Kırmızı

Kızım | Çobanyıldızım

7 Şubat 2020

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

* Yazarın Notu: Bu yazıyı, Edith Piaf – La Vie En Rose dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Kızım | Çobanyıldızım | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

Hastanedeyiz. Sabah 07:30 suları.

Ayaklarımda annemin ayakkabıları. Üzerimde kırmızı 1 manto. İçimde derin bir sancı. Koca 1 dalga vuruyor sanki soğuk soğuk kasıklarıma. Sonra geri çekiliyor hızla. Ve sonra 1 daha. Bugün o gün olabilir mi acaba? Öyle galiba. Kesinlikle eminim. Artık geleceksin. Bu fikirle, korkuya karışan 1 sevinç doluyor kalbime. Gelecek günlerimizin habercisi gibi bugün aynı zamanda. Birlikte yapacağız bunu da. Diğer her şeyi yaptığımız gibi ikimiz karar vereceğiz sadece o ana. Sabretmeyi doğmadan öğrenmen ve bana da öğretmen tesadüf olamaz ya.

Şu anda sanki yalnız ikimiz varız bu hayatta. Bu odada. Zaman su gibi akmıyor. Ağır ağır. Ağrılı ağrılı. 1 inişli 1 çıkışlı. Gözüm monitörde. Kulağım telaşla çarpan yüreğinde. Duyuyorum ve hissediyorum gelme çabalarını, beni ve kendini yırtar 1 halde. Benden kopmakla, kopmamak arasındaki kararsızlığınla, önce hızla hareket etmelerini sonra derin 1 sakinlikle öylece beklemelerini.

Yürüyorum ba(ğ)zen koridorda. Yürüyoruz seninle, elim üzerinde. Ellerini, ayaklarını, parmak uçlarını hissediyorum terli avuç içlerimde. Heyecanım yatışsın diye, neye benzediğini ve nasıl 1 anne-kız olacağımızı canlandırmaya çalışıyorum kafamda. Heyecanım pek yatışmıyor ama. Ve bizi nelerin beklediğini tahmin etmeme imkan yok daha o zamanlarda. Tek emin olduğum ve bildiğim; seninle eşsiz yol arkadaşları olabileceğimiz ömür boyunca.

Tam 18. Saatin Sonunda

Hangimiz daha yorgunuz bilmiyorum ama altın saçlı, gökyüzü gözlü, eşsiz bir melek gibi geliyorsun kollarıma. Susuyorsun uzun uzun, şimdikinin aksine. Dudaklarını uzata uzata, 1 dua üfler gibi yaşamıma, şaşkınlıkla bakıyorsun etrafa; bu muymuş gerçek dünya?

Ve seninle biz, yıllar, yollar ve geçen zamanlar boyunca türlü sebeplerden birkaç kez sorduk bu soruyu kendimize ve birbirimize, yanıtını da alıp itimat ettik dünyanın gerçekliğine heeepppp birlikte.

İnsan birini doğururken, kendi de doğarmış yeniden, bunu öğrendim öncelikle senden.

Ve “Çocuk büyütmek” diye 1 tabir var ya. İşte o da laf-ı güzaf. Zira, bilinenin aksine, doğurduklarımız bizi büyütüyor; aklıyla, kalbiyle, sözüyle, ruhuyla. Gökkuşağının her rengini içinde barındıran varlığının ve yıldızlı 1 gökyüzü kadar geniş ve sonsuz hayal gücünün hayatımı güzelleştirmesinin de ötesinde, en çok bu sebepten teşekkür ederim ben sana.

13 sene evvel bu saatlerde o koridorda seninle ilk yürüyüşümüzü yaparken henüz doğmamış kulaklarına fısıldadığım üzere; ellerin ellerimde bırakmam, ellerim ellerinde bırakma.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 8 Şubat 2020 at 19:07

    Çok güzel bir yazı, çok güzel bir anı bırakmışsın Nurdan ablacım, İlayda’ya. Umarım ömrünüz boyunca , her ihtiyaç duyduğunuz anda birbirinizin elini sıkıca tutarsınız. İyi ki doğmuş. 🌚

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 13 Haziran 2020 at 13:49

      Canım Pınarım. Anne-kız olmak çok kıymetli 1 hayat arkadaşlığı. Annemin kızıyken bunu biliyordum ve şimdi kızımın annesiyken 2 kere biliyorum. Senin anneciğin de benimle aynı fikirdedir eminim ki. Hep elele kalmak dileğiyle. Sağlıkla ve sevgiyle. 🙏

  • Cevapla Burak Süalp 20 Haziran 2020 at 17:17

    Nurdancım, harika yazmış, harika okumuşsun. Hem duygularının kendisine, hem yazıya aktarabilme becerine, içtenliğine, samimiyetine, okumana bayıldım. Hayat arkadaşını dünyaya getirme hikayen, hihayeniz nefis.
     
    LGS’den kurtulduk, sana da İlayda’ya da çok geçmiş olsun!

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan