İnce Mevzu

Brad ve Jen

23 Ocak 2020

Yazı: Brad ve Jen | Yazan: Seda Çağlayan

Kaçırmam

Herhalde bunu kaçıracağımı sanmıyordunuz? Bu kadar ince bir mevzuyu asla kaçıramam. Yıllardır beklenen kare, dün gece SAG ödül gecesinde yakalanmışken bu konuda iki satır yazmadan duramam.

Ayrılın

Hadi bakalım ayrılın. Angelinacılar bir tarafa, Jennifercılar bir tarafa ve Bradciler diğer tarafa. Peki ne olmuştu da böyle olmuştu? Hem konuyu hiç bilmeyenler hem de zihnini şöyle bir tazelemek isteyenler için kısaca hatırlayalım:

İki gözümün çiçeği Brad ve yanına çok yakıştırdığım Jennifer, 1998 yılında başlayan ilişkilerini 2000 yılında evlilikle taçlandırmışlardı. Attıkları her adım olay, fırlattıkları her bakış kapak olan bu birbirinden güzel ve ünlü iki insanın yaşadıkları ilişki milyonları peşinden sürüklemişti. Dizi gibi ilişkiydi sonuçta.

Yazı: Brad ve Jen | Yazan: Seda ÇağlayanAşk-Entrika-Seks

Ve yıl 2004’e geldiğinde yıllardır pembe dizi kıvamında devam eden aşk dolu bu ilişkiye entrika ve aldatma bulaştı. Brad, Angelina’ya abayı yakmıştı ve Jennifer’ı gözünü kırpmadan aldattı. Jennifer için yıkım, dünyadaki diğer evli kadınlar için avuntu niteliğinde bir olaydı: Jennifer bile aldatılıyorsa!

Ve gitti Bradjen geldi Brangelina. 2005’te Jen’den boşanan Brad, Angelina ile evlenmek için 9 sene bekledi. Nedense?

Angelina Jolie’yi bir kadın ve aktris olarak beğenmeme rağmen, bu ilişki içinde bir türlü yerine oturtamadım kafamda. Bana ne oluyorsa? Üstelik arada bir de müşterek çocuklar ve sayısını gerçekten bilmediğim evlat edinilen çocuklar varken… Kocaman bir aile oldular. Daha neyini oturtamıyorsun kafanda?

Evet, hislerime güvenirim.

Ama hislerim beni yanıltmadı. Hiç yanıltmaz. Ve yine olmadı. Söylentilere göre Jennifer kızımızı aldatan Brad, Angelinayı da aldattı. Angelina’nın karşılaştığı sağlık sorunları ve yaşadığı sıkıntılı süreçlerin de aralarındaki ateşin sönmesine katkısı olduğu muhakkak. O yüzden o beklenen tiradı atmayacağım.

Zaten inanmıyorum ben o cümleye. “Yuva yıkanın yuvası olmaz!” büyük bir yalandır arkadaşlar. Zira unutulmasın ki gerçek bir ilişkiye dışarıdan müdahale edilemez. Dışarıdan müdahale alabilen duruma gelindiyse, zaten o iş önce kendi içinde çuvallamıştır. Bunu da bir kenara not alın. Kimse kimsenin karısına, kocasına bulaşsın demiyorum ama kendini de kandırmasın.

Ve bu arada hırsızın hiç mi suçu yok? Unutmayalım ki iki gözümün çiçeği Brad bu üçlü arasında en az masum olan kişidir. Madem başkasına aşık oldun; git söyle karına, temiz temiz ayrıl. Ne ortalığı karıştırıyorsun.

Gelelim dün geceye:

Bu boşanmanın ve aradan geçen yılların ardından birbirleriyle tekrar konuşur, görüşür hale gelebilen Jen ve Brad dün gece gerçekleşen ödül töreninin sahne arkasında bilerek ya da bilmeyerek dünyayı ayağa kaldırdılar, onları seven herkesin kalbini bir hop ettirdiler.

Brad ve Jen

Jen’in Brad’in konuşması sırasındaki bakışları halkı yeniden ikiye böldü: “Aptal, aptal, aptal!”cılar ve “Aptal olmayın, adam hayatının aşkı sonuçta, ondan sonra hiçbir ilişkisini yürütemedi, ben olsam ben de bakarım”cılar.

Fakat kadın resmen eridi izlerken, hepimiz gördük.

Ve Jen’in ödül aldığı sırada henüz sahneden inmiş ve arkada birileriyle konuşan Brad’in nasıl ekrana takılıp dünyanın en tatlı mimikleriyle Jen’i izlediğini de gördük. O noktada o erimedi belki ama bunu bekleyen bütün kadınlar ekran başında eridi.

Ve işte o an:

Ve dünden beri her türlü kitle iletişim aracı üzerinden dünyayı dolaşan ve bugün benim bu yazıyı yazmama vesile olan kareler, Jen’in konuşmasının ardından ikilinin sahne arkasında karşılaştığı saniyelerde çekildi. Çok mutlu iki insan vardı o karelerde. Birbirlerine bakarlarken gözleri parlayan ve adeta güneşi gülüşlerine sığdırmış iki insan. Gayri ihtiyari tutuşan eller ve flaşlar, flaşlar…

Gerçi unutmayalım ki bu ikili o gece orada çok başarılı rol kestikleri için ödül almak üzere bulunuyorlardı. Dolayısıyla sergiledikleri sahne ne kadar gerçek ne kadar senaryoydu bunu bilmek mümkün değil. Buz gibi yutturmuş da olabilirler bize. Yine de rol ya da gerçek bu ikiliyi o şekilde görmek onları seven herkesin çok hoşuna gitti, herkes yataklarına gevşek gülümsemelerle gitti. Dünyanın bu kaotik ortamında iki dakika bize tatlı bir şeyler yaşattıkları için ben şahsen kendi adıma teşekkür ederim kendilerine.

Peki, hadi biraz da ayaklarımız yere bassın.

Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım ve pırıltılı ödül gecesinden mahallelerimize, evlerimize şöyle keskin bir dönüş yapalım. Bu senaryo bizim evlerimizin içinde yaşansaydı hikayedeki erkek karakter hâlâ “iki gözümüzün çiçeği” olarak kalabilecek miydi mesela?

Bu kadar ünlü, bu kadar yakışıklı, bu kadar sempatik ve bu kadar daha daha daha bir şeyler olmasaydı televizyon seyircisinin Brad’e gösterdiği müsama evde erkek karaktere de gösterilecek miydi? Ya da Angelina bu kadar güzel ve başarılı bir kadın olmasaydı ve birlikte Mr & Mrs Smith gibi ilah bir çift olmasalardı da, halk tipi iki insan olsalardı bu halk bu hikayedeki kadını, kendi insanını ne gibi sıfatlarla yaftalayacaktı?

Ben yazmıyorum, siz kendi içinizden sessizce düşünün. Ve güzeller güzeli Jen, Jen olmasaydı da bir arkadaş düğününde kendisini aldatan eski kocasıyla karşılaşan Ayşe olsaydı, ona herkesin içinde böyle eriye eriye bakabilecek miydi?

Tüm bu sorulara kısacık bir cevabım var: Hiç sanmıyorum. Şu durumda iki soruyla daha geliyorum size: Bu Hollywood starı insanlar mı çok mangal yürekli de bütün bu olayları böyle kimseye aldırmadan gözler önünde yaşayabiliyor ve hâlâ hayatta kalabiliyorlar ve bir şekilde ilişkilerine sahip çıkıyorlar yoksa bizler mi fazla ve bazen gereksiz ahlâkçı takılıp burnumuzun ucundan geçen mutluluğu “elalem ne der?” ve “gurur” kalıplarının arkasına saklanıp kaçırıyoruz?

Ben içinden çıkamıyorum, biraz da siz düşünün.

En derin sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan