Satır Arası

Corona | Endişe & Telaş

20 Mart 2020

Yazı: Corona | Endişe & Telaş | Yazan: Nalan Erpolat

Dünyada dolaşan, ölümcül bir virüs, ülkemize de geldi. İlk etapta, doğru-yanlış birçok bilgi paylaşıldı sosyal medya ortamlarında. Sonra resmi açıklamalar yapıldı ve milletçe hijyenik ve tedbirli olmamız gerektiği söylendi.

Tedbirli olmanın gereği (!) olarak, marketler doldu taştı, belki 6 aylık yiyecek-içecek doldu bazı evlere; dezenfektanlar, kolonyalar sanki ülkede üretim ertesi gün duracakmışçasına satın alındı. Tabii ki hepsi değil ama bu durumu fırsata çevirenler, daha doğrusu tamamen fırsatçılık yapan satıcılar oldu. Bu ilk panik atlatıldıktan sonra sıra şakalara geldi.

Mizahı seven bir toplum olarak dalga geçtik virüsle. Sürekli “corona” hakkında esprili postlar paylaşılmaya başlandı. Tüm bu paylaşımların satır arasındaki anlamı “Gülersem alışırım. Dalga geçebilirsem korkumla başa çıkabilirim”di. Evet, insan beyni ve kalbi kötü bir duruma adapte olabilmek için durumu normalleştirir. Bunun en etkili yolu duruma gülebilmektir. Bu şekilde durum biraz idrak edilip her şeye alışılıyordu ki…

Eğitime Ara Verildi

Bu artık, işin iyice ciddi boyutlara geldiğini gösterdi. Pek çok anne-baba birçok maddi kaygıya rağmen, hem tedbir açısından hem de çocuklarıyla evde ilgilenmek gerektiğinden bir süre işe ara verme ya da evden çalışma kararı aldılar. Bu da farklı bir endişe sebebi oldu.

“Uyarıları dikkate almalıyız. Bunu bir tatil olarak algılayamayız zaten uzaktan eğitim devam edecek. Dışarı çıkmak, gezmek, sinema, tiyatro, konser yok. İki hafta ne yapacağız evde!!!”

Yani herkes şunu farketti.

“Evime, aileme ne kadar uzaklaşmışım!!!”

“Dışarıdan bir destek olmadıkça, nasıl vakit geçireceğimi bilmiyorum; çocuklarıma günlük plan yapmalıyım ama nasıl uygulatacağım? Programa uymamak için direnirse nasıl başa çıkarım?” gibi birçok endişe içerikli soru doldu anne-babaların kafası.

Endişe & Telaş

Virüsün yayılması endişesi ve evde hayat geçirme endişesi birbirine karıştığından bir kaos içinde yaşıyor şu anda birçok aile.

Endişe bir doza kadar olması gereken, faydalı bir unsurdur insan hayatı için. Tedbiri ve üretkenliği beraberinde getirir. Bazılarının yaptığı gibi “Aman nasıl olsa bana bir şey olmaz” tavrına girmez insan. Tedbirli ve dikkatli yaşar. Aynı mantıkla evdeki ilişki sürecini de yönetir. Fakat endişe çok yükselirse, işin içine telaş girer ve akıl devreden çıkar. Bundan sonraki ilk adım da tahammülsüzlük olur. Evdeki bireyler, birbirlerine tahammül edemez. Bunun sonucu da aile bireylerinin birbirlerine zarar vermesi olur.

Evde geçen bu süre “Bu ne böyle her şey üst üste geldi artık dünyada iyi şeyler olmayacak mı?” şeklinde sürecin yerilmesi yerine; “Uzun süredir evde vakit geçirmemiştik, bu yoğunluğun içinde mecburi bir nefes alış oldu. Ailemle, evimle güzel zaman geçirebilirim” şeklinde yorumlanırsa, tüm süreç ruhen ve bedenen çok daha sağlıklı geçecektir.

Bu süreçte ev hayatından, ailemizden öğrenebileceğimiz şeyleri ıskalamayalım. Tedbirli ve dikkatli olarak hayatımıza devam edelim. Günlük planlardaki aksaklıklar, tahammülsüzlük getiriyor ve bizleri kötü etkiliyorsa, dakika dakika planlama yapmayalım, böyle olağanüstü bir durumda biraz zamanı gidişine bırakabiliriz. Ailece uzun sohbetler herkese iyi gelecektir.

Unutmayalım ki bölgesel değil, global bir sıkıntı yaşıyoruz ve ne kadar süreceği belli değil. Bu süreçten çökerek değil, ancak öğrenerek sağlam bir şekilde çıkabiliriz. Aile ilişkilerimizi yönetmeyi öğrenmek de hayatımızın geri kalanına en çok katkıda bulunacak unsurdur. Bu süreçten en büyük kazanımımız bu olsun.

Telaşsız, tedbirli ve sağlıklı günler diliyorum.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz