Satır Arası

Corona | Sabır

27 Mart 2020

Yazı: Corona | Sabır | Yazan: Nalan Erpolat

Geçen hafta, “Endişe & Telaş” yazımda, corana virüsün yeni ortaya çıkmasından dolayı oluşan korkularımızı ve hatalardan olabildiğince uzak nasıl yaşayabileceğimizi anlatmaya çalışmıştım.

Artık süreçte 2 haftayı geride bıraktık. İlk şok, ilk korku, ilk telaşlar derken şu an hakim olmamız gereken duygu “sabır”.

Sabır

İnsanın yaşam gücünü aldığı en büyük kaynaktır sabır. Bazen yapamadıklarına sabretmek zorunda kalır insan; bazen yapabilecekleri için sabra ihtiyacı vardır; bazen başına gelen kötü durumlarla baş edebilmek için sabretmek zorundadır; bazen de birlikte bulunmaya zorunlu olduğu insanlara sabretmesi gerekir.

İçinde bulunduğumuz durumda da toplumda hatta dünyada her bireyin kendine göre sabretmesi gereken unsurlar var şu anda.

Ailesinden ve yakınlarından kayıpları olanlar, yaslarını yaşarken sabrediyor.

Hastanelerde tedavi altında olanlar, sonucunun ne olacağını bilemedikleri tedaviye sabrediyor.

Hastanelerde yakınları tedavide olanlar, onların yanında olamamaya sabrediyor.

Doktorlar ve tüm sağlık görevlileri, sağlık tehdidi altında olmalarına rağmen, işlerini yapmak zorunda olmaya sabrediyor.

Karantinada olanlar, içinde yaşadıkları şartlara sabrediyor.

Çalışmak zorunda olduklarından dışarı çıkanlar, işlerini diken üstünde yapmaya sabrediyor.

İş dünyası, iş hayatının ve ekonominin gidişatına sabrediyor.

65 yaş üzeri, sokağa çıkma yasağına sabrediyor.

Halkın tamamı, mecbur olmadıkça dışarı çıkamamaya, gezememeye sabrediyor.

Yani dünya insanı, ciddi bir sabır sınavından geçiyor.

Sabretmeye Çalışırken Yargılamak

Evden çıkmamak ya da çıkamamak, insanın en büyük değeri olan özgürlüğün darbe alması. Tabii ki kimse için kolay bir durum değil fakat şu durumda herkes bunu yapmak zorunda. Böylesine bulaşıcı bir virüs gündemdeyken sorumsuzca toplumun sağlığını tehdit etmek kimseye yakışmıyor. Bu bilince sahip insanlar evden çıkmıyor. Ama bu durumla başa çıkmaya çalışırken, bazı insanların bana göre yanlış olan videoları, yazıları dolaşıyor sosyal medya ortamlarında.

Hayatlarımıza virüs girmeden önceki tavırlar eleştiriliyor ve fütursuzca yargılanıyor.

“Virüs gelince bir hiç olduğunuzu anladınız mı?”

“Hep ailenizden uzaktınız, biraz aile olun böylece.”

“Pahalı restoranlardan sonra makarnaya saldırır oldunuz işte.”

gibi cümleleri çokça görüyor ve duyuyoruz.

Herkesin sabretmesi gereken duruma alışmanın yolu kesinlikle başkalarını yargılamak olmamalıdır.

Evet bu çağda, herkes hızlı bir hayat yaşıyordu, ilişkiler eskisi kadar güçlü tutulamıyordu, belki araçlar amaç haline gelmişti, belki maddi imkanların alt ve üst sınırları birbirlerinden çok uzaklaşmıştı. Ama;

Bunlar hiç kimsenin bireysel hataları sonucu olmadı. Dünya, teknolojinin de etkisiyle hayatı hızlandırdı; hayata devam etmek için de bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kaldı insanoğlu.

Hani hep denir ya “insan değişirse, dünya değişir” diye, bu defa tam tersi oldu. İnsanoğlunun teknoloji içinde yavaşlaması zor olduğundan dünya, içinde yayılan bir virüsle hayatı yavaşlattı. İnsana da bu yavaşlığa alışmak adına sabretmek düştü.

Sabrederken, hayatın ve evin güzelliklerine odaklanmak işimizi kolaylaştıracaktır. Daha önce hiç farkına bile varmadan yaşadığımız güzelliklerin, ne büyük değerler olduğunu anladık artık. Güzel günlere yargılamadan sabrederek kavuşacağız. Unutmayalım ki,

“Hayat bu; zaman gelir, her şey bir anda son olur. Hayat bu; son dediğin an, her şey yeniden can bulur.”
Seneca

Sağlıkla kalın,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Deniz Süerkan 2 Nisan 2020 at 16:40

    Ağınıza yüreginize saglık. Alkışlamak istedim okurken.

  • Cevap Yaz