İçimdeki Sesler

Yeni Yılda Yeni Bir ‘Ev Ödevi’ Mi?

31 Aralık 2019

Yazı: Yeni Yılda Yeni bir 'Ev Ödevi' Mi? | Yazan: Demet Uncu

Yaklaşık 2 aydır ağrıyan sağ kolum için nihayet geçtiğimiz cumartesi günü ortopedi ve travmatoloji bölümünden randevu almıştım. Aslında sporda fazla yüklenmiş olduğumu düşünüp nasıl olsa geçer diye biraz beklemiştim. Ama sonra geçmeyince soluğu doktorda aldım tabii.

Buraya kadar her şeyin normal göründüğünü biliyorum. Doktorumla yaptığım sohbetin ilk dakikalarından sonra ise ufak bir şok içersine girdiğimi söyleyebiliriz.

– Demet Hanım, bahsettiğiniz ağrı farklı sebeplerin bir araya gelerek, oluşturduğu bir tablo aslında. Öncelikle şunu sormak isterim size, “akış”ta kalamayanlardan mısınız?

– Nasıl yani Doktor Bey, anlayamadım ?

– Şöyle sorayım o zaman; mükemmeliyetçi, her şeyin doğru, düzgün olmasını isteyen, planlı, programlı bir insan mısınız?

– Evet. Ama bu durumun ağrımla ilgisini pek anlayamadım. açıkçası. Ayrıca bu konu üzerinde çalışıyorum; şu an çok şaşkınım gerçekten. Bu ağrının nedeni bunlara mı dayanıyor? Doktor Bey, sizin batı tıbbı dışında başka bir eğitiminiz var mı acaba?

– Evet, doğu tıbbı eğitimi de aldım. Aslında ona olan ilgimin daha fazla olduğunu söylemem gerekir.

Tenisçi Dirseği

Beni hayretler içerisinde bırakan bu sohbetin ardından Doktor Bey, rahatsızlığımın fiziksel diğer sebeplerini de açıkladıktan sonra ayağa kalkıp, soluğu benim ağrıyan kolun yanında aldı ve kolumun üzerinde öyle bir noktaya, tek bir bası uyguladı ki o an yerimden sıçradım.

Serikanlılığını koruyarak, “İşte ağrının kaynağı burası, biz buna ‘tenisçi dirseği’ rahatsızlığı deriz” diye açıkladı.

Çocukluğumdan beri tenis oynamıyordum aslında. Adı da çok da afilliydi gerçekten. 😉 Ortopedik bir destek ve bazı vitaminler verdikten sonra kolumu mümkün olduğunca kullanmamamı ve dinlendirmemi tavsiye etti. Sakin sakin dinledikten sonra ona verdiğim ilk tepki; “Nasıl yani, şimdi ben, bana iyi geldiğini düşündüğüm “pilates”i bırakacak mıyım Doktor Bey?” oldu.

Adamcağız, tüm içtenliği ile “Demet Hanım, ben size bırakın demiyorum, sağ kolunuzu kullanmayın diyorum sadece, bakın yine kontrolü bırakmakta zorlanıyorsunuz” dedi. Ardından kopan kahkahaların sonunda yaklaşık 15 gün sonra görüşmek üzere sözleşerek odadan ayrıldım.

Oradan ayrılırken, kendimi üzgün hissettim açıkcası. Kolumun ağrımasından çok kontrolü bırakmak, akışta kalmak gibi konularda halen tam başarılı olamadığım için üzüldüm. Eski yazılarımdan da bilirsiniz, çoğu zaman bu şekilde davrandığımın farkındayım ve bunu değiştirmek için gerçekten çaba sarf ediyorum.

Günün sonunda ne öğreniyoruz? Yeni umutlarla gelen yeni yılda bunun üzerinde daha çok durmalıyım ve daha çok çalışmalıyım. 😉 Doktorumun da dediği gibi, bir adım geride durmayı öğrenmeliyim. İşte yeni yılda, yapmam gereken ev ödevlerine bir yenisini daha ekledim.

Yeni Yeni Yıl, Herkese Kutlu Olsun

Doktordan çıkıp, açık havada biraz yürümek istedim. Yolda kendimi biraz rahatlatabilmek için, hayatımda geçirdiğim en mutlu, en güzel yılbaşı hangisiydi diye düşünmeye başladım ve biraz çocukluğumu hatırlamaya çalıştım. 6-7 yaşlarında iken kızkardeşimle birlikte yılbaşına kısa bir süre kala, hangi oyuncakları daha çok istediğimizi evin içinde yüksek sesle birbirimize bağırıp, hazırladığımız listeyi hatırladım. Listenin içerisinde neler vardı neler… Lahana bebekler, oyuncak mutfak setleri, barbie bebekler, kırmızı ayakkabılar…

Yılbaşı akşamı yaklaştığında kardeşimle birlikte çok heyecanlıydık. Anneme, onu bayıltana kadar, bu hediyeleri Noel Baba’nın ne zaman ve nasıl getireceğini bütün hafta boyunca sorup durmuştuk. Beklenen gün gelip çattığında, ikimizde camın önündeydik. Noel Baba geldiğinde onu görmek ve ona teşekkür etmek istiyorduk. Akşam saat sekiz gibi zil çaldığında, kapının önüne doğru koşarak, annemin kapıyı açmasını sabırsızlıkla bekledik. Nihayet annem kapıyı açtığında da paspasın üzerinde beyaz renkli büyük bir çuval bırakıldığını gördük. Çığlıklar içerisinde, merdivenlerden aşağıya doğru bakıp Noel Baba’nın nereden geldiğini anlamaya çalıştık. Annem çuvalı içeri almaya başladığında hemen içeri süzüldük. Daha çuvalın içerisine bakmaya kalmadan, zil tekrar çalmıştı. Karşımızda kırmızı kıyafetleri ile Noel Baba’yı gördüğümüzde sevinç çığlıkları atarak, Noel Baba’nın boynuna sarıldık. O da, “Ho ho ho, gelin çuvalın içerisinde istediğiniz oyuncaklar var mı, birlikte bakalım” diyerek çuvalın ipini çözmeye başlamıştı. Kırmızı kıyafetleri içerisinde pek şirin görünen babamın da, ne kadar mutlu ve yüzünün ne kadar sevgi dolu bir ifade ile dolu olduğunu hatırlamıştım.

Bu güzel anıları düşüne düşüne yüzümde beliren kocaman bir gülümseme ve dolan gözlerimle eve geldim; annemi yeni demlediği mis gibi kokan çayı, fırından yeni çıkan yeni yıl kurabiyeleri ile mutfakta görünce kollarımla sarmaladım onu.

Herkese çok mutlu, sağlıklı, güzel ve sevdikleriyle birlikte yepyeni bir yıl diliyorum.

Sevgilerimle,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan