İçimdeki Sesler

Boğazınızın Düğümlendiği Anlar

28 Ocak 2020

Yazı: Boğazınızın Düğümlendiği Anlar | Yazan: Demet Uncu

Zaman zaman hepimizin boğazında düğümlenen anlar olmuştur, öyle değil mi? Siz deyin mevsimin getirdiği hüzün, ben diyeyim yılların çabuk geçmesi ile böyle hissettiğim anların sıklığı arttı şu sıralar. Yapamadıklarımı, birçok sebepten ötürü yaşayamadıklarımı ya da kayıplarımın eksikliğini hissettiğimde düğümleniyor sıkça boğazım.

Hiç mi sevgiden dolayı boğazım düğümlenmedi ya da gözlerim dolmadı? Elbette oldu tabii öyle anlar da. Onlardan da bahsedeceğim elbette sizlere.

Hüzünlerim

Çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybettikten sonra sevdiği bir şarkıyı duyduğunuzda, sevdiği bir yemeği yediğinizde, dolaşmaktan hoşlandığı bir yere gittiğinizde boğazı düğümlenmeyen, gözleri dolmayan, şöyle bir yutkunmayan yoktur sanırım. Belki ilk zamanlar, giden kişinin adını söyleyerek andığınız bu anlar, yıllar geçtikçe adını dile getirmeden, sadece gözleriniz dolarak anımsadığınız o dakikalara dönüşüyor değil mi? Tıpkı büyük sofralarda toplanan kalabalık aileleri görünce, belki de çocukken yaşadığınız o güzel hatıraları anımsayıp artık o sofralarda olamayacak sevdiklerinizin aklınıza, gönlünüze düştüğü o dakikalarda olduğu gibi… Ya da hep kullandığınız kestirme yolun üzerinde olan kabristanda yatan babanızı her düşündüğünüzde, boğazınızın düğümlendiği o anlardaki gibi. En çok da hayatım için vereceğim önemli kararlarda, beni benden daha çok düşünen, benim için her zaman en iyisini isteyen ve yaşam tecrübesinden yararlanmak istediğim sevdiklerimin, artık yanımda olmadığını bilerek yutkunduğum, gözyaşlarımı içime akıttığım zamanlar olsa gerek…

Bir Ayağı Yere Basan Hayallerim

Gelelim çocukluk hayallerimize… Ne güzel, ne naif hayallerdi onlar, değil mi?

Benim öyle çok fazla hayalim olmadı aslında, hayalperest biri olduğum da söylenemez zaten. Benimkiler daha çok bir ayağı hep yere basan hayallerdi. Ayağı yere basan hayaller de nasıl oluyor demeyin, oluyor işte 😁

Bu hayalleri anımsadıkça kendin için önemli gördüğün bazı hayallerinin artık gerçek olamayacağını bildiğin, anladığın ve en zoru da kabul ettiğin o anlar var ya, duvara tosladığın o anlardan bahsediyorum işte… O vakitlerde hüngür hüngür, hıçkırıklara boğulurcasına ağladığımı çok net hatırlarım. Zamanın hızla akıp geçtiği ama nasıl geçtiğini anlayamadığın o yıllar, işte hep bunlara sebep aslında.

Ya sevdiklerin hastalandığı zaman, yaşadıkları çaresizliklerine, acılarına şahit olduğunda, ne kadar çok üzüldüğünü hissetmesinler diye düğümlenen boğazından aşağıya doğru akıttıkların…

Şükürlerim

Bütün bu melankolik, üzüntülü anları sıraladıktan sonra gelelim güçlü, sizi sizden daha iyi tanıyan annenizin her zaman yanınızda olmasına, hayatınızı daha da güzelleştirebilmek için türlü türlü öneriler sunan kızkardeşinizin varlığına şükrettiğiniz o anlara… Ya da gündüz konuştuğunuzda ses tonunuzu beğenmeyen, geceyarısı telefonla sizi arayıp birlikte ağladığınız, birlikte güldüğünüz dostlarınızın olmasına… Ya da kendi yaşam tecrübelerinden örnekler vererek eğitim hayatınız boyunca ve sonrasında da her dara düşüşünüzde size rehberlik eden çok değerli hocalarınızın olmasına… En özeli de içinizde hissettiğiniz tüm bu duyguları, tek kelime sarf etmeden, hisseden ve anlayan, sizinle birlikte gözleri dolan bir sevdiceğinizin yanınızda olmasına…

Bütün bunların olmasına ne demeli peki? 😉 Hepsine hayatımdaki varlıkları için teker teker şükrediyor ve her birine kalben teşekkür ediyorum.

Sizlerle birlikte boğazımda düğümlenen, yutkunduğum bu anları, dakikaları hatırlarken, çok sevdiğim; “Hayat tıpkı zar oynamak gibidir. Bahtınıza ne çıkarsa… Ancak önemli olan zarlar dağıldıktan sonra bahtınıza çıkanla ne yapacağınızdır” cümleleri geldi aklıma nedense. Şöyle bir düşününce, pek de fena şeyler yapmamışım sanırım zarlar atıldıktan sonra 😁

Her şey için şükrederek, iç huzurumuzu koruyarak, daha çok mutluluktan, sevgiden boğazımızın düğümlendiği anların, dakikaların artması dileğimle…

Sevgiler,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Müzeyyen Meral 28 Ocak 2020 at 13:20

    Tatlım yazın çok etkileyici. Okurken gökkuşağının renkleri gibi oldu duygu durumum 🥰 Sen hep yaz çünkü yazdıkların çok güzel, çok özel 🙏🥰
     
    Kalbine, kalemine sağlık.

    • Cevapla Demet Uncu 28 Ocak 2020 at 14:10

      Canım Müzeyyenciğim, ne güzel yorumlar bunlar, mutlu ettin beni çok. 😘 Çok teşekkür ederim yüreğindekiler için …❤

    • Cevapla Leyla Sabuncu 1 Şubat 2020 at 00:05

      Demetcim ne güzel dokunmuşsun hayata, geçmişe ve şimdiki ana… Hayat hem geçmişle hem de şimdiyle var. Gözlerim her an doldu yazını okurken. Benim şu anki halimi sorarsan, tabi ki çok şükür 44 yıllık hayatıma ama geride bıraktığım çocukluğum ve yanımda fiziken olmayan babacığımı kaybedeli tam 15 yıl, anneciğim de ruhen kaybedeli 3 yıl.. Çok zormuş… Galiba insan yaş aldıkça olgunlaşıp, hayata sarılıyor. Ve bir de sabır insanı olgunlaştırıyor.
       
      Sevgilerimle

      • Cevapla Demet Uncu 3 Şubat 2020 at 14:28

        Leylacığım, çok teşekkür ederim güzel yorumların için. Söylediklerine aynen katılıyorum, en zoru kayıplarımızın yokluğunu kabul etmek, sevdiklerimizin çaresizliklerine şahit olmak sanırım. 😢 Allah hepimize güç, sağlık ve sabır versin inşallah. Çok öpüyorum canım …💕

    Cevap Yaz