Satır Arası

Aldatmak

24 Ocak 2020

Yazı: Aldatmak | Yazan: Nalan Erpolat

Aldatmak, ilk anda ikili ilişkide, bir tarafın başka biriyle duygusal/fiziksel ilişkisi gibi anlaşılsa da aslında yalan söylemek, kandırmaktır. Yalan ise “Dürüstlük” yazımda değinmiş olduğum gibi insanların, yaradılışlarına ters olduğu halde, zaman zaman, en çok da sıkıştıkları zaman başvurdukları durumdur. Aldatmak da insanların en çok sıkıştıkları zaman, yani sadakatsizlik yaptıkları zaman başvurdukları yalanların tümüdür. En çok sıkıştıkları zaman diyorum üzerine basa basa çünkü ihanet etmek de özünde bireyleri çok sıkıştırır. Bir taraftan yaşanan bir heyecan vardır ama diğer taraftan da çok ciddi şekilde hissedilen bir huzursuzluk.

Cinsiyet ve Aldatma

Bulunduğumuz ataerkil toplumda, daha çok erkeğin aldattığı düşünülüyor ve hatta bazı bölgelerde, hâlâ erkeğin aldatması normal bir durummuş, bir hakmış gibi algılanıyor fakat çeşitli araştırmalar, kadınların da neredeyse erkekler kadar aldattığını ama erkeğin aldatmasından çok daha ahlâksız karşılandığı için, sosyal olarak pek itiraf edilmediğini gösteriyor.

Bu konuda şunu eklemeden geçemeyeceğim… Erkeğin ya da kadının aldatmasının ahlâki açıdan hiçbir farkı yoktur, ikisi de aynı derecede inciticidir.

Evlilik ve Aldatma

Evli olmayan çiftlerde de ihanetten bahsedilir tabii ki ama bu durumda çoğunlukla, ilişki aldatma aşamasına gelmeden biter. Taraflardan biri, üçüncü kişiye ilgi duyar ve aşk yaşamaya başlarsa, çok da fazla yalana ihtiyaç duymadan, ilişkiyi daha kolay ve çabuk bitirebilir. Bu durumda karşısındaki insan üzülse bile, ihanetten dolayı onuru kırılmamış olur.

Fakat evlilik, bambaşka bir boyuttur. Evlilik özellikle bizim içinde yaşadığımız toplumda, sadece iki kişi arasında yaşanmaz. Bireylerin aileleri de çok yakın takiptedir. Bu durumda ilişkideki üçüncü kişi, herkes tarafından bilinmiş olur. Bu yüzden sadakatsizlik gösteren kişi, kısa vadede rahat etmek için, o kadar çok kişiye hesap vermeyi ertelemek için ayrılmaktansa, aldatmaya devam eder. Hele bir de çocuk varsa, ilişkiyi bitirmek iyice zordur ve bu yüzden aldatmak kaçınılmazmış gibi gelir ve maalesef yokuş aşağı hızla yuvarlanan bir kar topu gibi, büyür gizlilikler, yalanlar; taa ki bir yere çarpıp durana kadar.

Aldatma süresi çok uzun bile sürse, sonsuz değildir. Bir noktada her şey ortaya çıkar. Sonuçta elde kalan ise bunca yıl emek verilmiş ama cesaret gösterilmediği için sahip çıkılamamış bir evlilik, onuru kırılmış, yıkılmış bir partner ve mahçup olmuş diğer partner olur.

Ya sonra;

Bu aşamadan sonra, çeşitli ihtimaller vardır ve bunların hiçbiri yargılamaya açık değildir. Her ilişkinin dinamiklerinin farklı olması gibi, her ihanetin de dinamikleri farklıdır. Aldatılan tarafın çok kırıldığı ve kötü hissettiği su götürmez bir gerçektir ama gerek evliliği gözden geçirerek, gerek yaşam şartlarını, gerekse tarafların duygularını düşünerek verilecek bir karar vardır. Bu karardan sonra da yeni hayatın, tüm aile için en sağlıklı şekilde yaşanması yüksek farkındalık, cesaret ve güç ile mümkün olur.

Özetle;

İlişkilere ve evliliğe verilmiş emekler heba edilmemeli ve hoş ama geçici duygular için onur kırılmamalıdır. Öte yandan gerçekten bitmiş sevgi, her türlü gayrete rağmen yürütülemeyen bir evlilik varsa, aldatma aşamasına gelinmeden bitmesi iki taraf için de çok daha dürüst bir davranıştır.

Aldatmadan ve aldatılmadan yaşamak güzel yaşamaktır.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan