Ay Işığı Yolcusu

Yeni Yıl, Noel, Nardugan | 2

7 Ocak 2020

Yazı: Yeni Yıl, Noel, Nardugan | 2 | Yazan: Atakan Balcı

* Yazı dizisinin birinci bölümü için 👉🏻 Yeni Yıl, Noel, Nardugan | 1

Tabii ilk Hristiyanlar’da böyle bir kutlama yoktu, o tarihte de o tarihe yakın bir tarihte de yoktu. Ama atalarımızda vardı.

Ne vardı peki atalarımızda?
Nardugan denen bir bayram vardı.

“Nar” sözcüğü, Moğolcadır ve “Güneş” demektir. Diğer dillere de Moğolca’dan geçmiştir. “Dugan” sözcüğü ise, Türkçe’dir. Türkiye Türkçemiz’deki “doğan” sözcüğü ile aynı sözcüktür. Farklı Türk lehçe ve şivelerinde de “Doğan Güneş” anlamına gelecek biçiminde ve genellikle bu adın farklı türevleriyle adlandırılır.

Binlerce yıldır Türkler, yılın en uzun gecesi olan 21 Aralık’ın ertesi gününden, 22 Aralık’tan itibaren ve özellikle de 22 Aralık’ın ardından gelen ilk dolunayda bu bayramı kutlamışlardır. Türkiye’de, farklı adlarla ve fakat yaygın olmayan biçimde kutlansa da diğer Türk ülkelerinde hâlâ yaygın biçimde kutlanmaktadır bu bayram.

Nardugan

Nardugan’ın temel karakterlerini saymak, tabii, yaratıcı kabul edilen, cinsiyeti olmayan, görseli çizilmeyen, Türkler’in ve tüm varoluşun hem annesi ve hem de babası kabul edilen, “Kayra Han” olarak da bilinen “Tanrı” ile başlar. Yaşam Ağacı, Yer-Su ruhlarının en ulusu kabul edilen Oğan, Ülgen/Bay Ülgen ve özellikle de Ayaz Ata ve torunu Kar Kız da Nardugan’ın önemli karakterleridir.

Ayaz, herkesin bildiği gibi “yakıcı soğuk”tur ve “ata” da temel olarak “baba” anlamına gelir. Ayaz Ata, kışın korucuyu ruhu kabul edilir. Gariplerin, darda kalanların, belki kışa özgü sorunlar yaşayanların sıkıntılarına yetişen bir koruyucu ruh olarak düşünülebilir Ayaz Ata ve yanında torunuKar Kız ile resmedilir sıklıkla. Bugünkü “Hızır”ın kışa özgü olanı belki ve Hızır’ı da bir tür koruyucu ruh olarak düşünür insanlarımız zaten. Ayaz Ata, farklı olarak, kış mevsimine özel bir koruyucu ruhtur ve yanında kız torunu da vardır.

Kalpagan

Saygıdeğer bir büyüğümden öğrendiğim bir addır “Kalpagan” adı. Zazaca’da kullanılan ve Anadolu’daki geleneksel bir kutlamaya ad olan bir sözcük “Kalpagan”. Zazaca’daki anlamını bilmiyorum ama Hint dillerinden kabul ettiğim Bengalce’de “melodi” demekmiş. Melodi anlamı örtüşmüyor pek sanki bu kutlamayla. Ama Türkçe’de “kapagan/kapgan” diye bir sözcük var, bugünkü “kapan” sözcüğüyle aynı sözcük ve “fatih” anlamında düşünülebilecek bir sözcük ki bu kutlamanın özüyle birebir örtüşüyor. Güneşin geceyi, aydınlığın karanlığı alt etmesinden söz ediyoruz bu kutlamalarımızın tamamında, güneşin zaferi kutlanır açıkça.

Kalpagan adlı kutlamada da değerli büyüğümün bana aktardığı kadarıyla (ki, Dersim yöresinde, yani Tunceli, Erzincan, Elazığ ve çevresinde geçerli bir kutlama. Dersim bu illeri kapsayan yörenin adıdır, Trakya yöresi gibi düşünülebilir.) Nardugan’daki ya da ülkemizin benzer diğer kutlamalarında olduğu gibi, geleneksel tiyatro oyunlarının oynandığı, lokmalar toplanan, dut ağacına renkli bezler bağlanıp dilekler dilenen bir kutlama burada söz ettiğimiz kutlama.

24 Aralık-25 Aralık tarihleri burada kutlama için önemli tarihlerdir. Sabah erken kalkılır, temiz sular evin her yanına serpilir ve hepsinden önce sabah erken kalkınca güneşe karşı dualar edilir. Temelde güneşin zaferinin kutlanmasının bugüne yansıması gibi görünmekte olan güzel bir bayramımız bu da. Evin her yanına su serpilmesi ise, saflığı, temizliği, bereketi simgelemektedir.

Sahip Çıkmak

Yeni Yıl Gezmek, Nardugan, Kalpagan, Kalo Kağan, Yozgat’ta Saya Gezmesi ve ülkenin farklı noktalarında kim bilir hangi adlarla anılan geleneklerimiz, bayramlarımız var ve tümü de ortak bir köke dayanıyor gibi görünüyor. Yani bu bayram da, yıl başı kutlaması da bizim özümüz, kültürümüz.

Batman’da 13-14 Ocak’ta Rumi Yılbaşının hâlâ kutlanıyor olması da buna güzel bir örnektir. (Bazıları “Hicri Yılbaşı” sanmaktadır bu tarihi ama tarihimizde Hicri takvim hiç kullanılmamıştır. Bizim geleneksel yaşayış biçimimize belki uyumlanamadığından.)

Geleneklerimize sahip çıkmaktan söz edip durulmuyor mu her yerde, bu kadar özel, bu kadar güzel ve üstelik ülkeyi bir baştan bir başa saran bir geleneğe sahip çıkarak başlanmalı değil mi?

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan