Biraz Kitap

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

11 Şubat 2020

Kitap: Bir İdam Mahkumunun Son Günü | Yazar: Victor Hugo | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Bir İdam Mahkumunun Son Günü | Victor Hugo

1800’lerde idam cezasının kaldırılması için yazılmış bir kitap.

Önsözde “Bu kitap herhangi bir hakime yazılmıştır” diyor. Hakimin ruhunun derinliklerine inip orada bir insanla karşılaşmayı umuyor.

İdam Hikayeleri

Bazı idam hikayeleri anlatıyor önsözde. Giyotinle onlarca defa denenmesine rağmen bir türlü kafası bedeninden ayrılamayan mahkumun acısı ve buna seyirci kalan hakim. Bu hakime çok serzenişte bulunuyor yazar. “Arabasının penceresinin arkasında bir adamın katledilişini izlerken ne yapıyordu?” diye soruyor.

Bir İdam Mahkumunun Son Günleri

Sonra bir idam mahkumunun son günlerini anlatmaya başlıyor. İdam mahkumunun kendi kaleminden okuyoruz bu kısımları. Annesini, karısını ve kızını düşünüyor. Annesi hastaymış. Karısı delirmek üzereymiş. Kızı için daha çok üzülüyor. Kendisi idam edildikten sonra onların ne yapacağını, bu durumda tek cezalandırılanın kendisi olmadığını düşünüyor. Kızıyla son kez görüşmesi ise oldukça dokunaklı. Çünkü kızı onu tanımıyor:

“Ne yazık! Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek!”

Avukatı, idam cezasını kürek cezasına çevirtebileceğini söylüyor. Ama mahkum bunu istemiyor. Ölmek kürek cezasından daha iyidir diye düşünüyor. Fakat idam anı yaklaşınca fikri değişiyor:

“Çabuk avukatımı çağırın! Kürek mahkumu olmak istiyorum. Bir kürek mahkumu yürür, gider gelir, güneşi görmeye devam eder.”

Anbean hissettiriyor kitap idam mahkumunun nasıl duygular içinde olduğunu.

Tepkiler

Kitapta kitabın basımının ardından gelen tepkilere de yer verilmiş. Sinir bozucu, iğrenç, berbat bulunmuş kitap.

O dönem kimileri bunun bir İngiliz, kimileri de bir Amerikan kitabı olduğunu iddia etmiş. Dış güçler hezeyanı Fransa diyarlarında da olmuş demek ki.

İdam Cezası

İdam cezasının asla olmaması gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle geri dönüşü olmayan bir ceza olması nedeniyle. Bugün suç diye adlandırdığımız bir fiil, belki daha sonra suç olmaktan çıkacak. O zaman ne olacak? İdam edilenler öldükleriyle kalacak. Ya da bugün mevcut delillerle suçlu olduğuna hükmedilen biri hakkında daha sonra başka deliller çıkar ve aslında suçlu olmadığı anlaşılırsa?

İdam cezasını cani bulduğunuz katiller, tecavüzcüler için uygun görüyor olabilirsiniz ancak ola ki idam cezası geldi, bu cezanın gerçekten sadece caniler için mi uygulanacağını sanıyorsunuz?

Yukarıdaki soru işaretleri bir yana, böyle bir cezanın kapsamının genişletilmeyeceğinden nasıl emin olabilirsiniz?

Bence hepsinden de ötesi, nihayetinde bir insana başka bir insanın ölümüne karar verme yetkisi vermektir bu. Bu kişi dünyanın en adaletli hakimi bile olsa, nihayetinde hiçbir insan böylesine bir kararı verme yetkisine sahip olmamalı.

Küçük bir parantez:

Benim kör bir kedim var, yavruyken sokakta bulmuştu kardeşim. Veterinere götürdük, veteriner kedinin hasta olduğunu, ancak üç ay kadar yaşayabileceğini söyledi. Ötanazi teklif etti. Acı içinde ölmesindense ötanazi daha iyi olabilirmiş. Kendimde bu yetkiyi göremedim. Yaşayacağı kadar yaşasın dedim, eve getirdim. Şu an kedim üç yaşında. 😊

Yani öldürme yetkisi insana verilmez. Verilemez.

Bununla ilgili olarak “Bir Ceza Avukatının Anıları” kitabı da ilginizi çekebilir.
Bkz: http://www.senveben.biz.tr/2018/01/bir-ceza-avukatinin-anilari/

Saygılarımla,
Av. Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan