Satır Arası

Suçluluk Duygusu

21 Şubat 2020

Yazı: Suçluluk Duygusu | Yazan: Nalan Erpolat

Bazı duygular vardır ki insan gelmesine engel olamaz. Duygu gelir, insanın içini kemirir ve insanı gitgide aşağı çeker; birey bu dibe doğru gidişin farkında olduğu halde içine düştüğü duygudan nasıl çıkacağını bilemez. Suçluluk duygusu, bu tür duyguların en güçlülerinden biridir.

Her insan zaman zaman suçluluk duygusu hisseder. Bu insan olmanın gereğidir aslında. Hatta bazı psikologlar, “Psikopatlar hariç herkeste suçluluk duygusu vardır” derler. Öte yandan, bazı insanlar bu duyguya çok sık kapılırlar ve bu durum hem hayatlarının gidişatını hem de psikolojilerini bozar. Suçluluk duygusu sadece psikolojik değil, sosyopsikolojik nedenleri de olan bir duygudur. Bireyin hayatının tüm dinamikleri, çevresi, inançları, değerleri gibi birçok konu suçluluk duygusuna sebep olur.

Mükemmeliyetçi

Suçluluk duygusuna çok sık düşen kişilerin genelde çok mükemmeliyetçi olduğu görülür. Yaptığı her şeyin eksiksiz ve kusursuz olmasını istemek, bazen hayatın doğasına terstir ama mükemmeliyetçi bireyler doğanın bu kanununu kabul etmek istemezler. Gerçekleşmesi çok normal olan küçük aksaklıklar bile onları suçluluk duygusunun girdabına iter.

Geçmişe Takılmak

Bazı bireyler, bugüne ulaştıklarının farkında olasalar da zihinleri içinde geçmişte yaşamayı severler. Dolayısıyla, bugünü yaşamayı da birkaç yıl sonraya ertelerler. Ama burada gözden kaçan bir nokta vardır. Bugün, bugün değil de sonra yaşanınca, sonraya sadece hatalar taşınır. Bugünün bütün yaşam dinamikleri, birkaç sene sonranın şartlarıyla düşünülür. Artık hızla değişen yaşam şartlarında da birkaç sene öncenin eylemleri bugüne göre yanlışmış gibi algılanır. Bu da bitmez tükenmez bir suçluluk duygusunun sebeplerinden biridir.

Toplumun Değer Yargıları

İnsan istese de istemese de bir toplum içinde yaşamak zorundadır ve toplumun değer yargılarına önem vermek zorundadır. Fakat bazen daha küçük bir alt kültürde yetişmiş bireyler, kariyerlerinin gelişmesiyle daha kozmopolit bir hayata geçebiliyorlar. Bu durumda, kendi yetiştiği değerlerden farklı değerlere alışmak durumunda kalıyorlar. Bu adaptasyon sürecine suçluluk duygusunun eşlik etmesi de kaçınılmaz oluyor. Fazla hassas yapıdaki bireyler, bu durumdan kolay kurtulamayabiliyor.

Çocukluk Deneyimleri

“Yaşanılan her duygunun sebebi kesinlikle çocuklukla ilgilidir” demek çok iddialı olsa da çocukluk izlerinin ömür boyu taşındığı da bir gerçektir. Hiçbir ebeveyn söylediği sözlerle çocuğuna bilerek zarar vermek istemez. Hatta çoğu zaman iyi niyetle söylenen sözler farkında olmadan hedeften şaşar.

Çocuklara sorumluluk duygusu kazandırmak amacı ile duygusal manipülasyon birbirine karışabiliyor zaman zaman. Anne-baba bazen küçük sorumluluklarla mutlu olabileceğini söylerler çocuklarına ama bazı çocuklar o ufacık şeyi yapmamalarıyla anne-babalarının mutsuzluğuna sebep olacaklarını düşünebilirler. Bu düşünce de çok fazla tekrarlanırsa bilinç dışına yerleşmesi olağandır ve birey büyürken farkında olmadan “hayır” diyemediği her durumda suçluluk duygusuna kapılır; bu duygudan kurtulmanın tek çaresi de istemediği şeyleri yapmak olur onun için.

Sonuç olarak;

Bu duygudan kurtulmak için ilk önce kabul edilmesi gereken şey, bu duygunun aslında gerçekle bağlantısının pek olmamasıdır. Suçluluk duygusu bireyin yaptığı spesifik bir eylemden değil, düşüncesinden kaynaklanır. Yapılan herhangi bir şeyden hissedilen kötü duygu, pişmanlıktır.

Kişinin geçmişi geçmişte bırakarak, her gününün değerini bilerek yaşaması çok önemli bir faktördür. Geçmiş artık gitmiştir ve geleceğin de geleceği meçhuldur. Bugünü en güzel ve verimli yaşamak hayatın en önemli gerçeğidir.

Ve “her zaman mükemmel olmalıyım, evde-işte her şeyin üstesinden tek başıma gelmeliyim, her yerde en iyi olmalıyım” düşüncesi bireye zarar verdiği noktada durdurulmalıdır. Bunlardan birinin ya da birkaçının aksaması hayatın odağı değildir ve asla kötü hissettirmemelidir. İnsan tek başına değil, topluluk içinde yaşamaya göre yaratılmıştır ve bu yüzden tek güç olarak değil paylaşılan sorumluluklarla yaşamak zorundadır.

Suçlu değil, mutlu hissettiren günler dilerim.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 21 Şubat 2020 at 10:02

    Günaydın,
    Bugünkü terapinin bedeli sonsuz. Öyle bir zamanda okudum ki anlatamam. İyi ki sizleri tesadüfen gördüm ve uzun zamandır takipteyim.
     
    Sen Ve Ben ailesine sevgiler

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan