Cadı Kazanı

Daha Boşanmadan…

10 Şubat 2020

Öykü: Daha Boşanmadan... | Yazan: Didem Çelebi Özkan

Avukatın bürosundan çıkıp İstanbul’un Arnavut kaldırımları günümüze ulaşmayı başaran sokaklarından en varsıl olanına attığı ilk adımda derin bir nefes aldı. Sonunda, diye düşündü, sonunda nihai hamleyi yapmıştı. Beş yıl. Beş yıl boyunca kaç kere karar vermiş, kaç kere vazgeçmiş, kaç avukat bürosu görmüştü. Her seçim, beraberinde getireceği sonuçlara rağmen Araf’ta yaşamaktan iyidir, diye teselli ediyordu zihni kendisini.

Gün batımıyla daha da serinleyen sonbahar havasının içindeki karmaşayı bir nebze olsun dindirmesini umarak attığı adımlarına, bundan sonra yapması gerekenleri muhakeme ettiği düşünceleri eşlik ediyordu. Boşanma gerçekleşene kadar birçok şeye dikkat etmesi gerekecekti. Avukatı, yanlış bir hareketinin velayeti kaybetmesine neden olabileceğini söylemişti. Eşinin velayet konusunda sorun çıkartmayacağını belirttiyse de avukat; “Biz gene de tedbirli olalım” demişti.

Düşünceleri çalan telefonla bölündü.

Çantasına uzanırken arayanın kim olabileceğini tahmin ediyordu. Akşamki programa geç kalacaklarını düşündüğü için tüm cinlerini tepesinde toplanmış Menekşe olmalıydı.

“Neredesin?”

“Ancak çıkabildim avukatın yanından. Yarım saate sende olurum. Geldiğimde ararım, aşağı inersin.”

“Olmaz. Arabayı bırakman gerekiyor.”

“Nedenmiş o?”

“Kardeşin sana ulaşamayınca beni aradı. Program değişmiş. Karşıya geçiyoruz. Alkol alacağımızdan taksiyle gelmemizi istedi.”

“Nişantaşı’ndan Beykoz’a gelecek, arabayı bırakıp bir daha mı karşıya geçeceğim?! Delirdiniz her halde! Ayrıca ben kulübe falan gitmek istemiyorum. Kalamış Marina’da yemek yiyecektik hani? İçecek modda da değilim ayrıca.”

“O kadarını kardeşine anlatırsın artık.”

Kardeşinin mi, Menekşe’nin mi bu emrivaki programdan sorumlu olduğuna karar veremediyse de pes etti.

“İyi tamam. Fakat taksiye gerek yok, ben içmeyeceğimden arabayla dönebiliriz. Sen bin taksiye gel, ben direkt yanlarına geçeyim. Gece de beraber döneriz.”

“Olmaz canım.”

“Allah Allah, bu sefer neden olmuyormuş?”

“Çünkü taksi programı da değişti. Çisil beş dakika sonra bir daha arayıp Serkan’ın bizi alması için şöförünü yollayacağını söyledi.”

“Serkan kim ya?!”

“Kaan’ın bir arkadaşıymış. Bir sene önce boşanmış. Hesabı sen yap artık.”

“Yuhhh!! Daha boşanmadım bile. Kardeşim ve kocası şimdiden çöpçatanlığa mı başladı?”

“Bilemeyeceğim. Arabayı annenin evine yolladılar bile. Ben de şimdi çıkıp size geçiyorum. Orada buluşuruz.”

“Sen şoförle gel. Ben direkt oldukları yere geçeyim.”

“Yaa Çağla bir kez olsun sorun çıkarmasan diyorum. Bırak arabanı eve. İç içme, gecenin bir yarısı araba kullanacak halin kalmayacak. Otopark da dert zaten. Bir sürü yürümek zorunda kalıyoruz. Ne güzel önüne kadar götürülüp sonra da evimize bırakılacağız. Bi’ arıza çıkarma lütfen.”

Daha fazla tartışacak gücü kalmayan Çağla fesüphanallahlar eşliğinde arabasını park ettiği otoparka yürüdü. Park ücretini ödeyip köprüye doğru yola çıktı. Yarım saatte gidilebilecek yol, cumartesi akşamının yoğun trafiği sayesinde, bir saatten fazla sürdü.

Eve vardığında hızlıca arabadan çıkmaya çalışıyordu ki kaldırımın kenarına park etmiş jeepi fark etti.

Yolda Menekşe’yle konuşmuş, onun çoktan evin önüne gelmiş, yollanan jeepte kendisini beklediğini öğrenmişti. Bahsi geçen araç bu ise buna jeep demek haksızlık olurdu. Siyah deve doğru yürüdüğü sırada arka kapı kayarak açıldı ve hareketli basamak aşağı indi. Açılan kapının ardında muzip bir gülümsemeyle oturan Menekşe arkadaşına el sallıyordu.

Çağla gözlerini devirdikten sonra seri adımlarla araca doğru yürüdü. Menekşe’nin yanına, arka koltuğa geçtiğinde kadının elindeki kadehi fark etti.

“Şoför Bey, Serkan Bey’in bizim için ikramı olduğunu söyledi. Sen de bir kadeh ister misin?”

“Kutlama yapmıyorum Menekşe.”

Çağla’nın terslemesine aldırmayan kadın; “Bence kutlamalısın ama keyfin bilir tabi” dedikten sonra Çağla’yı avukatla yaptığı görüşmeyle ilgili soru yağmuruna tuttu. “Donuna kadar alacak iyi bir avukattır umarım” diye bitirmişti sorgulamasını.

Bu cümleden nefret ediyordu. Ne iğrenç, ne çıkarcı bir tabirdi. İntikamı çağrıştırması da cabasıydı. Boşanmasını bir savaşa döndürmeye hiç niyeti yoktu oysa ki onun. İkisinin de anlaşabileceği bir mal paylaşımıyla, kavgasız gürültüsüz çıkacaktı bu evlilikten. Ne kendisi ne de bir süre sonra eski kocası olacak Engin mağdur olmamalıydı.

Yol boyunca Menekşe içmeye devam etmiş, Çağla ise arkadaşının “Yeniköy’deki evi ve Çeşme’deki yazlığı üstüne alacaksın. Maslak’taki daire onun olabilir, tam bekar evi işte. Yüklü bir tazminat da alman lazım. Hatta şirket üstünde hisse de talep etmelisin” sözlerine ve benzerlerine katlanmaya çalışmıştı.

Zihninde Menekşe’nin sesini kısıp kendi düşüncelerine daldı bir süre sonra.

15 yıl. 2 çocuk. Büyük bir aşk… Ve ardından gelen büyük kavgalar… Bu düşünceler de en az Menekşe’ninkiler kadar kulak tırmalayıcı olunca bu geceye geri döndü zihni. Program neyse ki kulüpten evvel bir restauranta gidilecek şekilde organize edilmişti. Bütün gece sarhoş insanlarla çevrili bir barda ayakta durmadan önce biraz olsun oturabilecek ve lezzetli bir yemeğin keyfini çıkartabilecekti.

Bir saat 15 dakikalık yolculuğun ardından restauranta ulaştılar. Garsonun yönlendirmesiyle katılacakları masaya yaklaşırken kardeşine “Bunun hesabını vereceksin” diyen bakışlar yollamayı ihmal etmedi. Üçünün oturduğu yuvarlak masaya vardıklarında Çisil, Menekşe’yi kolundan çekip yanındaki sandalyenin önüne aldı. Bu durumda Çağla da Serkan’ın yanına oturmak zorunda kalacaktı. Kardeşini ilk fırsatta kaynar kazana atma planları yaparak Serkan’a döndü.

“İyi akşamlar. Çağla ben. Öncelikle nazik jestiniz için teşekkür ederim fakat hiç gerek yoktu, taksiyle gelebilirdik.”

Serkan’ın cevap vermesine fırsat kalmadan Menekşe; “Ahhh Serkan Beyciğim, siz Çağla’ya bakmayın, taksiyle konforlu aracınız kıyas kabul etmez. Şampanya da nefisti. Tüm şişeyi bitirmemek için kendimi zor tuttum” derken Çağla’yı ittirerek önüne geçmiş, “Menekşe ben bu arada” dedikten sonra elini uzatmıştı adama.

Onlar el sıkışırken Çağla, Serkan’ın yanında oturan Kaan’a dönüp; “İyi akşamlar enişte” diye takıldı. Kız kardeşinden de kendisinden de büyük olan Kaan, “Gelsene ufaklık bir sarılayım sana. Her şey yolunda gitti mi avukatla?” diye endişeyle sordu.

“Merak etme, gitti. Biraz sert ama tatlı kadın. Teşekkür ederim avukat konusundaki önerin için” derken Serkan’ın arkasından dolanıp Kaan’ın yanına geçti.

“Saçmalama ufaklık. Engin’i de severim, bilirsin. Umarım ikiniz de fazla yıpranmadan atlatırsınız. Üzücü tabi ama madem ki karar verdin, bize de arkanda durmak düşer.”

Çağla minnetle sarıldı Kaan’a.

Bir süre sonra yerine geçmek üzere arkasını döndüğünde Menekşe’nin çoktan Serkan’ın yanına oturduğunu gördü. Kardeşine fırlattığı “ohh olsun” bakışlarıyla yanındaki sandalyede yerini aldı.

Menekşe, Kaan ve Serkan’ın hararetle konuştukları bir anda kardeşine dönüp fısıltıyla; “Aşk olsun Çisil. Engin duysa ne kadar üzülür şu yaptığına. Doğru mu bu şimdi?”

“Ne yaptım gene ya? Zaten kapıdan girdiğinden beri kızgın kızgın bakıyorsun bana. Anlamadım ki sorunu…”

“Ne mi yaptın? Daha boşanmam gerçekleşmeden beni birileriyle eşleştirmeye çalışıyorsun.”

“Yok daha neler!! Serkan’dan mı bahsetiyorsun? Abla valla tesadüf oldu. Akşam üstü cafede karşılaştık. Uzun zamandır Kaan’la görüşmemişlerdi, sohbet ederken Serkan, ‘Hadi akşam yemeğe gidelim’ dedi. Biz de sizlerle programımız olduğunu söyledik. O noktadan sonra davet etmesek ayıp olacaktı. İnan bir çöpçatanlık yok. Tamamen spontane.”

“O zaman beni onun yanına oturtma çabası neydi peki?”

“Ahhh o, Menekşe oturup bizi rezil etmesin, diyeydi. Gerçekten anlamıyorum bu varoş kadında ne bulduğunu.”

“Şişşşt çok ayıp.”

“Öfff ama öyle. Ne eğitim, ne kültür, ne aile… Koca parasıyla yaratılmış tam bir sonradan görme. Hem gene nerede bunun kocası?”

“Ne bileyim nerede Çisil yaa.”

“Ayyy koca da bundan varotik zaten. Gene de aklı varsa bunu böyle başı boş bırakmaz. Abla yalvarıyorum bu kadından uzak dur, bak diyorum bir gün başına iş açacak.”

“Söyler misin, Menekşe nereden biliyor bu adamın boşanmış olduğunu?”

“Yuhhh sana boşanmış olduğunu mu söyledi? Ben bir şey demedim. Serkan, taksiyle gelin, diye aradığımı duyunca ‘Cumartesi taksi bulmakta zorlanırlar, ben şoförü yollayayım’ dedi. İnan, gerek yok falan, dedim ama ısrar edince kabul etmemek olmayacaktı. Sen aramalarıma cevap vermeyince de mecbur Menekşe’yi bir daha aradım ve bu akşam Serkan diye bir arkadaşımızın daha bize katılacağını ve sizi alması için annemin evine araba yollayacağını söyledim sadece. Öğlen cafede birlikte fotoğraflarımızı paylaşmıştım Instagram’da, oradan soyadını görüp Internet’te aratmış olmalı. Abla yaaa, normal değil bu kadın, görmüyor musun?”

“Elalemin şoförü yerine kendinizinkini yollasaydın o zaman!”

“Abla burada takıldığın bu mu? Menekşe diyorum, Menekşe. Kadın tam bir psikopat. Ayrıca bizim şoförün babası rahatsızlanmış, izinde. Anneminkinin de rotasını merak ediyorsan büyük ihtimalle annemin peşinde alışveriş poşetleri taşıyordur.”

“Öff neyse, tamam. Olan oldu.”

“Abla, Menekşe’nin üstündeki süet mont senin mi?”

“…”

“Abla diyorum… Senin değil mi? Yaa gerçekten inanılmazsın. Tüm dolabını kullanıyor. O giydikten sonra nasıl bir daha giyebiliyorsun aklım almıyor.”

“Giymiyorum zaten. İstediğinde hayır diyemiyorum sadece.”

“Bir gün dostlukla çıkarcılık arasındaki farkı anlarsın umarım.”

“Ağır olmadı mı biraz?”

“Bi’ tanecim seni kırmak için söylemiyorum bunları ama ta üniversite yıllarından beri böyle kaç arkadaşın oldu, farkında mısın? İnsan ayırmamak tamam harika ama keşke ‘davul bile dengi dengine’ atasözünü bir kavrayabilsen. Olmuyor abla, sonunda hepsi seni yaralıyor. Bir süre sonra sadece kıyafetlerine değil, sahip olduğun ya da sahip olmaktan vazgeçtiğin şeylere de göz dikecek, benden söylemesi.”

“Ne demek istiyorsun Çisil?”

“Ablacım sen akıllı bir kadınsın ve ne demek istediğimi gayet iyi anlıyorsun aslında. Daha fazla Menekşe konusunda konuşmak istemiyorum. İyi olduğunu düşündüğün biri için fikrini değiştirmenin imkansız olduğunu hayat bana defalarca kez kanıtladı. Umalım da bu kadın için yanılıyor olayım.”

Çisil’in sözleri bittiğinde Çağla, diğer yanında oturan Menekşe’ye çevirdi bakışlarını.

Kendisine sırtını dönmüş olan kadın Serkan’a doğru eğilmiş, neşeyle bir şeyler anlatmaktaydı. Bir süre sonra salonu çınlatan kahkahalarından birini bedeninden salıverdiğinde elini Serkan’ın kolunun üzerine koydu. Çağla bakışlarını hızlıca onlardan ayırıp önündeki tabağa çevirdi.

Yemek boyunca Serkan, Menekşe engelini aşıp Çağla ve Çisil’le de sohbet etmeye çalıştıysa da tüm denemeleri Menekşe tarafından bertaraf edildi.

Bir iki saat sonra Çisil’in bir arkadaşının sahibi olduğu gece kulübüne geçtiler. Bahçedeki bir stantta henüz yerlerini almışlardı ki Kaan’ın erkek kardeşi de onlara katıldı.

Herkesle selamlaştıktan sonra Çağla’nın yanına gelip abisindeki aynı endişeli ifadeyle “Nasıl geçti görüşme güzellik?” diye sordu. Tüm bu iltifatların zorlu geçen bir günü biraz olsun rahatlatmak için söylendiğinin farkında, Baran’a sıkıca sarılıp “İyiydi, merak etme” diye cevapladı sorusunu.

Çağla görüşmenin detaylarını bir kez daha anlatırken garson siparişleri almak üzere geldi. Black Russian1 içilmesini öneren Kaan’a herkes katılırken Çağla’nın alkolsüz bir şey içme isteği reddedildi. Sonunda herkese birer Black Russian, Çağla’ya da Margarita söylediler. Garson masadan ayrılmadan Çağla adama usulca “Tekilası az olsun lütfen” demeyi başarmıştı.

Arabadaki şampanyalar ve yemekte içtiği kadeh kadeh şarabın ardından Menekşe ise şimdiden vücudunun tolerans sınırını aşmış gözüküyordu.

“Lütfen yavaş iç; Black Russian tatlı olduğu için kolay içilir ama alkol seviyesi yüksektir, hızlı çarpar.”

“Öfff Çağla ya, ne kadar kasıyorsun, çarparsa çarpsın. Dostlar arasında değil miyiz?”

İçkiler geldiğinde Baran’la Çağla bir köşede sohbet ediyor, Kaan Çisil’i eğlenceli figürlerle döndürüyor, Menekşe ise oryantal ile tekno arasında bir dansla tüm kulübe şok edici bir şov sunuyordu. Menekşe’nin dans gösterisi anlaşılan yeterince etkili olmamıştı ki Serkan bir süre sonra Baran’la Çağla’nın sohbetine katıldı.

İlk kadehler kısa sürede bitti, yerlerini yenileri aldı.

İkincilerin ardından Menekşe’nin figürleri daha da cüretkârlaştı. Baran gözleri Menekşe’de; “Bu kadından hiç hoşlanmıyorum, dahası senin yanına hiç yakıştırmadığımı da bilmeni isterim” dedi.

“Engin’le yaşadığım sorunlar sırasında daima yanımdaydı, desteğini unutamam.”

“Hiç düşündün mü acaba bu sorunlardan besleniyor olabileceğini?”

“Yapma Baran…”

Çağla daha cümlesini bitirmemişti ki Menekşe’nin ayakları birbirine dolandı ve yere düştü. Çağla “Aman Tanrım” diye yanına koşmadan önce Baran’ın “Rezillik” dediğini duymuş, cevap vermek yerine arkadaşının yanına gitmekle yetinmişti. Oturduğu yerde kahkahalarına devam eden Menekşe’yi yerden kaldırıp stanta getirdiğinde üçüncü kadehler masada yerlerini almıştı.

Bachata2‘ya devam eden Çisil ve Kaan’ın keyfi yerindeydi. Kendisine doğru eğilmiş bir şeyler anlatan Menekşe’ye tahammül etmeye çalışan Baran için ise keyif pek söz konusu değildi. Serkan ve Çağla ise günün konusu, yani evlilikler ve boşanmalar üzerine bir muhabbete dalmışlardı.

Serkan, Çağla’nın sigarasını yakacağı sırada, masanın karşı tarafındaki Menekşe, dudaklarında yeni bir sigara ve derin göğüs dekoltesiyle kendisininkini de yakması için Serkan’a doğru eğildiğinde masada ne kadar içki varsa döküldü; bir kısmı masaya, bir kısmı yere, çokça bir kısmı da Menekşe’nin üzerindeki süet monta.

Çağla şaşkın şaşkın masanın haline bir an baktıktan sonra;

“Hadi gel, tuvalette temizleyelim seni” dediği Menekşe’nin koluna girip kadını masadan uzaklaştırdı. Tuvalete vardıklarında Menekşe kinayeli bir tavırla “Şu Serkan sana asılıyor resmen” dedi.

“Saçmalama Menekşe, öyle bir şey yaptığı yok.”

“Amaaa bana da asılıyor” derken dili dolanıyor, ayakta durmakta zorlanıyordu.

“Bence kimseye asıldığı falan yok adamın. Yüzünü yıkayalım mı güzelim, açılırsın?”

“Allah Allahhhh ben anlarım, gayet asılıyor bana, diyorum. Bücür de bir şeymiş. Sırım gibi Engin’i boşayıp bununla olunmaz bence.”

“Biraz önce demedin mi; sana asılıyormuş zaten. Ayrıca kimseyi kimseye tercih ettiğim yok. Sen de lütfen hareketlerine dikkat et, etrafta birçok tanıdık var. Cenap’ın kulağına yanlış bir şey gitsin istemezsin, öyle değil mi?”

“Hayyy Cenap’ı siksinler Çağla. Keyif bozmakta üstüne yok.”

Arkadaşının iyice zıvanadan çıktığını fark ettiğinden geceyi noktalamanın zamanı geldiğine karar verdi. Bahçeye geri döndüklerinde, son olayın ardından Baran’ın onlardan önce mekandan ayrıldığını öğrenmek pek de şaşırtıcı olmadı.

Çisil’e dönüp “Ben de biraz yoruldum. Siz lütfen keyfinizi bozmayın biz Menekşe’yle dönelim” dedi.

Herkesten önce Menekşe’nin itiraz homurtuları yükseldiyse de kimse kadını kaale almadı.

Çisil bir an ablasına bir an Menekşe’ye baktıktan sonra; “Tamam ablacım, zaten yorucu bir gündü senin için. Garsona söyleyelim de bir taksi çağırsınlar” dedi.

Serkan’ın “Öyle şey olur mu ben bırakırım kızları” teklifine Çağla, “Lütfen Serkan, gerek yok, yeterince zahmet verdik bu gece. Bir git gel turu daha yapılmasına izin veremem” diye karşı geliyordu ki Menekşe;

“Waovvv ‘bey’i kaldırmışız aradan” diye lafa girdi. Alaycı bir gülümsemeyle bakıyordu ikisine. Kadına cevap veren gene olmadı.

Çağla, “Serkan ciddiyim, taksiyle dönmek istiyorum” dediğinde adam geri çekildi; “Nasıl istersen. Ama varınca lütfen Çisil’e mesaj at, aklımız sizde kalmasın.”

“Anlaştık.”

Vedalaşma faslının ardından gelen taksiye geçtiler. Çok şükür ki Menekşe arabaya bindikten bir süre sonra sızdı ve Çağla’yı sessizlik ve düşünceleri ile baş başa bıraktı.

Menekşe’nin evine geldiklerinde şoförden biraz beklemesini rica edip ayakta durmakta zorlanan arkadaşını evine kadar çıkardı. Annesinin evine varıp nihayet yastığa başını koyduğunda sonunda bugün bittiği için şükrediyordu.

Birkaç Hafta Sonra

Kız kardeşinin söylenmesine dayanabilmek için telefonu kulağından uzakta tutuyordu.

“Çisil, bağırma da sakin sakin anlat. Hangi konuda beni uyarmışsın, kim ne konuşuyormuş, hiçbir şey anlamadım.”

“Senin şu sevgili arkadaşın herkese ne hikayeler anlatıyor haberin yok mu? Sonunda dedikodular bana ve Kaan’a kadar geldi.”

“Hangi arkadaşımdan bahsediyorsun Çisil?”

“Ahh hepsi mi dedikoducu?! Kimden bahsedeceğim varoş Menekşe’den elbette.”

“Çisil bak kapatacağım telefonu, doğru konuş.”

“Aha ha! Sen o şırfıntıyı korumaya devam et, o ise seni bitirmeye yemin etmiş anlaşılan.”

“Güzelim bir sakin ol ve tane tane anlat lütfen, ne duydun?”

“Menekşe kapı kapı dolaşıp sen daha boşanmadan, Kaan’la benim sana birini ayarlamaya çalıştığımızı, senin de adamla bütün gece oynaştığını anlatıyormuş.”

“Oynaşmak mı? Şaka yapıyorsun, değil mi?”

“Yaa abla yaa, şaka yapar gibi bir halim var mı? Kaan’ın da kulağına gitmiş söylentiler, Menekşe’yi eline geçirirse benden önce o parçalayacak. Kadın bizi de rezil ediyor; topyekûn hepimizi ahlâksız yaptı. Seni düşürdüğü durumu düşünmek bile istemiyorum. Abla bu dedikodular büyürse velayette sorun bile çıkabilir. Durum çok ciddi. Kimseye inandıramıyorum o gece gerçekte ne olduğunu. Herkes gülüp; ‘Serkan iyi kısmet. Hayırlı olsun ilişkileri’ diyor sizin için. Ne iğrenç bir kadınmış, nasıl böyle bir şey yapabilir! Adamın bütün gece içine düştüğü yetmiyormuş gibi şimdi de saçma sapan hikayeler anlatıyor etrafta. Uyarmıştım ama seni bu kadın ruh hastası diye.”

“Çisilcim bir sakin olur musun? İnsanlar o kadar naif değil. Bana gelince, böyle bir saçmalık için kendimi savunmaya bile tenezzül etmem. Aklı başında olanlar bir bana bir Menekşe’ye bakar, görmek isteyene bu bile neyin doğru, neyin yanlış olduğunu açıklamaya yeter. Diğerleri de canları neye inanmak istiyorsa ona inanacak. Kimseye bir şey kanıtlamakla yükümlü değilim. Yapmadığım bir şeyi yapmadığımı nasıl kanıtlayabilirim ayrıca?”

“Ya abla pes. Üzerine evliya sakinliği mi geldi anlamıyorum. Bu iş bu kadarla kalmayacak ben sana diyeyim yalnız.”

 
 

Didem Çelebi Özkan
 
 
 

Açıklamalar:

1. Black Russian: %40 alkol oranına sahip Stolichnaya votka ile Meksika kahve likörü Kahlua karıştırılarak oluşturulan bir kokteyl. ⇡⇡⇡
2. Bachata: Dominik kökenli romantik bir müzik ve dans türü. Biraz Bolero ve daha popüler bir dans olan Merengue’nin karışımı olan bu dansın temel enstrümanı ise gitardır. ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

23 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 10 Şubat 2020 at 09:31

    Harikasınız…
     
    Maalesef çokça görülen, hiç yabancısı olmadığımız bir figür Menekşe. Hep yüzünüze gülen sıkı dost. Ama daha arkanızı dönmeden, en ağırından top ateşine başlayan utanmaz ve hadsiz bir ağız. Her bireyin sakınması gereken bir zararlı türü. Bunların daha başka türleri de var ne yazık ki…
     
    Sevgiler

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 10 Şubat 2020 at 16:51

      Nimet Hanımcım, çok mutlu oldum beğenmenize ve düşüncelerinizi benimle de paylaşmanıza. Çok çok teşekkür ederim.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Atakan Balcı 10 Şubat 2020 at 13:42

    Toplumumuzun kemikleşmiş bir sorunu ve bu konuda “zincirlerimizi” tek başımıza kırmak da hiç kolay olmasa da vazgeçmemeli. Kadın kahramanın tavrı çok düzgün ve örnek bir tavır.
     
    Kalemine sağlık!…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 10 Şubat 2020 at 16:54

      Atakancım çok teşekkür ederim fikirlerini benimle ve okurlarımızla da paylaştığın için.
       
      Kadın kahramanımıza gelince; malum seviyorum güçlü karakterleri; iftira, toplum baskısı vs ile sindirilemeyip dimdik ayakta duran kadınları 😉

    • Cevapla Tülin Akıllı 19 Şubat 2020 at 00:13

      Çağla hemen silmeli hayatından Menekşe’yi.
      Uzak durmalı, tehlike çanları çalıyor.

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 19 Şubat 2020 at 10:38

        Çok haklısınız 💯

    • Cevapla Numan Çeri 26 Nisan 2020 at 13:51

      Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Sanal ortamda bu şekilde öykü okumaya sizin yazılarınız ile başladım. Farklı bir deneyim, kitap sayfalarından sonra. İkinci okuduğum öykünüz de çok başarılı.. Öyle bir yerde bırakmışsınız ki devamını insan merak ediyor.
       
      Tavırlar…
       
      Kahramanların alacağı tavırlar ve olay örgüsü hikayeyi istenirse roman tadında bir emeğe bile götürebilir. İnsan profillerini çok güzel işliyorsunuz. Yaşatıyorsunuz, o dünyayı hiç yaşamamış okura.
       
      Öykünün teması için de boşanma kararı zaten bir devrimdir kişi için. Kimi bu devrimden zaferle çıkacaktır hayatta iktidar olarak kalacaktır kimi ise özgürlük kavramını eline yüzüne bulaştırıp zaman içinde kendini yok edecektir. Öykünün kahramanı eminim, kesinlikle zafer kazanmış biri olacaktır.
       
      Emeğinize sağlık. Kaleminiz daim olsun inşallah.
       
      Sağlıcakla has kalın vesselam..

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 26 Nisan 2020 at 14:18

        Ne kadar detaylı, özenli bir yorum. Çok mutlu ettiniz beni, düşüncelerinizi paylaşarak. Çok teşekkür ederim.
         
        Sevgiler

  • Cevapla İsmail 10 Şubat 2020 at 16:01

    Yine harika bir yazı.
     
    Aforizma gibi cümlelerden birkaçı:
     
    “Her seçim, beraberinde getireceği sonuçlara rağmen Araf’ta yaşamaktan iyidir, diye teselli ediyordu zihni kendisini.”
     
    Bir diğeri:
     
    “Donuna kadar alacak iyi bir avukattır umarım” diye bitirmişti sorgulamasını. Bu cümleden nefret ediyordu. Ne iğrenç, ne çıkarcı bir tabirdi. İntikamı çağrıştırması da cabasıydı.
     
    Tebrikler Didem Hanım.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 10 Şubat 2020 at 16:56

      İsmail Beycim çok çok teşekkür ederim, beni gene yorumsuz bırakmamışsınız. Beğenmeniz de mutlu etti.
       
      Sevgiler

      • Cevapla Elif Yeşil 13 Şubat 2020 at 11:25

        Öykü Çisil ve Çağla’nın telefon konuşması ile bitiyor mu, ben mi bulamadım?

        • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Şubat 2020 at 16:42

          Evet Elifcim orada bıraktım; bundan sonrası klasik Türk dizisine dönecek belli ki. Hırsla çıldırmış bir kadının iftiralarla altüst edeceği hayatlar. Fakat Çağla ne kadar yanlış insanlara güvense de en çok kendine güveniyor bence. Güçlü de bir kadın, Menekşe’yle olan savaşta galip geleceğine eminim.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 10 Şubat 2020 at 16:46

     
    SenVeBen’in Instgram sayfasında öykünün tanıtımının altına gelen yorumlar:
     
    Daha Boşanmadan… | Instagram Yorumları | 01

    • Cevapla Seher Erdal 12 Şubat 2020 at 16:43

      Dürüst insanların fark edemedikleri sırtlanlar hakkında çok güzel bir hikaye olmuş.

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Şubat 2020 at 16:39

        Sehercim çok teşekkür ederim yorumun için öncelikle. Ben bu hikayede Çağla’ya da kızıyorum. Dürüst olmak yeterli değil, dürüst insanlardan oluşan bir çevre yaratmak da en az onun kadar önemli. Anlaşılan Çağla’nın yanlış kişilere güvenmek gibi bir huyu var; bunu değiştiremediği, insanları tanımayı başaramadığı sürece daha çok üzülür 😉
         
        Sevgiler

  • Cevapla Hande S. Sinan 10 Şubat 2020 at 23:26

    Lütfen devamı gelsin 🙂

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Şubat 2020 at 13:32

      Kuzum bana Menekşe’den gına geldi 🤦🏻‍♀️ Daha neler yapacak düşünmek bile istemiyorum. Çağla’ya sabır ve kolaylıklar dilerim 😁

  • Cevapla Sinem Çelebi 11 Şubat 2020 at 03:00

    Ahhhh Menekşeler 😉😉 Bitmeyen sınavlarımız ama asla unutulmaması gereken neydi; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkar!!!
     
    Gene şahane bir öykü ablacım ☺️ Tebrikler, öykünün devamını ben yazmak istiyorum sanırım 🤣

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Şubat 2020 at 13:33

      Ahahahahahah hikayeyi sen bitirsen Menekşe parçik pinçik edilir kesin 😂

  • Cevapla Demet Uncu 11 Şubat 2020 at 15:57

    Yeni okumaya fırsat bulduğum yazına bayıldım Didemciğim. Hayattan alınmış ne güzel bir hikaye 😊 Merakla devamını bekliyorum canım… Menekşeler uzak olsun bizden lütfen 💕

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Şubat 2020 at 16:25

      Açıkcası Menekşe’den nefret ettim, Çağla’nın saflığına sinir oldum. Ahahahahahah kendi karakterlerime de gıcık olabiliyormuşum demek ki 😝 Nefretle ortalığı aleve verecek, ardından o alevlerde kendisi başta olmak üzere herkesi yakacak Menekşe hikayesini hepimiz biliyoruz aslında, çok var bunlardan. En iyisi gerisine okur karar versin, benim yazmaya devam edecek tahammülüm kalmadı 🙈

  • Cevapla Yusuf Duru 9 Mart 2020 at 13:58

    Kurgu, tarz, anlatım, dil ve en önemlisi kelimelere yüklediğiniz, duygunun iletimi, okuyucuya aktardığı ruhsal enerji çok iyi. Bir vesile ile okudum. Yazmakta olduğum masalı yarım bıraktırdı. Tebrik ediyorum. Son dönemde okuduğum en etkileyici yazı diyebilirim. Bu arada karakter tahlilini okuyucuya bırakmanız harika. Tebrik ediyorum. Kaleminize kuvvet, gönlünüze sağlık, beyninize esenlik temennisi ile.
    Saygılarımla.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 9 Mart 2020 at 16:17

      Yorumunuz beni çok mutlu etti, çok teşekkürler. ne kadar detaylı, ne kadar önere edici cümleleriniz. Var olun.
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz