Başucumda Kitap

Kurmaca Kişiler Kenti

13 Şubat 2020

Kitap: Kurmaca Kişiler Kenti | Yazar: Emin Özdemir | Yorumlayan: Kübra Mısırlı Keskin


Kurmaca Kişiler Kenti | Emin Özdemir

Kurmaca Kişiler Kenti | Konu

Yazarımız aynı zamanda kitap kahramanımız, düşlerinden bir kent yaratmak ister, hayatlarımızda iz bırakan roman karakterlerinin yaşadığı bir kent. Bununla ilgili çalışmalar yaparken de Calvino’nun “yaşanmaz hale gelen kentlerin kalbinden doğan bir rüya” dediği Görünmez Kentler kitabına rastlar. Calvino ona Görünmez Kentler kitabından çok önce böyle bir kent kurguladığını ama kitaplarına almadığını anlatır. Ve yazarımız buraya gitmenin yolunu öğrenerek macerasına başlar. Bu kentte birçok kitap kahramanı yaşamaktadır ve yazar bu karakterlerden bazılarıyla sohbet etmeye ve merak ettiklerini sormaya başlar.

Kimler yok ki bu kent sakinlerinin arasında;

“Bazıları kibirli hırsın, kimileri kölece aşağılık dalkavukluğun, kimileri aldatıcı riyakarlığın, bazıları da gerçek dinin geniş çayırlarında yol alırlar; fakat ben yıldızımın gösterdiği yolda, gezgin şövalyeliğin daracık patikasında ilerlemekteyim; mesleğimi icra etmek uğruna mülkümü yabana atsam da şerefimi yabana atmış değilim. Ben kötülükle mücadele ettim, haksızlara karşı koydum, terbiyesizlikleri cezalandırdım; devleri dize getirdim; canavarların yolunu kestim; sırf gezgin şövalyelerin aşık olması zorunlu olduğu için aşığım; aşıksam, ahlaksız aşıklardan değil, nefsine hakim platonik aşıklardanım. Amaçlarımı daima faziletli hedeflere yöneltirim; ki bu da, herkese iyilik etmek, kimseye kötülük etmemektir. Böyle düşünen, böyle hareket eden, böyle konuşan kişiye aptal denip denmeyeceğine sizler kara verin” cümleleriyle kendini anlatan Don Kişot mesela.

Anton Çehov’un Küçük Köpekli Kadın öyküsünün kahramanı Anna Sergeyevna’dan, Gustave Flaubert’in Madam Bovary romanının kahramanı Emma’ya kadar uzanan bir sokak düşünün. O sokağın sakinleriyle yaptığı sohbetlerde, yazarın okuduğu kitaplardaki yorumlarını roman karakterleri üzerinden dinlerken okuyucuların merakını cezbeden birçok soruyu da aydınlatmış oluyor bir anlamda. Mesela; Emma onu anladığını söyleyen yazara; “Hayır anlayamazsın. Benim gerçeğimi ancak kadınlar anlayabilir erkekler değil. Çünkü her kadında benden, düşlerim, tutkularım ve özlemlerimden bir parça vardır. Düşünün bir, hangi kadın vardır ki gerçek bir aşk, derin bir sevgi istemesin? Hangi kadın vardır ki kocasının vurdumduymazlığına, duygusal çürümüşlüğüne başkaldırmasın? Hangi kadın vardır ki erişemediği durumları, düşlerinde düşlemlerinde yaşamasın? Benim isyanım bunların da isyanıdır, elbette acılarım da” derken aslında kitabın neden bu kadar okunduğuna da cevap vermiş olması gibi.

Emma ile aralarında yazınsal benzerlikler olan Tolstoy’un Anna Karenina kitabının kahramanı Anna, yazarla yaptığı sohbette Emma ile aralarındaki farkları açıklarken sohbete katılan Tolstoy kocasını aldatan ve bu nedenle toplumdan dışlanan Anna’yı neden yarattığını şu sözlerle çok güzel açıklamış:

“Ben insanlara ders verme amacıyla yaratmadım seni. Yaşamda neyin doğru, neyin yanlış olduğunu göstermek için de yaratmadım. Kestirmeden söyleyeyim, insanı anlatmak, onu kuşatan toplumsal yaşamdaki çelişkileri yansıtmak için yarattım. İnsan yüreği her türlü duyguyu barındırır içinde. Nefret de vardır, sevgi de; bencillik de vardır elcillik de. Bunu daha iyi anlamak istiyorsan kendi yaşam serüvenini Kiti’ninkiyle karşılaştır. Şunu da unutma: yaşamın anlamı çekilen acılar da gizlidir.”

Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli kitabının kahramanı Zebercet sevgisiz büyüyen bir çocuğun hayata karşı nefretini ve korkusunu anlatırken, öldürdüğü kadınla onu ıssızlaştıran her şeyden öcünü aldığını “Ben cehennemimi de celladımı da içimde taşıdım hep” cümlesiyle haykırıyordu yazarımıza.

Herman Melville’nin Moby Dick adlı kitabının kahramanı Kaptan Ahab, aslında öç alma peşindeki macerasını anlatırken, Zebercet’le aralarındaki geçmişe dönük yaşamanın sonuyla ilgili benzerlik fark edilemeyecek gibi değil.

Jose Saramago’nın Körlük kitabındaki doktorun karısı; “Sonradan kör olmadık biz, zaten kördük; çünkü yaşamda olup bitenleri görmemize karşın onları sorgulayıp yargılamadık, bu yüzden gördüğü halde görmeyen körlerdik biz” cümleleriyle aslında her çağın en büyük hastalığı olan görmemezliğin anlatıldığı kitabın, en can alıcı noktasını vurgulamış sohbetinde.

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar kitabının kahramanı Selim Işık, kurtuluşu kitaplarda ararken kendini nasıl da yalnızlaştırdığını tuttuğu günlüklerinden alıntılarla anlatmaya çalışıyor yazarımıza. Ve seçtiği yolu tasvir ederken aslında söylenenden söylenmeyeni çıkarma işini okura bırakıyor.

Yaşar Kemal’in İnce Memed’i de boyun eğmemeyi, bozuk giden düzende el pençe divan durmamayı anlatırken, bunu insan canı alarak yapmaktaki pişmanlığını anlatmaya çalışıyor elinden geldiğince.

Kurmaca Kişiler Kenti | Yorum

Kitabı ilk elime aldığımda, sevdiğim kitap karakterleriyle sohbet etme fikri beni inanılmaz cezbetti. Kitap karakterlerinin kendi ağzından anlattıkları kısa hikayeleri, romanlarını okumamış olsanız bile sizi oldukça aydınlatıyor. Kitaba başlarken benim en çok merak ettiğim kısım da buydu aslında. Çünkü okumadığım bir kitabın karakterini dinlerken ne kadar hakim olabilirdim konuya kestiremedim. Emin Özdemir o kadar ustaca kurgulamış ki kitabı hiçbir kopukluk yaşamadan bir solukta okuyabiliyorsunuz.

Kitabın özet kısmında bahsettiğim karakterlerin dışında:

▻ İsaac Bashevis Singer’in Budala Gimpel’i,
▻ Stendhal’ın Kırmızı ve Siyah roman kahramanı Julien Sorel,
▻ Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı kahramanı Mümtaz,
▻ Jose Saramago’nun Körlük roman kahramanı doktorun karısı,
▻ Elias Canette’nin Körleşme roman kahramanı Kien,
▻ Elsa Morante’nin Ve Tarih Devam Ediyor kitap kahramanı Ida,
▻ Pearl Buck’un Ana romanının baş karakteri ana,
▻ Gonçarov’un Oblomov kahramanı,
▻ Arthur Miller’in Satıcının Ölümü roman kahramanı Willy Loman,
▻ Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı kahramanı Memed,
▻ Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kahramanı Raskolnikov

da sohbet ettiği diğer kişiler arasında.

Çok yalın bir anlatıma sahip Kurmaca Kişiler Kenti. Bunun en büyük nedeni de yazarın sahip olduğu birikim ve muazzam hayal gücü olsa gerek. Kitapta her karakterin evine gittiğinde evinin duvarlarında o karakteri yansıtan resimler tasvirlenmiş. Bu da kitabın anlatımını sohbet havasından çıkartarak zenginleştirmiş.

Kurmaca Kişiler Kenti, aynı anda birçok kitabı okuduğumu hissettirmesinin yanı sıra, hiç bakmadığım taraftan da kitap kahramanlarını görmem için ışık tuttu bana. Salt bu bile, aslında aldığım keyfin hiç de azınsanmayacak olduğunu göstermeye yeter sanırım.

Bir gün yolunuz Kurmaca Kişiler Kenti’ne düşerse, zaman kavramı bulunmayan bu kentte Don Kişot’un şatosundan az ilerde küçük bir köy okulu göreceksiniz, okulun öğretmeni ile bir bardak Türk kahvesi içmeden ayrılmayın bu kentten.

Yazar Hakkında

1931 Erzincan doğumlu yazar Ankara Gazi üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezunudur. Columbia ve Indiana üniversitelerinde değişik düzeylere göre metin hazırlama ve anlatım teknikleri konusunda eğitim almıştır. Hacettepe Üniversitesinde bölüm başkanlığı ve Ankara üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görev yapmıştır. 2017 yılında hayatını kaybetmiştir.

Eserleri:

• Eleştirel Okuma
• Mutlukent’in Yöneticisi
• O İyi Kitaplar Olmasaydı
• Konuşma Sanatı
• Kurmaca Kişiler Kenti
• Yazmak Sanatı
• İnsan Yüreğine Yolculuk
• Anlatım Sanatı
• Yazınsal Türler
• Sözcüklerin Vicdanı (Kurgusal Denemeler)
• Türk ve Dünya Edebiyatında Dönemler Yönelimler
• Ölümsüzlük Gezegeni
• Okuma Sanatı
• Dilin Öte Yakası
• Bizler Büyüyünce
• Yüzler ve Sözcükler
• Yarışmalar Kenti
• Düzyazının Sorgulayan Gücü
• Yazma Öğretimi – Yazma Sanatı
• Sözcük Sözcük İçinde
• Açıklamalı Atasözleri Sözcüğü
• Deyimler Sözcüğü
• Yalnızlığı Seven Kırlangıç
• Edebiyat Sözlüğü
• Erdemin Başı Dil

Keyifli okumalar,
Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz