Akıl Tutulması

Bipolar Günceler | Mektup 2.2

27 Mart 2020

Yazı: Bipolar Günceler | Mektup 2.2 | Yazan: İlhan Vardar

Bipolar yaşamları daha derinden hissedeceğimiz, bipolar ve bipolar yakınlarından (adları bende saklı) gelen mektupları paylaştığım “Bipolar Günceler” yazı dizisinin ikinci mektubuna geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Mektup 2.2

“Annemin bu dönemlerde alkol almaya başlaması tartışmaların kaynağı oluyordu.

Babam anneannemleri, teyzemleri arıyor; alkol konusunu ve hastalığını kabul etmemesini, ilaçlarını kullanmadığını, işe gittiği için takip edemediğini, böyle giderse kliniğin de işe yaramayacağını söylüyor. Hastalığı hakkında uzmanların görüşlerini ve araştırdığı bilgileri anlatıyor, kendilerine gönderiyor, sürekli yardım talebinde bulunuyordu.

Babamın aile ile konuştuğu günlerin akşamları bir bakıyorduk ki annem eve ateş püskürerek geliyor ve babamın aileye anlattıklarını bir bir sıralıyordu. İşte “Alkol içtiğimi söylemişsin. Aşırı para harcadığımı söylemişsin” filan gibilerden. Büyüklerin bu davranışlarının nedenini hala çözemedim.

Annemin alkol alımları arttığı dönemlerde anneannem ya da dedem geliyor annem bu kez de onlarla kavga ediyordu. Hiç unutmam bir gece saat ikide dedem anneme alkol içtiği konusunda çıkışıp elinden şişeyi alınca annem dedemi evden kovarak yatak odasına kapandı. Çıktığında sakladığı bira şişelerini dedem bulunca evi terk etti.

İlaç kullanması konusunda da faydaları olmuyordu.

Hatta bir gün psikiyatra gittiğimizde babamla, hekim ilaçlar yazarak gizlice vermemizi önerdi. Anneannem de bunu uygulamak için gelmişti. Nedendir bilinmez bu işi yaparken panikliyor ya da yapmak istemiyordu.

Ergenlik yaşıma gelmiştim.

Annemin iyileşmesi konusunda elimden ne gelirse yapmak istiyordum. O durumlarda bir şey yapamamak gerçekten çok sıkıcı ve üzücü idi.

Annem alkol konusundaki baskılar karşısında, evde kimse olmadığı zamanlarda ya da babam işten dönmeden birasını alıyor, bazen kapıcıya aldırtıyor, kardeşimle bana da sıkı sıkıya tembihleyip kimseye söylememizi istiyordu. Annemin iyiliği için büyüklere ben bunları anlatıyordum. Hatta bir gece babam bira şişesini bulunca annem paniklemiş, bizi görmek istemeyerek odasına kapanmıştı.

“Babam hadi gidin annenizden özür dileyin sizi affeder” dediğinde annemin yanına gitmiş öpmek istediğimiz halde bizi azarlayarak babamın yanına göndermişti. Salonda kardeşim babamın kucağında, ben sandalyede oturmuş annemin sakinleşmesini beklerken, kardeşim babama dönerek “Buldummmmmm. Hadi arkadaşlar dışarı çıkıyoruz” deyip babamın kucağından atlamış kapıya yönelmişti. Biz babamla afallamış vaziyette kendisine bakarken neyi bulduğunu sormuştuk. O da “Annemin bizi nasıl affedeceğini buldum” demişti. Bizim şaşkınlığımızı bir kat daha artmış “Nasıl?” diye sormuştuk ki aldığımız cevap karşısında şok olmuştuk. “Baba, çıkıp anneme bira alırsak bizi kesin affeder” demişti. Tam trajikomik; fıkra gibi ama acı bir gerçek.

Bu olaydan sonra annemin ailesinin neden bunu kabullenmediğini, neden bizlere yardımcı olmadıklarını sorgulamaya başlamıştım.

Ufacık bir çocuk bunları görebiliyorken büyüklerin duyarsızlığı beni üzüyordu. Hatta o günlerde bu konuda babama yardım etmek için elimden geleni yapacağıma dair kendime söz verdim. Bunu babama da söyleyince annemin hekimine bunu danıştık ve onun da onayı ile sabahları babam erken işe gittiği için psikiyatrik ilaçlarda da zamanında kullanmanın önemi göz önüne alınarak sabah ilaçlarını annemin kahvesine ben damlatmaya başladım. Doktor da bunu rahat yapabileyim diye damla vermişti. Gece ilaçlarını da babam ezerek kahvesine veya yemeğine katıyordu.

Artık annem kızsa da gündüz bira içerse babama söyleyeceğim konusunda da kendisini uyarıyordum. Bu kez de bu tür ilaçlarla alkol almanın problemlerini yaşamaya başlamıştık. Yine hekime danışarak dozlarda ayarlama yapılmıştı.

Ailenin destek olmaması ve ben de okula gittiğim için sürekli kontrol altında tutamıyorduk. Bu konuları büyüklerime anlattığımda bana da tepki vermeye başlamışlardı. Annemin davranışlarının rahatsızlığından olduğunu bildiğim için asıl üzüntüm rahatsızlığına önlem alınmazsa sonunun kötü olabileceğiydi. Hatta babamla bu konuda artık İnternette de araştırma yapabiliyor ve sonuçlarını gayet iyi anlayabiliyorduk.

Annemin kesinlikle klinik tedaviye ihtiyacı vardı.

Hekimlerin de tedaviden sonra düzenli ilaç alarak hastalığının kontrol altına alınabileceğini söylemesi babamla ikimizi umutlandırmıştı. Fakat annemin ailesi sürekli bunu engellemeye ve annemin hasta olmadığı imajını yaratmaya çalışıyorlardı. Bir haftada yaşadığımız iki kötü olay artık aile istemese de klinik seçeneğini yeniden gündeme getirmişti. Çünkü kitapların yazdığı ve hekimlerin anlattıklarını bire bir yaşıyorduk.

Anneme gizlice ilaç verdiğim günlerde nispeten daha sakin olsa da bu sakinliğin hastalığın içe dönük dönemi olduğunu anlamamam artık düşünülemezdi. Çünkü bu hastalıkta ilgili okuduklarımda, doktorlara sorduğumda aldığım yanıtlarda dışa dönük dönemlerinde kişinin kendisini çok enerjik hissetmesi, hiçbir şeyi gözünün görmemesi, evi terk etmeleriydi. Ve hekimleri anlatmalarına göre özellikle içe kapanık dönemlerde intihar riskinin olması.Dışa yönelik dönemlerinde ise anlattığım gibi alkolizme meyil ve alkolik olma riski.

Her iki durumda da bir aile için istenmeyen durumlardır bunlar. Ama bilimin yanıldığını tarih yazmamıştı. O çok korktuğum, düşüncesinin bile korkuttuğu, o intihar riski.

Şu an bekli de çok duyarsız gibi anlattığım, yazdığım düşünülebilir. Ne yazık ki bilimin öngörülerini birer birer yaşıyorduk. Artık intihara teşebbüs etmesi de gerçekleşebilirdi böyle giderse, önlem alınmazsa.

Ve o korkunç kabus gibi geceler de geldi çattı.

Bir gece yarısı babam beni uyandırdı. O günlerde de annem yine bir işe başlamış ve gece aslında sakin geçmişti.

Babam, gece yarısı beni uyandırarak “Kızım annen ilaç almış onu hastaneye götürüyorum, kapıyı kitle ve sakın evden çıkma. Dir şey olursa telefon et” dedi. Beni sakinleştirmek istercesine ekledi; “Merak etme, korkma da ben aldığı 3-5 ilacın ona bir şey yapacağını zannetmiyorum ama biliyorsun gizlice kendisine ilaç veriyoruz, bir de alkol aldı o yüzden mutlaka kontrol ettirmemiz gerekiyor.”

Sabah 8:30 gibi geldiler. Anneme serum takılmış ve biraz kendine gelmişti. Babam o gün işe gitmedi, annem ise hemen çıkıp işe gitti. O çocuk aklımla bu durumun olmaması gerektiğini düşündüm. Çünkü enerjik dönemi annemin ve intihara teşebbüs etmesi biraz garip gelmişti.

Yaz tatili olduğu için biz de evde idik. Babam o gün hekimleri arayarak kliniğe yatırılması konusunda konuştular. Aile engellemeye çalışsa bile bunu gerçekleştirmek için karar aldık babamla.

Bu olaydan tam bir hafta sonra aynı senaryoyu bir kez daha yaşadık. Yine babam beni kaldırdı gece yarısı annemin ilaç içtiğini ve hastaneye gideceklerini söyledi. Ertesi sabah geldiklerinde babam yine işe gitmedi, annem gitti.

O günde hekimlerle hangi hastane ve klinik olabilir diye konuşuldu. Ve karar verilen kliniği arayarak babam, oradaki hekimlere durum anlattı, randevu alındı.

Aynı gün teyzeme durum telefonla bildirildi. Haberiniz olsun durum bu, pazartesi kliniğe yatıracağız dedik. Ve o gün annem özel bir kliniğe yatırıldı. Tatil olduğu içinde ben ve kardeşim anneannemlere gittik.

Gitmez olaydık.”

Derleyen: İlhan Vardar

30 Mart Dünya Bipolar Günü | İlhan Vardar Söyleşi

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan