Doğa & İnsan

Doğanın Çağrısı

26 Şubat 2020

Yazı: Doğanın Çağrısı | Yazan: Çiğdem Mertoğlu

Merhaba SenVeBen dergimizin sevgili okurları;

Bu hafta sizlerle birlikte doğanın çağrısına kulak vereceğiz. Aslında doğa, bu çağrısını çok uzun zaman önce yapmaya başlamıştı. Fakat biz insanlar yapılan bu çağrılara pek kulak vermedik. Yüzyıllar boyunca devam eden uyarıları ne görmek ne de duymak istedik! Bazı zamanlarda doğa, uyarılarının şiddetini giderek artırdı. Bizler bu çağrıları yine dikkate almadık. Doğayı ve gücünü hep küçümsedik.

Türlerin en değerlisi olarak biz insanlar her şeyin hakimi olduğumuz gibi doğanın da hakimiydik. Doğa bize aitti ve biz onu istediğimiz gibi kullanabilirdik. Çünkü biz en güçlüydük ve doğanın patronuyduk. Fakat doğa insanoğlunun bu şımarıklığına ve cehaletine daha fazla dayanamayarak asıl patronun kim olduğunu bizlere büyük felaketlerle göstermeye başladı. Doğanın karşısında ne kadar aciz olduğumuzu; yaşadığımız seller, fırtınalar, depremler ve salgınlar sayesinde öğrenmiş olduk. Hunharca kullandığımız için dengesini bozduğumuz doğa, şimdilerde yaptıklarımıza bedel olarak bizden yaşamlarımızı istemektedir.

Yazı: Doğanın Çağrısı | Yazan: Çiğdem MertoğluKüresel Isınma

10 ile 13 bin yıl önce kutuplarda buzullar erimeye başladı. Bu erime önceleri yavaş olduğu için fark edilmedi daha doğrusu tehlike olarak görülmedi. Bu nedenle de küresel ısınmaya yönelik herhangi bir tedbir alınmadı.

18. yüzyılın başlarında sanayi devrimi tüm dünyada hız kazandı. Sanayi ve fabrikalarda enerji elde edebilmek için kömür kullanıldı. Kömürün kullanılması sonucu hava kirlilikleri hızla artmaya başladı. Yakılan kömür, atmosfer tarafından tutulduğu için havadaki karbon miktarı arttı. Atmosferde biriken karbon hava sıcaklığının artmasına sebep olmaktadır. Her geçen gün artan sıcaklıklar, küresel ısınmaya sebep olmaktadır.

Günümüzde küresel ısınma, geri dönüşü olmayan bir noktaya geldi. Artık her güne küresel ısınmanın sonucu olarak ardı arkası kesilmeyen felaketlerle başlamaktayız.

Küresel ısınma, sadece sıcaklıkların artması demek değildir. Küresel ısınma iklimlerin değişmesi sonucu hava sıcaklıklarının aynı zaman aralıklarında bazı yerlerde çok sıcak bazı yerlerde  ise çok soğuk olmasıdır. Örneğin; bazı bölgelerde çok fazla yağmur yağması sonucu seller olurken bazı bölgelerde kuraklıklar yaşanmaktadır. Yani şimdilerde ne kışlar kış gibi ne de yazlar yaz gibi yaşanmaktadır.

Tehlike Çanları Çalıyor

Küresel ısınmanın sonucu olarak değişen iklimler, insan yaşamını tehdit etmektedir. Hava sıcaklıklarının azalması sonucu kutuplarda eriyen buzullar, deniz sularını taşırarak dünyayı sular altında bırakmaya çok uzun zaman önce başladı. Buzulların erimesi sonucu yer altındaki mikrop, bakteri ve virüsler yer üstüne çıkarak salgınların yaşanmasına neden olmaktadır. Ayrıca hava sıcaklıklarının artması, içme sularını buharlaştırmaktadır. Böyle giderse 30-40 yıl içerisinde içme suyu tükenecek ve su savaşları başlayacaktır. Yakın zamanda petrolden bile daha değerli olacak su için çok kanlar akıtılacak.

Her Şey İçin Çok Mu Geç Kaldık?

Doğanın dengesini çok uzun zaman önce bozmuştuk. Zamanla bu yıkımı daha da artırdık. Şimdi ise onu eski haline geri getirmemiz mümkün değil. Ok yaydan çıktı bir kere… Doğayı eski haline getiremeyiz fakat bunu şu anki halinde tutabiliriz. Yani durumu daha vahim hale getirmemek bizim elimizde. Ya daha önce yaptığımız gibi pervasız bir şekilde doğayı yok etmeye devam ederek sonumuzu kendi elimizle hazırlarız ya da zaten gelecek olan değiştirilemez son için aramıza mesafe koyarak onu geciktirebiliriz. Dolayısıyla doğanın canlı olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Onun gücünü hafife alıp ona hükmetmeye ve sömürmeye yönelik bir yaşam sürmemeliyiz.  Doğanın üstünlüğünü kabul edip onu yok etmeden muhteşemliğinin keyfini çıkarmalıyız.

Sevgili SenVeBen okurları, yazımı sonlandırırken hepinize doğanın eşsiz mavisinde ve yeşilinde huzur bulduğu nice güzel, sağlıklı günler diliyor ve Mevlana’nın mısralarıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün.
Her köşede bir çiçek dükkânı açan doğayı görün.
Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:
Susun susarak doğayı görün.

Çiğdem Mertoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan