Akıl Tutulması

Bipolar Günceler | Mektup 2.1

13 Mart 2020

Yazı: Bipolar Günceler | Mektup 2.1 | Yazan: İlhan Vardar

Bipolar yaşamları daha derinden hissedeceğimiz, bipolar ve bipolar yakınlarından (adları bende saklı) gelen mektupları paylaştığım “Bipolar Günceler” yazı dizisinin ikinci mektubuna geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Mektup 2.1

“Bu günlerde sürekli babama annemin neden böyle sinirli, hırçın, değişken ruh halinde olduğunu, bu yaşadıklarımızı sorup duruyordum. Bir gün yine aynı hekime gitmiştik. Annem hekimle konuşurken babamın bana, annemin hasta olduğunu ve tedavi olursa bu durumun geçeceğini söylemesi üzerine tam olarak anlamasam da rahatlamıştım. Sonradan bunu bana anlatmasının hekimin onayı ile olduğunu anlayacaktım.

Annem her geçen gün daha kötüye gitmeye başlayınca babama baskı yapmaya, ömür boyu bu şekilde mi yaşayacağız sorgusuna başladım. Babam bunların düzeleceğini, tedaviyi de aile ile veya ailesiz başaracağımızı söylüyordu.

Annemin gittikçe kötüleştiğini, yaşanan olaylardan görmek çok kolaydı.

Bir hafta sonu gecesi karşı komşularımız gelmişti. Ben çocuklarla odamızda oturup oynarken onlar salonda sohbet ediyorlardı. Tabi alkol de vardı çünkü annem alkol alabilmek için herkesi kullanabiliyordu onları da o davet etmişti.

Gece yarısına doğru annemin gittikçe yükselen sesi ve naraları ile salona geçmek istemiş fakat annem bizi görünce bizi sinirli bir şekilde odaya geri yollamış, kendisi de odasına giderek hazırlandıktan sonra “Ben gidiyorum bu evi terk ediyorum” diye bağırmaya başlamıştı.

Kardeşim de peşimden yanına gelmiş “Nereye?” diye sormuştu. Bunun üzerine annem “Bir yere gitmiyorum hadi yatağına” diye azarlamış, o da ağlayarak “Madem gitmiyorsun ayakkabılarını niye giydin?” demişti.

Annemin durumu yanında bir yandan da kardeşim için üzülüyordum. Daha çok küçüktü ve hiçbir şeye anlam veremiyordu.

Babam kapıyı kilitlediğinden annem kapıya ve babama anahtarı almak için saldırdıkça komşularımız onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Ama mümkün olmuyordu. Ben kapıda bekliyordum. Babam arka odadan doktoruna ulaşmaya çalışıyordu. Komşular ise annemi sakinleştirmeye uğraşıyordu. Nihayet sabaha karşı üçte annemin doktoruna ulaştık. Babam durumu anlattı ama ilk kez babamı bu kadar sinirli görmüştüm. Babam “Madem istedi, gündüz neden yatırmadın?” diye hesap soruyordu.

Çünkü o gece akşam yemeğinde annem; “Ben babanla konuşacağım kardeşini al git” demiş ve babama o gün doktoruna gittiğini, kendisini kötü hissettiğini kendisini hastaneye yatırmasını istediğini söylemiş. Doktoru da ilaçlarını almasını, sakinleşmesini söyleyerek geri göndermiş.

Babamın en son “Nasıl sakinleştireceğim? Yol gösterin. Bağlayayım mı?” diyerek doktora bağırması üzerine komşumuz telefonu almış hekimle o konuşmaya başlamıştı. Ama annemi zapt etmek mümkün olmadı. Komşumuz, eşi, babam zapt edemedik.

Sonunda babam ve komşumuz çözüm olarak kendisini nereye gitmek isterse oraya komşumuzun götürmesini yoksa bırakmayacağını söylemesi üzerine komşularımız onu bir otele bıraktılar. Fakat sabaha kadar telefonumuz susmadı sürekli annem arıyor bizleri özlediğini ağlayarak söylüyordu. Bu o kadar acı bir durum ki biraz önce bizlere bağırıp çağıran kadın şimdi ağlayarak bizleri özlediğini söylüyordu.

Tabi bu arada aile büyüklerine de haber vermiştik. Ertesi gün öğleden sonra annem yeniden aramış babamdan onu otelden almasını istemişti. Babamlara geldiklerinde sanki o akşamki annem değil de sakin mülayim bir anne olarak eve dönmüştü.

Bu olaydan tam bir hafta sonra annem yine “Evi terk edeceğim” diye tutturmuş, babam da olay büyümesin diye “Benim istediğim otele gidersen” tamam demişti. Annemi yine bir gece yarısından sonra taksiye bindirip yolcu ettik. O gitmeden de oteli arayarak rezervasyon yaptırdık. Annem daha otele gider gitmez telefona sarılmış, ağlayarak bizleri özlediğini, dayanamadığını tekrarlamaya başlamıştı. Sonunda uyuyan kardeşimi uyandırıp bir taksiye binerek kaldığı otele gitmiştik.

Sabah Saat 05:30

Lobide oturduk annem hemen bira istedi, babam kahve dedi ve yine annem sinirlenip söylenmeye başladı. Kah yanımızda oturuyor kah sinirlenip uzaklaşarak kardeşimle ilgileniyordu. Kardeşim garibim de ayakta uyukluyor bir yandan da değişik bir ortam ve lobide koşturup duruyordu. Annem uzaklaştıkça, babamla yaptıkları ve yapacakları konusunu tartışıyorduk; ne yapabilirdik.

Babamın o oteli tercih nedeni işyerine yakın olması ve çevreyi iyi bilmesi idi. Bizleri bıraktıktan sonra iş yerine geçerek orada yine aileye durumu bildirip, ne yapılması gerektiği konusunda plan yapılacaktı.

Annem; ne babamı istiyor ne de babam ben gideceğim dedikçe izin veriyor; “Otur konuşalım” diye ısrar ediyordu. Ben “Hadi bak kardeşimin de uykusu geldi” diyerek annemi ikna ettikten sonra odamıza çıktık.

06:30 gibi babam otelden ayrıldı. Bir iki saat uyuduktan sonra telefonlar çalmaya başladı. Babam aile ile temasa geçmişti. O gün 15:00 sularında annemi ikna etti ve bizi alıp eve geri getirdi.

Geldiğimizde dedem ve anneannem eve gelmişlerdi. Yine her zamanki gibi birkaç gün kalıp annemin o sakin döneme girmesini beklemiş, ardından çekip gitmişlerdi.

Aile büyüklerinden ümidi kesince artık babamla ciddi ciddi klinik arayışlarına ve kendi isteği ile olmayacağı için zorla nasıl yapılabilir arayışlarına girmiştik.

Bazı dönemler annem çok sakin, çok sevecen; bazı dönemler ise kardeşim, ben ya da babama karşı çok sinirli, kırıcı ve hırçın oluyordu. Bu tavırları karşısında babam sürekli geçeceğini, tedavi ile annemin düzeleceğini telkin ediyordu.

Artık ben de büyümeye bazı şeyleri algılamaya başlamıştım.

Bazı dönemler annem korkunç enerjik oluyordu. Benim okulumda sınıf annesi, çeşitli etkinliklerde aktif çalışmaları derken babam işe, ben okula gittikten sonra kardeşimi de alarak oda kendisini dışarı atıyordu. İnsanlarla kolay iletişim kurabiliyor ama akşam olunca babama anlattıklarında sürekli insan ilişkilerinde sorun yaşadığı anlaşılıyordu. Dönem dönem işe girmek istiyor, giriyordu da. Kardeşimi kreşe veriyorduk ama bir müddet sonra annem işten ayrılıyordu.

İnsanlarla kolay ve hızlı iletişim kurabiliyordu. Hatırlıyorum da cuma sabahı işe başlayıp, akşamı işten ayrılıyor ve ertesi gün yeni bir işe başlayabiliyordu. Bir ayda 4-5 iş değiştirmesi bizim için artık olağan bir durumdu. Bu da insan ilişkilerindeki iletişimsizliği teyit ediyordu.”

Derleyen: İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan