Ay Işığı Yolcusu

Moda

4 Şubat 2020

Yazı: Moda | Yazan: Atakan Balcı

Bunu okuyacak birçok kişi, benim moda konusundaki sanat alanında uğraş gösterenlere sataştığımı düşünecektir. Ama az sayıda kişi de ayırdına varacaktır ki modanın karanlık efendilerine karşı ben o sanatçı ruhları savunuyorum aslında. Moda yaratıcılığın düşsel yolunu açan bir sanatsal ışık huzmesi olabilirdi, yol kesiciliği seçti paraya tapan efendilerin zoruyla.

Moda Dönemleri

Dönemler vardır tarihte, giyim alanında. Ve farklı dönemlerde farklı saç modelleri, farklı renkler, farklı pantolonlar, etekler, etek boyları, fularlar, beyefendi bastonları ve daha bir sürü renklilik bulunur. Fakat aynı dönemde hep aynı, aynı ve aynı tarzdadır her şey. Uzun pantolonunu genç kızlar gibi dar ve hafifçe kısa tutan ve o uzunumsu pantolonun altına ayakkabının içinde yitip giden, kesinlikle görünmeyen çoraplar giyen genç erkekler var örneğin. Bir beyefendi kısa çorabı, yalnızca şortun altına giyer, denir centilmenliğin ilkelerinde; ama şu anki konumuz bu değil tabii.

Farklı Tarzlar

Hayır, ben İspanyol paça seviyorum ve İspanyol paça pantolon giymek istiyorum. Olamaz mı? Herkesin kendi zevki ve seçimi, uzunumsu ve dar pantolonları gerçekten sevip giyenler olabilir ve belki de yakışıyordur da onlara. Ama tek tür giyimin milyarlarca insanın tümüne aynı renklerle ve tamamen aynı tarzdan yola çıkarak yakıştırılması garip değil mi? Böyle bir olasılık var mı ki tek kalıba otursun tüm insanlık? İnsanların boyu ve kilosunu da ölçüp biçiyorlar ve insanların olması gerektiği bir boy ve en konusunda öyle kararlar alıyorlar ki genç kızlar ölüyor bu beyin yıkamanın yıkıcı etkileri yüzünden. Oyuncak bebeklere benzemek için kezlerce bıçak altına yatan ve sonucunda, aslında bir tür canavara benzemelerine karşın, modanın ve popüler kültürün tutsak alan yıkıcı büyüsünün gözlerine çektiği kalın beyaz perdeler nedeniyle “Çıplak Kral” gibi asla ve asla gerçekleri göremeyen insanlar usuma geliyor. Bir çocuk çıksa ve “Kral çıplak!” dese bile inanın ki ne onlar duyacaktır çocuğu ne de büyülenmiş milyonlar.

Tektipleşme

Sizin dayattıklarınızın yakıştığı birkaç milyon insan var diyelim ki modanın ilahları, peki ya diğerleri? Ortalıkta tamamen absürd kılıklarla gezen milyarlarca insan var. Hayır, giysiler absürd değil, sözüm o değil aslında. Bir tarz bir kişiye yakışabilir gerçekten ve o kişinin üzerinde absürd durmaz. Bir omuzu açıkta bırakan bir üst giysi (artık adına her ne deniyorsa) bir kadına öylesine yakışır ki, harikuladeliğinden kendinizi alamazsınız “sanat”ın. Ama on kişiden birine yakışıyorsa dokuzu üzerinde “iğreti” duruyor işte.

Neron Olmak

Peki ne yapmalı? Modayı yıkmalı, yakmalı, yok mu etmeli? Ya da Roma yandığında, sonrasında tarih boyunca haksız yere Roma’yı yakmakla suçlanan İmparator Neron’un yaptığı gibi, kente dönüp (ki kent dışındaymış o sırada bildiğim kadarıyla) evinin ve avlusunun kapılarını mağdurlara mı açmalı?

Burada kahraman olacak kişi bu giysileri üzerinde taşıyanlar da olabilir, dışarıda kendisine “terzi” diyen “giysi tamircileri” yerine gerçekten giysiler diken gerçek terziler bulabilirlerse. Denemeli de aslında, ama ilk cesur kişi kim olacak?

Asıl Kahramanlar

Burada asıl kahraman, modayı gerçek bir sanat olarak görmek isteyen bu işin ustalarıdır. Giysi işini kapitalizmin paraya tapan düzeneğinin dışında görmek isteyenler bir araya gelip, kapitalizmin “daha az para harcayıp daha çok kazanmak” üzerine kurulu bu çarkının dışında, küçük atölyelerinde belki, bu karanlık ve gözlere sahtekâr beyaz perdeler çeken düzende küçük kara delikler açma cesaretini göstermeliler. Daha fazla renk, farklı tarzlar, sanatsal yaratım…

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz