Satır Arası

Sevmek

14 Şubat 2020

Yazı: Sevmek | Yazan: Nalan Erpolat

Şubat ayının en soğuk günlerinde, yine kırmızı renk ağırlıklı vitrinlerle içimiz ısındı. “Sevgililer Günü” yazılı afişler, kocaman kırmızı kalpler, indirim duyuruları, mağazalardan gelen indirim mesajları kimilerini çok heyecanlandırıyor, kimilerinin mizah duygularını harekete geçiriyor ve yeni sevgililer günü esprileri ürettiriyor, kimilerinin de sadece sinirlerini bozuyor. Bir taraftan aşk söylemleri havada uçuşuyor, herkes kendince aşkın tanımını yapıyor sonra karşı görüşler çıkıyor ortaya ve karşıtlar haklılığını ispat etmek için çırpınıyor.

Aşkın sosyal psikolojiye göre tanımını ve bu bilimin aşkı çeşitlendirmesini geçen yıl 15.02.2019 tarihinde yayına giren Aşk yazımda açıklamaya çalışmıştım. Öte yandan, aşk ve sevgi konusunda birbirinden farklı görüşlerin karşıt olması ve bireylerin kendi haklılığını ispata uğraşması gereksiz bir durum bana göre çünkü duygunun doğrusu yanlışı olmaz. Aynı olay her insana başka hissettirir, insan sayısı kadar duygu durumu vardır. Duygu aynı duygu da olsa şiddeti farklıdır, zamanı farklıdır. Her bireyin kendi hayat dinamikleri içinde duygu değerlendirmesi farklıdır.

Duygunun Davranışa Dönmesi

Duygunun doğrusu yanlışı olmaz desek de davranışın vardır. Her duygunun davranışa dökülmesi doğru olamaz. Düşünce ve mantık devreye girmek zorundadır yoksa hayat çok ciddi çıkmaza girer. Düşünceler devreye girdiğinde de zorluklar olmayacak diye bir kural yoktur elbette, hayatta güzellikler olduğu gibi zorluklar da vardır. Bu zorluklarla başa çıkabilmenin yolu da “sevgi”dir. Öyle ağızdan normal bir durummuş gibi çıkan sevgiden bahsetmiyorum. Gerçek sevgi, sevmeyi sevmektir.

Sevmeyi Sevmek

Klasiklere konu olmuş olan sevgi fedakarlıktır, sevgi emektir, sevgi karşılık beklememektir gibi kalıpların hepsinin yolu sevmeyi sevmekten geçer. Eğer birey sevmeyi öğrenmişse, hayatını her yönüyle sever. Arada karşısına çıkan sevmediği insanlarla, hoşa gitmeyen durumlarla, hatta bazen acılarla birlikte, bütünüyle sever. Her yanlış insandan öğrendiklerini sever, her kötü olaydan edindiği tecrübelerini sever, her hatalı karardan sonra akıllanmış olmayı sever, kötünün içinden bulup çıkarabildiği iyiyi sever. Sevmeyi sevebilen hayatı sever.

Sevmeyi sevmek çok da doğuştan gelen bir şey değildir, öğrenilebilen bir durumdur. Doğuştan gelen güdüler, iyiyi ve rahatı sever; zorlukları sevmez, istemez. İnsan bilinçli bir farkındalıkla bakış açısını geliştirebilirse bunu başarabilir.

Sevmenin Karşılığı

“Karşılıksız sevmek” kavramı da çok konuşulur, “gerçek sevgi karşılıksızdır” denir her zaman. Bu da aslında çok doğru değildir, insanoğlu sevme motivasyonu için bir şeylerle ödüllendirilmek ister. Bu ödülün ne olmasını istediğidir üzerinde konuşulması gereken konu. Kimi sevgisinin karşısında, fazlaca fedakarlık görerek, el üzerinde tutularak ödüllendirilmek ister; kimileri içinse en büyük ödül sevdiklerinin mutluluğunu görmektir. Bunların ikisi de karşılıktır. Yani karşılıksız bir sevgi yoktur ama beklenen her karşılık egoizm kökenli değildir.

Her ne kadar 14 Şubat, ikili aşk ilişkilerinin gününü sembolize eder hale gelmişse de, aslında sevgi günüdür. Sevmeyi bilenler için her gün sevgi günüdür. Herkese sevmeyi sevebileceği, en büyük mutluluğun sevdiklerinin mutluluğu olacağı nice sevgi günleri diliyorum.

Sizleri Seviyorum,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz