji, çevre
‣ Eğitim
‣ Sağlık
‣ Armatür teknolojileri ve tasarımı

*

Evet 28 yıllık emek ve çabaların sonunda gelinen nokta bu. Yorumu siz okurlarım ile etkili ve yetkililere bırakıyorum.

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz