Gastronomi

Vazgeçilmezimiz Türk Kahvesi

26 Şubat 2020

Yazı: Vazgeçilmezimiz Türk Kahvesi | Yazan: Pelin Erem

“Gönül ne kahve ister, ne kahvehane;
gönül sohbet ister, kahve bahane.”

Ne sırlarımızı biliyor, ne vaatlerde bulunuyor Türk kahvesi. Üç vakte kadar kısmeti olanlar, hanesine ay doğanlar, yüreği kabaranlar, kuş gibi havalananlar…

Yalnızların yoldaşı, sabah mahmurluğunun çaresi, en güzel sohbetlerin bahanesi…

En ihtiyacımız olan anda molamız, çalışma arkadaşımız, dopingimiz, misafire ikramımız, yeni bir aile kurarken tanığımız…

Türk Kahvesi 500 Yıllık Kültürel Mirasımız

2013 yılında Türk kahvesi kültürü ve geleneği tescillenerek UNESCO’ya ait “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi” kapsamında hak ettiği yerini aldı.

Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme tekniğinin bir eseri olan Türk kahvesi, orta derecede kavrulmuş ve ince çekilmiş kahvenin şekerli veya şekersiz olarak kısa süreli kaynatılmasıyla yapılır.

Eşi Benzeri Yok

Dünyada telvesiyle birlikte servis edilen tek kahve Türk kahvesidir. İçilmeden önce telvenin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenmelidir. Böylelikle, kavruk ve ağır telve dibe çöktüğünden filtre edilmesine ya da süzülmesine gerek kalmaz.

Yumuşak ve kadifemsi köpüğü, tadının damakta uzun süre kalmasını sağlarken, aynı zamanda koruyucu katman görevi görmesi nedeniyle de kahve daha uzun süre sıcak kalabilmektedir.

Sunum Tat Kadar Önemli

Geleneksel yöntemlerle hazırlanan Türk kahvesinde çiğ kahve çekirdekleri önce özel yapılmış tavalarda kavrulur. Soğumasının ardından dibekte dövülür. Daha sonra cezve kullanılarak kömür ateşinde ağır ağır pişirilir.

Özenli bir şekilde sunulması en az pişirilmesi kadar önem taşıyan Türk kahvesi; su, lokum veya şerbet eşliğinde özel takımlarda sunulur.

Kahvecibaşının Zorlu Görevi

Türk insanının hayatında önemli bir yeri olan Türk kahvesi, ilk olarak 16. yüzyılda Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın, Yemen’de çok severek içtiği kahveyi İstanbul’a getirmesi ile hayatımıza girmiştir. Türklere özgü yeni geliştirilen pişirme yöntemiyle, Türk kahvesi olarak anılmaya başlayan bu kahve, hem sarayda hem de halk arasında kısa sürede büyük beğeni kazanmıştır. Avrupa’nın kahveyle tanışması da Osmanlı sayesinde olmuştur.

O dönemde sarayda oldukça sevilen bir lezzet olan Türk kahvesi için “kahvecibaşı” isimli özel bir rütbe de yaratılmıştır. Kahvecibaşı padişahın ve sarayın ileri gelenlerinin kahvelerini hazırlamak ve takdim etmekle görevliydi. Ayrıca altınlar ve mücevherlerle bezenmiş paha biçilmez kahve takımlarını korumakla yükümlüydü.

Halkın Kahve ile Tanışması

İlk defa 1554’te Tahtakale’de açılan ve tüm şehre büyük bir hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk Türk kahvesi ile tanışmıştır. Dönemin yaşantısına damga vuran kahvehaneler adeta bir kültür yuvası olmuştur. Şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı, orta oyunlarının oynandığı kahvehanelerde Türk kahvesinin yanına zaman zaman tavla ve satranç oyunları da eşlik etmiştir.

“Neyse Halim, Çıksın Falim”

Kahve telvesini okuyarak fal bakmak oldukça eski bir gelenek.

Kişiye güzel haberler vermek, motive etmek ve geleceğe dair umutla dolmasını sağlamak amacıyla yapılan bu ritüel günümüze kadar korunmuştur.

Çağımıza uygun olarak teknoloji de bu ritüelin bir parçası haline gelmiştir. Bugün Türk kahvesi makineleri eski pişirme usullerine uygun çalışabiliyor. Telefona yüklenen uygulamaya gönderilen tek bir fotoğrafla falımıza bakılabiliyor.

Başrolde Kahve

Türk kahvesi ikramı kültürümüzde sevginin, saygının ve misafire verilen değerin göstergesi olmuştur. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” diye boşuna dememiş atalarımız. Ailelerin birleşmesine vesile olan kız isteme geleneğinde bile kahve başroldedir.

Kültürümüzde kahvenin yeri o kadar önemlidir ki kahvaltı sözcüğü “kahveden önce yenen” anlamına gelen “kahve altı” sözcüklerinden oluşmuştur. Kahverengi kelimesi de aynı şekilde kahveden gelmektedir.

Ulusal gururumuz Türk kahvesinin uluslararası marka değerinin arttırılması için çalışmalar sürmektedir. Kim bilir, belki bir gün devlet teşviğiyle yurt dışında Türk kahvesi zincirlerinin açıldığını görürüz.

Pelin Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 27 Şubat 2020 at 16:41

    Merhaba Pelin Hanım,
     
    Önce zevkle Türk kahvesi’ni okudum. Sonra merak ettiğim ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım sitenizi ziyaret etmek istedim veee saatlerdir, sindire sindire gezi yazılarınızı okudum ve harika saatler geçirdim. Aslında bu tür yazıları gördüğümde atlamam ve okurum. Ama sizin anlatınız beni adeta sizinle birlikte geziye çıkarttı.
     
    Bayıldım ve teşekkür etmek istedim. Dilerim yenilerini de okuruz. Şimdi sırada yemek ve restoran eleştirilerinizi okumak var.
     
    Hoşça kalın.

    • Cevapla Pelin Erem 11 Mart 2020 at 23:28

      Nimet Hanım merhaba,
      Beni daha fazla yazmaya teşvik eden yüreklendirici sözleriniz için çok teşekkür ederim 🙂
       
      Yeni yazılarda buluşmak, bol bol paylaşmak dileğiyle.
      Sevgiler

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan