Robotizma

Henüz

22 Ocak 2020

Yazı: Henüz | Yazan: İlayda Duman

Ben, eskilerden konuşmak için henüz çok gencim.
Ben, bir tavsiye vermek için henüz çok tecrübesizim.
Ben, aşktan konuşmak için henüz çok toyum.
Ben, hayat hakkında konuşmak için henüz hiçbir şey yaşamadım.

Peki ben ne konuşacağım?

Henüz 19 yaşındaysan yaşadığın hiçbir şeyin olmadığı düşüncesi insanların aklına nereden geliyor? Kendileri hiç 19 olmamış mı ki? Yoksa onlar 19 iken hiçbir şey yaşamamış mı? İnsanların bu dert yarıştırma hevesi nereden geliyor peki? Neden herkes en çok ben yaşadım yarışında? Kimse demiyor mu onun dünyasıyla benim dünyam bir değil diye? Sor babam, sor.

Henüz toysun, tecrübesizsin, bilgin yok, o işler olmuyor vs vs. Peki o zaman bırakın da görelim göreceğimizi, yaşayalım hüznümüzü, edinelim tecrübemizi. Dur, yapma, bırak ben yaparım, sen nereden bileceksin, demekle nereye kadar gider? Sana da mı böyle davrandılar yoksa? Öyleyse sen neden böylesin? Daha sorayım mı? Yoksa insanların yaşantısını hafife almamayı kendin mi bırakırsın?

Bu devirde anlam veremediğim bir şekilde milenyum çağında doğmuş olan “bütün” insanlar ya aşağılanıyor ya da dalga geçiliyor. Biliyorsunuz ki son dönemlerde TikTok videoları ile kendini saçma sapan insanlar olarak gözükmesine sebep olmuş bir ergen topluluğu var ve bu insanlar göz önünde olduklarından dolayı bütün jenerasyonun aynı olduğunu düşünüp genelleme yaparak dalga geçen bir kitle ortaya çıktı. Bu kitle de benim son zamanlarda gözüme çok batmaya başladı.

Bir milenyum çocuğu olarak söyleyebilirim ki bu yılda doğmayı ben seçmedim.

Teknolojinin içinde büyümüş olmak ne bir suç ne de kötü bir şey fakat teknoloji ile büyürken eğer saçma sapan bir insana dönüştüysem bunda büyüdüğüm ve bulunmak zorunda bırakıldığım çevrenin de büyük etkisi var demektir.

Neyseki ben sokakta bilye oynamaktan ip atlamaya kadar öğrendiğim hangi oyun varsa onları oynayarak büyüdüm. Benden sonra gelenler ise benim zamanında top koşturduğum yerlerde oturup ellerindeki tabletlerde minecraft oynuyorlardı. O çocuklara o tabletleri veren sizlerdiniz. Ben lise çağıma kadar tuşlu telefon kullandım. O döneme kadar da yalnızca 1 kere dokunmatik telefonum olmuştu ve tabi ki o da çok özendiğimden babamın beni rencide etmemek adına aldığı çakma çin malı bir telefondu. Haliyle siz çocuklarınızın hangi mecralarda dolaştığını, neler izlediğini, neler okuduğunu denetlemediğiniz için bugün saçma sapan hareketlerde bulunan bir grup ergen yetişti.

Yanlış anlaşılmasın yalnızca TikTok çekenler değil, Twitter ve Instagram gibi diğer mecralarda boy gösterenler de var. Her yerdeler aslında. Sürekli sert eleştirilere maruz kalıyorlar ve dalga konusu oluyorlar. Bir süre sonrada da doğal olarak psikolojik olarak bunalıma giriyorlar.

Bugüne kadar ailesine yaranamamış, resim çizmek isterken matematik sorularında boğulmuş, dans etme hevesiyle yanıp tutuşurken kimya ile aklı karıştırılmış, şarkı söylemek isterken bir cisim saatte bilmem kaç kilometre hızla hareket ederse gibi anlamadığı sorularla bunalıma sokulmuş, sevgi beklerken hep azarlanmış gençler yetişiyorken ülkenin ne kadar normal olmasını bekliyorsunuz?

Size de aynısı yapıldı belki de geçmişte.

Sizin de aileniz güzel bir meslek sahibi olmanızı istediğini söyleyip sizin fikir sahibi bile olmadığınız konularda özel ders aldırmıştır illa. O zaman mutlu muydunuz yapmaktan hoşlanmadığınız şeyleri yapmaktan? Belki de sırf onların yönlendirmeleri yüzünden ilginiz olan konuyu bile keşfedememişsinizdir. Belki de bu yüzden geleceğiniz için hiç hayaliniz olmadı, sadece karın tokluğuna çalışmakla yetindiniz. Size yaşamayı kimse sevdirtmedi çünkü kimse yaşamanın nasıl sevileceğini bilmeden büyüdü. Bu nesilden nesile bir nehir gibi aktı.

Görüp dokunarak ve kurcalayarak öğrenen bir çocuğa ezber yaparak öğrenmesi gerektiği empoze edildi çünkü kimse ona kurcalaması için bir şeyler vermedi. Deneme yanılma ile öğrenen bir çocuğa kimse o imkanı sağlamadı. Ezber yapmamız istendi ve ezberlediğimiz bilgi ile akıl yürütmemiz istendi. Sonra ezber unutuldu.

Böyle böyle büyütüldük ve çocuklar böyle büyütülmeye devam ediyor. O kadar üzülüyorum ki. Belki de çözümü başka ülkede bulan ailelere kızmamalı, neden ülkeni terk ettin, diye. Çok iyi hatırlıyorum henüz 2018 senesine bile girmemiştik ve tam 4 kez üniversite sınav sistemini değiştirdiklerini açıklamışlardı. Sene başında yayın evlerinin bastırdığı tüm test kitapları yeni sisteme uymadığı için haliyle hiçbir işe yaramıyordu. Gittiğim temel lisede deneme kitapçıkları sürekli yeniden düzenlenmek zorunda kalmıştı. Sonuç olarak benim sınava girdiğim sene ülkedeki büyük bir çoğunluk çuvalladı çünkü sistem değiştiği gibi soru tarzları da değişmişti. Sınav gününe kadar çözmüş olduğum hiçbir soru tyt ve ayt’de karşıma gelen sorulara benzemiyordu. Zaten benim sınava hazırlanma hikayem de oldukça sancılı ilk yazımı okuyanlar bilir.

Diyeceğim o ki, bu nesilin böyle olmasında en büyük etken bir önceki nesil olduğunu düşünüyorum ben.

Onları yetiştiren çevre, okul, aile… Burada hepimiz hatalıyız. Birbirimize destek olmak gerekirken hep birbirimizle dalga geçtik, birbirimizi küçümsedik, aşağıladık. Suçlu biziz aslında. İzin verdik bir şeylerin dengesinin şaşmasına. Direnmedik hakkımız olan şey için. Kimse çıkıp demedi öyle olmaz diye. Çıkan olduysa da kimse desteklemedi kendisini. Hep, olur böyle şeyler, dendi. Alışıldı. Alıştırıldı.

Henüz çok gencim belki benden büyüklere akıl vermek için ancak ben de görüyorum, ben de işitiyorum, ben de akıl yürütebiliyorum, ben de yaşıyorum. Sizin yaşantınız öyle olmadı diye bir başkasının da öyle olmaması gerekmez. Bencil olmayın. Herkesin bu hayatta farklı bir yaşantıya sahip olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın.

İlayda Duman

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan