Kırmızı

Home Office 101 | Yeni Başlayanlar İçin Home Officerlık

20 Mart 2020

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

* Yazarın Notu: Bu yazıyı, Don’t Wait Too Long – Madeleine Peyroux dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Home Office 101 | Yeni Başlayanlar İçin Home Officerlık | Yazan: Nurdan Yılmaztürk

Merhaba. Ben Nurdan. 45. yaşımdayım. 16. yaşımdan itibaren kurumsal hayatta farklı vardiyalarda ve hafta sonlarını da içeren “mesai” diye tanımlanamayacak düzeyde çalışma programları içinde yer aldım. 5 yıldır “home officer”ım. Çok mutluyum. Çok üretkenim. Çok programlıyım. Çok verimliyim.

Home Office çalışma sistemine yeni geçenlere bunun sırrını, 1 kek tarifini paylaşır gibi vereceğim. Tarifi tam ve doğru uygularsanız; sizin de home officerlığın tadına bayılacağınızdan eminim.

İçindekiler:

Siz
Niyetiniz
İç disiplininiz
Motivasyonunuz
1 saat
1 masa
1 sandalye
1 defter
1 kalem
1 telefon
1 bilgisayar
ve diğer çalışma gereçleriniz

Yapılışı ve Püf Noktaları:

Artık evdesiniz. Evden çalışma fikri tamamen sizin iradeniz ve isteğiniz dışında hayata geçmiş olsa bile bu sizin yeni “düzen”iniz. Evet doğru işittiniz. Sanılanın aksine home office, yan gelip yatma yeri değildir; muazzam 1 düzen içermektedir. Şimdi ilk olarak bu fikri iyice içinize sindirmelisiniz. Bunu “niyetiniz” olarak nitelendirebilirsiniz. Unutmayın ki 1 işe niyet ettiğinizi zihninize memnuniyetle yerleştirmeniz, o işe sağlıkla başlayıp, başarıyla devam edeceğinize dair ennn kuvvetli göstergeniz. Bu noktada “iç disiplininiz” size daima yardıma hazırdır. Her insanda farklı düzeyde bulunan iç disiplini, en anlaşılabilir haliyle; 1 işin sorumluluğunu alma, taşıma ve uygulama kabiliyeti, gücü ve istikrarı, şeklinde tanımlayabiliriz. 1 şirkette çalışan herkes bu iç disipline sahiptir ki o şirket bünyesinde 1 göreve sahiptir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; ofisinizi şirketinizden evinize taşıdığınız gibi, iç disiplininizi de aynı şekilde ofisten eve taşımanızdır. Evinizin içinde farklı sayıda ve çeşitte sizin iç disiplininizi bozabilecek dışsal faktörün mevcut olduğunu düşünebilirsiniz ama unutmayın ki o düşünceyi de üreten ve zihninize gönderen sizsiniz. Lütfen göndermeyiniz 🙂. Nasıl mı?

“Motivasyonunuz” sayesinde elbette.

Çalışma konusundaki motivasyonunuz zaten hali hazırda sizinle birlikte her sabah uyandığınızda otomatik olarak aktive olmakta. Çünkü siz her gün belli 1 zaman aralığında çalışan 1 bireysiniz. Zihniniz bunu epey 1 süredir ezbere biliyor ve bu motivasyonla günün belli “1 saat” aralığını kapsayan dönemde bedensel, beyinsel ve ruhsal olarak metabolizmanızın buna uygun çalışmasını sağlıyor. Saat, saatler; çok önemliler.

Eveet tarifimizi yarıladık. Buraya kadar olan kısım kendi kişisel davranış, disiplin ve durumumuza bağlı olduğu için bana göre en önemlisiydi. Bu kısmı şahane 1 konsantrasyon ile hazırlarsanız bundan sonrası kekin fındığı, fıstığı, kuru üzümü, cevizi yahut damla çikolatası 🙂.

“Home Office yan gelip yatma yeri değildir” demiştim ya, bu mottoyu asabilirsiniz çalışma masanızın tam karşısına 🙂.

“Masa!!”

Tüm verimli çalışma standartları işaret ediyor ki iş masada yapılır. Koltuğa ayaklarını uzatıp kucağında laptop’la, omuzunda battaniye, karşında açık televizyonla çalışma olmaz. Evin olabildiğince en sakin köşesine, (mümkünse ayrı 1 çalışma odası yaratılabilse keşke), 1 pencere önü çok ferah olabilir -dikkati kolay dağılan biri değilseniz- yahut 1 duvar önüyse seçeneğiniz üzerine mottonuzu da iliştirebileceğiniz, yüzeye zarar vermeyen beyaz akıllı kağıt tahtalardan da yapıştırabileceğiniz 1 duvar önüne masanızı ve sandalyenizi yerleştiriyorsunuz (evinizde bunu sağlayabileceğiniz malzemeler ve mekanlar yoksa evin mutfağındaki ya da salondaki yemek masasını değerlendirebilirsiniz ev halkının müsaadesi ile 🙂).

Çalışma malzemelerinizi masanızın üzerine sıralıyorsunuz. İşte artık home officeniz çalışmaya hazır. Tarifin “içindekiler” kısmında yer alanları tamamladığımıza göre başlıyoruz karıştırmaya ve pişirmeye.

Evden çıkıp işe gidecekmişsiniz gibi her sabah aynı saatte uyanın.

07.30 şahane 1 saattir bunun için. Yeni günü gülümseyerek selamlayın. Yatakta hiç oyalanmayın. Radyoyu ya da müzik çalarınızı açın, güzel 1 ses dolsun evin içine, size hayatta olduğunuzu hatırlatsın. 2 bardak su için, iç organlarınız temizlenme sürecini başlatsın. Sonra çayınızı, kahvenizi demlenmek üzere hazırlayın, onlar demlenirken siz duşa atlayın. 10 dakika kadar soğuğa yakın ılık suyun altında hiç kıpırdamadan öylece kalın. Su aksın gitsin üzerinizden. Bedeniniz, zihniniz, düşünceleriniz, duygularınız ferahlasın, tüm duyu organlarınız açılsın.

Rahat 1 kıyafet giyin. Şirkete giderkenki kadar resmi ya da ciddiyetli olması gerekmese de 1 çalışan olduğunuzu hatırlatsın tabi size 🙂🙂.

Sağlam ve sağlıklı 1 kahvaltı edin; 1 yumurta, 5 zeytin, 2 ince dilim peynir, 1 buket yeşillik, 1 tatlı kaşığı bala 1 dilim tam buğday ekmeği eşlik etsin. Kahvaltınızın üzerine, kristal 1 ince bellide 1 çay da keyifle güne başlamak için için.

Saatler şu anda 08:30 – 08:45’i gösteriyor olmalı. Gördüğünüz üzere telaşsız ve güzelce hazırlanıyoruz yeni 1 iş gününe. Artık çalışma masanızın başına geçebilirsiniz. Çalışırken sürekli çay, kahve, su tüketenlerdenseniz bu ihtiyaçlarınızı da 1 matara ya da sürahi ile size 1,5 saat yetecek kadar yanınıza alınız. Çünkü 1,5 saat süresince yerinizden kalkmayacaksınız. Saatinizi mola vermek üzere 10:30’a ayarlayınız.

Saat 09:00’u gösterdiğinde bilgisayarınızı, defterinizi, telefonunuzu açınız ve çalışmaya başlayınız.

Bundan sonrası, sizin şirketteki çalışma düzeninizin aynısı; (ben evvela, tüm maillerimi hızlıca gözden geçiriyor ve öncelik sırasına göre notlarımı alıyorum, ardından sıralamaya uygun şekilde yazışma ve görüşmelerimi yapmaya başlıyorum).

Saat 10:30’u gösterdiğinde 15 dakikalığına çalışmalarınızı duraklatın. Sandalyenizden kalkın, evin içinde dolanın, 2 bardak su için, balkona çıkın, camı açın dışarıya bakın, temiz hava alın, kötü alışkanlıklarınızı 🙂 tekrar edin, iyi alışkanlıklarınızı daha çok tekrar edin, çocuğunuza sarılın onunla sohbet edin, evcil hayvanınızı mıncırın, akşam yemeğini planlayın, kirli çamaşırları makineye atın ve her ne yaparsanız yapın saatiniz 10:45’te alarmını çaldığında çalışma masanıza geri dönüp sandalyenize oturun ve çalışmaya kaldığınız yerden devam edin.

Saatler 12:15’i gösterdiğinde öğle yemeğine çıkma vaktiniz gelmiş demektir.

Çalışma masanızdan 13:15’e dek uzaksınız artık. 2 bardak su, çorba, sebze/et, salata ve yoğurttan oluşan hafif ve sağlıklı 1 öğle yemeği, enerjinizi yeniden kazanmanızı sağlayacaktır. (Ben her gün 1 sonraki güne kalacak miktarda yemek pişirerek, öğle yemeğimi de 1 gün evvelden hazırlamış oluyorum ve öğlenleri ne yesem diye düşünerek vakit kaybetmiyorum.)

Bu 1 saatlik öğle molasında iş dışında ne yapmak isterseniz yapın, (Ben ba(ğ)zen zihnimi boşaltmak için yürüyorum bu saatte, dostlarımla telefonla konuşuyorum) ama asla işle ilgili 1 görüşme, yazışma yapmayın, iletişimde bulunmayın.

13:15’te saatinizin alarmı yine davet edecek sizi çalışma masanıza hevesle 🙂. Bu kez 14:45’e dek masadasınız. Lütfen yanınıza suyunuzu, çayınızı, kahvenizi almayı unutmayınız. Saat 14:45’te bol köpüklü 1 Türk kahvesine ne dersiniz? 1 bardak su içiyorsunuz ve yanında sade kahvenize eşlik eden 4 parça bitter çikolatanızla gün ortanızı lezzetlendiriyorsunuz.

15:00 yeniden çalışma masanıza dönmek için harika 1 zaman.

Bitter çikolata mutluluğu diye 1 şey var hayatta ve kendisi gerçek 1 motivatör aynı zamanda. Bitterlenmiş enerjimizle 16:30’a dek çalışıyoruz.

16:30’da taze sıkılmış portakal suyuna, ince dilimlenmiş Amasya elmasına, Anamur muzunun çocukluk tadına, İzmir mandalinasının parmaklarınıza sinen kokusuna, kivinin yeşiline, ananasın sarısına hazırsınızdır sanırım; zira birazdan günün son çalışma dilimine gireceksiniz, bu dilimden önce 1 dilim meyveyi hep birlikte mideye indirelim, kendimizi ödüllendirelim.

Saat 16:45 – 18:00 arası günün değerlendirme, toparlanma, son görüşmeleri ve yazışmaları yapma kısmı.

Saat 18:00, İstiklal Marşı ve kapanış. 🙂 Çalışma masanız ve sandalyenizle vedalaşınız. Kendi özel hayatınızda ne yapmak istiyorsanız onu yapınız. Evin içinde yer alan tüm ilgi dağıtıcı dışsal faktörler, artık hayata geçebilirler. Çünkü siz bugün son derece düzenli, disiplinli ve verimli 1 şekilde çalışarak artık sosyal hayatınızı keyifle ve eğlenerek yaşamaya hak kazandınız.

“Home Office olunca müşteriler istedikleri saatte arayabilirler” dediğinizi duyar gibiyim.

Sektörlere ve işin yapısına göre değişmek suretiyle istisnalar kaideleri bozmaz ibaresini de ekleyerek diyebilirim ki; bu tamamen sizin tutumunuzla ilgili. Home Office, çalışma prensiplerinizin değiştiği 1 çalışma şekli değildir. Zira prensipler, fiziki yapılara değil, kişilerin kendisine aittir; bunu müşterinize incelikle izah etmeniz halinde müşterileriniz de sizin mesai saatlerinize hassasiyet gösterecektir. İnanın tecrübeyle sabittir 🙂.

İşte böyle yeni home Office sahipleri. İyi, verimli, çalışkan, başarılı 1 home officer olmanın yegâne sırrı en başta da söylediğim gibi size, niyetinize ve iç disiplininize bağlı.

Yukarıda sizinle paylaştığım tarif benim bizzat 5 yıllık home officerlık tecrübeme dayanıyor. Güzel olan şu ki belirttiğim tüm o saat aralıklarını birkaç gün üst üste sistemli 1 şekilde uyguladığınızda 1 süre sonra alarm falan kurmanıza da gerek kalmıyor ve zihniniz bunu kaydedip bedeninizin buna uygun olarak davranmasını sağlıyor.

Nasıl herkesin yaptığı kekin tadı birbirinden farklı ise siz de benim tarifimden yola çıkarak kendi home office‘inizi kurun lütfen ve unutmayın ki o sizin elinizden çıktığı için lezzetli hale getirmek de sizin elinizde, zira tadı size benzeyecek neticede.

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Sedat Gökmenoğlu 25 Mart 2020 at 20:54

    Gerçekten HOME Office çalışmamış ve çalışmak zorunda olan birisi olan benim için mükemmel bir yazı. Çok çok teşekkürler.

  • Cevapla Hande S. Sinan 26 Mart 2020 at 10:58

    Niyet, iç disiplin ve Türk kahvesi ile bitter çikolata bence harika formül Nurdancığım.

  • Cevap Yaz