İnce Mevzu

Evim

2 Ocak 2020

Yazı: Evim | Yazan: Seda Çağlayan

Yeni yılın ilk günü. En sevdiğim tatil günü olabilir gerçekten 1 Ocak. Dün yaşadığımız telaşların tam tersine hepimizde bir yavaşlama hali. Sanıyorum bir çoğumuz evlerimizdeyiz. Bugünün favorileri L koltuklarımız, Netflix dizilerimiz, sıcak içecekler, dün geceyi ağır geçirenler için muhtemelen yoğurtlu mantı, makarna ya da pizza.

Geçen gün bir yerde şöyle bir tanım okudum ya da duydum: “Karanlıkta eşyalara çarpmadan yürüyebildiğin yere ev denir.” Hem çok tatlı hem de çok doğru bir tanım değil mi?

İlk Evim

Ben de evime oldukça düşkün biriyim. İlk kez Ankara’ya okumaya gittiğimde kendime ait bir evim olmuştu. İki ev arkadaşımla paylaşıyordum. Öğrenci eviydi ama üç aile birden el atınca neredeyse dört başı mamur bir ev olmuştu. Çok geniş pencereleri olan, şahane ışık alan bir evdi. Çok severek yaşamıştım içinde gerçekten. Ankara’nın en güzel sokaklarından biriydi Sedat Simavi Sokak.

İkinci Evim

Ankara macerasını sonlandırıp İstanbul’a döndüğümde adresim elbette belliydi, annemlerin evi. Zaten aşırı özlemiştim onlarla yaşamayı ve hâlâ öğrenciydim, öyle havalı havalı iki sene başka şehirde yalnız yaşamalar bu şartlar altında çalışmıyordu yani. Uzun zaman aldı onlardan ayrılıp kendi evime çıkmam. Maddi tarafını bir yana bırakın, manevi olarak da bu fikre alışmamız epeyce zor oldu. Benim kardeşim yok, annesinin babasının tek çocuğu meselesi, bilirsiniz. Ama sonra bir zaman geldi ve ben kesin olarak ayrı eve çıkmaya karar verdim. Ne kadar heyecanlı bir süreçti.

İstediğim gibi bir ev bulmak epey zamanımı aldı. Çok aydınlık bir yer arıyordum. Odaları yeteri kadar büyük olmalı ve güzel bir mutfağıyla banyosu olmalıydı. Sonunda gönlümde yatan aslan yuvasına ulaştım. Bu arada eşya seçimi için bir Ikea çalışanından çok daha fazla bilgiye sahip olacak kadar fazla zaman geçirdim Ikea’nın web ve katalog sayfalarında. Evi santim santim ölçtüm. Web sitesinden alınabilecekleri sipariş ettim, geri kalanları da bir akşam iş çıkışı gidip bir saat içinde mağazadan toparladım. Geldiler, kuruldular, tam da hayalimdeki gibi oldular.

Aksesuarlarım içinse hiç acele etmedim. Yavaş yavaş doldurdum raflarımı ve duvarlarımı. Aydınlatma konusunda hassasım, tavandan aydınlatmaya karşıyım, yerden yukarı yumuşak aydınlatmalar ve bol bol mumla aydınlattım evimi, mutfak ve tuvalet hariç.

Adım adım ilerleyen çok zevkli bir süreçti. Hâlâ da devam ediyor. Kendimi geliştirdikçe değişen zevklerimi ve hobilerimi evime de yansıtıyorum. Aksesuarlar, duvar renkleri zaman zaman da büyük parçalarda eklemeler, değişiklikler yapıyorum. Bitmeyen bir evcilik oyununun içinde gibiyim ve bundan çok mutluyum. Yaptığım her değişiklikten sonra karsısına geçip eserime gururla bakıyorum. Yaşadığım yerin tam da benim gibi olmasından çok hoşlanıyorum.

Çat Kapı En Güzel Şey

Ve bir de gelen giden tayfa var. En sevdiğim şey eve ani gelen misafir. Çat kapının hastasıyım. Bana, evime bir nefes almaya, sohbete, gırgıra, dertleşmeye, içmeye, ayılmaya gelen herkesin hastasıyım. Dün akşam da ailem ve arkadaşlarımla birlikte bendeydik. Annem ve babamla onlardan aldığım ilhamlar ve kazandığım öğretilerle kendime yaptığım evin salonunda, masamın etrafında oturabilmek her zamanki gibi çok iyi hissettirdi kendimi bana.

2019 Başkaydı

Çatısı olan, sığındığım bir yer olmasından çok benim ruhumu besleyen, yaratıcılığımı destekleyecek bir yer yapabilmeyi çok istemiştim ve bugün yine bu duygularla evimin penceresinden önümde uzanan koruya bakarak yeni günü karşılarken sizlere de anlatmak istedim içimden geçenleri.

Özellikle 2019’da ona yüklediğim anlamları daha da çok hissedebildiğim evimde 2020’nin getireceklerini merak ve hevesle bekliyorum.

Hepinize de sıcak yuvalarınızda huzur içinde geçirebileceğiniz bir yıl dilerim.

En derin sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan