Üçüncü Göz

Jim Thompson Müzesi | Bangkok, Tayland

16 Mart 2020

Yazı: Jim Thompson Müzesi | Bangkok, Tayland  | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Masallara dönmenin vakti şimdi. Biriken anılarla nefes almak belki de. Jim’in evindeydim bugün…

Tayland, Bangkok’ta nehir kenarında bir keşif.

1902 doğumlu Amerika’lı senarist, yazar ve mimar Jim Thompson. CIA ajanı olarak 2. Dünya Savaşı sırasında gönderildiği Tayland’a aşık oluyor ve daha sonra buraya yerleşiyor.

Aşkın enlem ve boylama uzanan hali. Aşk acısı çekerken güneş ışığı için Tayland’a gideni duymuştum ama ne yalan söyleyeyim Tayland’a aşık olmak… Bilemedim. Nehir kenarına ev yapmak yine ayrı bir şey. Karşıda indiğim takayı görseniz yine böyle bir yere varacağımı düşünemem. İçerisini gördükten sonra dahi bana göre değil. Evin mimarisi ipek kozası zarifliğinde. Bence bir tırtıl gibi içeriye geçiyorum.

Tayland mimarisine özgü yapılan evde tik ağacı kullanılıyor. Kuzey Kıbrıs’ta okurken Mavi Köşk nasıl unutulmazsa onca kumsalı sonrası şimdi burası zevk-i sefa içinde yaşanacak şekilde döşenmiş ve müze. Ne ev ama…

Evin içerisindeki eşyaların fiyatı bilinmiyor ve içeride fotoğraf çekmek yasak. (Fotoğraf çekilmeyen yerler ile ilgili de İstanbul Saray Eserleri Müzesi gezisini hatırlıyorum.) Japon bir kız motifleri defterine çiziyordu, fotoğrafı kalemle çekmek diye düşünülebilir.

İhtişamı, her bir ayrıntısı dikkat çekiyor.

İnce ince işlenmiş ahşap eşyalar sanat eseri. Bahçesi tam olarak terapi ortamı. Cafe-Restaurant kısmı havuzun hemen yanında. Güzel renkte balıklar dikkatlerden kaçmıyor.

Şunu söylemeliyim ki, Tayland’lı rehberlerden buranın tarihini dinlemek kolay bir deneyim değil. Çevirmen Tay’lı olunca bütün bir grup gülüşüp durduk, yine bir şey anlamadık. Neyse ki İnternet üzerinden eklemeler ile kendimi donatıyorum. Burası böyle işte, tezatlıkları ile insana ne diyeceğini şaşırtıyor.

Lotus’un balıklara olan aşkı öyle köklü ki bunu anlatamam yaşamanız gerek. Limonlu soğuk çay ise benim diyen ice tea’ye taş çıkartır.

Huzurlu ve keyifli bir ev, pis kokulu nehrin hemen dibinde.

Buna rağmen içeriye açılan pencere cennetin kapısı formatında. Ev tılsımlı olmalı ki kokmuyor bile. Sıkı durun! Tuvaletlerde klozetlerin hemen üstüne denk gelecek şekilde vantilatörler var. O kadar sıcak yani.

Tılsım demişken, Bangkok’ta otobüsle yanlış durakta inmişim bir gün. Film sahnesi gibi deneyim! Herkesin elinde büyüteç var ve orası tılsım pazarı! Kalakalmıştım.

Jim ipek işçiliğine ilham olmuş ve şimdilerde dünya markası eşarpların, tekstil ürünlerinin satışı evinden yapılıyor. Kazanların içinde ipek kozaları var.

Bugün burada bunları yazarken, oraya gitmeyi maske arkasından hayal etmek biraz olsun iyi geldi. Kendimizden gidebileceğimiz günlere…

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan