Ay Işığı Yolcusu

İnziva

31 Mart 2020

Yazı: İnziva | Yazan: Atakan Balcı

İnziva eve kapanmak değildir, içe dönmektir. İnziva dört duvarı görmek değildir, yolu görmektir. İnziva, kesinlikle umutsuzluk veya umarsızlık değildir, inziva umudu aşıp umara yürümektir.

Yesevi

Hoca Ahmet Yesevi, Peygamber Hz. Muhammed’in öldüğü 63 yaşında inzivaya çekildiğinde hâlâ yaşıyordu, inziva da ölüm değildi onun için diğerlerinin algılayacağı anlamıyla. Ölmeden önce ölmek, yaşamaktır gerçek anlamıyla. “Kendini bil”en ve her şeyden öte kendini aslında bilmediğinin, tanımadığının ayırdında olan kaç kişiyiz ki?

Bodidarma

Boddhidharma’nın inzivasına ise belli ki çay yaprakları eşlik etmişti. Hindistan’dan yola çıkıp bugünkü Çin topraklarına doğru yola çıktığında, heybesinde büyük olasılıkla çay yaprakları vardı. Fakat Çin’de çayın ortaya çıkması ve çayın Çin’de tanınması ile ilgili bir başka öykü daha vardır. Zen Budizm’inin kurucusu olan bilge kişinin düşünme biçimini öğrenmek isteyebilecek kişiler için, Türkçe’de yayımlanmış “Bodhidharma’nın Zen Öğretisi” adlı kitabı önerebilirim. Yolculuğunun bir noktasında, Bodidarma/Bodhidharma, bir mağarada derin düşünme/tefekkür/meditasyon için 6 yıl boyunca inzivada kalmıştır. Öyle anlatılır ki bu süreç içerisinde göz kapaklarına yenik düşmemek ve meditasyonunu bölmemek için göz kapaklarını kesmiştir ve göz kapaklarının düştüğü noktada Çin’deki ilk çay filizleri doğmuştur. Olasılıkla, Hindistan’dan birlikte getirdiği çay filizleri zamanla Çin’de de çayın yayılmasını sağlamıştır. Ama buradaki mecaz, benzetme kökte, derinde. Bodidarma ile birlikte, bir bilgelik filizlenmiştir çay biçiminde, inzivada. Bu, insandan kaçmak değil asla algılarıyla görebilene. Bu, insana koşmak.

Gautama Buda

“Buda/Buddha” deyince usa ilk gelen kişi olan Prens Siddharta Gautama; ailesinin, ebeveynlerinin ona sunduğu şatafatı, lüksü, göz boyamayı kenara itmiştir yaşamdaki yoksullukları, yoksunlukları gördüğünde, tüm engellemelere karşın. Hermann Hesse’in “Siddharta” adlı romanı bir kurgu da olsa, önemli ölçüde fikir vermektedir “Gautama Buda”nın kimliği, kişiliği, benliği konusunda. Tabii yol, uzunlukla veya kısalıkla ifade edilemeyecek öznelliği içinde, o noktayı da içerse de asla o noktayla sınırlı kalmaz. Bütünün içinde tane, tanenin içinde bütün vardır uyanmış olanın görebileceği biçimde. “Buda” sözcüğünün Sanskrit’teki anlamı da budur zaten “Uyanmış Kişi”. (Bu arada, dilin adı “Sanskrit”tir. Bu nedenle “Sanskritçe” demek yanlış olur.) Türkçe’de “Kemal” adında karşılığını bulan “insan-ı kamil” kavramının Hindistan’daki karşılığıdır “Buda” ünvanı ve Gautama Buda “Budizm”in kurucusu ve aydınlanmış bir kişi olsa da tarihteki tek Buda değildir ve o düşünce biçimine göre, aydınlanma yolunu seçen herkes, hangi dile, dine, etnik yapıya üye olursa olsun bir gün “Buda” olabilir.

İnsana koşmak

Buda, ailesinin onun gözünü boyadığını, hassas ve duygusal olduğunu düşünerek ondan yaşamdaki kötülükleri, çirkinlikleri, halk içindeki yoksullukları, çirkinlikleri gizlediklerinin ayırdına vardığında, o da ailesinin sarayından uzaklaşmış ve bir orman içinde, Hint tarzı ile bir tür oruç ile kendini yaşamın temel gereksinimler ötesindeki her tür zevkinden yoksun bırakarak inzivaya çekilmiştir; ta ki aydınlanma anına kadar. Yığının tüm tepkiselliğine karşın, onun sözlerindeki ışığı görebilen birkaç kişi, yola revan olmuştur onun sayesinde.

İnziva, insanlardan kaçmak değildir, insana koşmaktır. Özellikle de içimizde gömülü, üzerimize atılı ağulu çamurlardan, kirden saklanan insana.

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz