Satır Arası

Kadın

6 Mart 2020

Yazı: Kadın | Yazan: Nalan Erpolat

Çağımızda genellikle farklı anlamlar yüklenen “Dünya Kadınlar Günü”nün gerçek anlamını 8 Mart 2019 tarihinde yayına giren “Dünya Kadınlar Günü” yazımda belirtmiştim.

Bu anlamın açılımı kadının emeğidir; emeğinin karşılığını isterken gösterdiği güçtür; bu gücünü, cezalandırılmak pahasına, hem de ölümle cezalandırılmak pahasına gösterebilme cesaretidir.

Kadın ve Güç

Potansiyelini kullanabilen kadın güçlüdür, çok güçlüdür. Emek verdiği için güçlüdür, emeğini kimsenin yüzüne vurmadığı için güçlüdür, hakkını aradığı için güçlüdür, çok duygusal olmasına rağmen zaman zaman duygusallığını açık açık belli etmediği için güçlüdür. Tüm arada kalmışlıklara rağmen, duruşu net olduğu için güçlüdür.

Hayatın getirdiği bazı kaçınılmaz acılarda güçlü olabilmek ve yılmazlık gösterebilmek çok güzeldir. Öte yandan kadının her konuda bu kadar güçlü olması yakın çevresindeki herkesi rahatlığa sevkeder ve kimse o kadının hiçbir zaafını kabul etmez. Bu da kadını hep yalnız bırakır. Hiçbir kadın kendine bu haksızlığı yapmamalıdır. Her türlü zorlu durumda, her şeyi çekip çevirebilen kadın da insandır ve her insanın zaman zaman desteğe ihtiyacı vardır.

Kadın ve Cesaret

Kadının konfor alanında kalmayı tercih etmesi, kendi hakkının çiğnenmesini normal görmesi, hep arada kalan olarak ruhen ve fiziken yıpranması, kadının gelişmekte olan potansiyelini baltalamak için tetikte bekleyen, ataerkil topluma boyun eğmesidir. Bir nevi mücadeleden kaçmasıdır. Bu tutum, özünde çok yanlış olsa da empatik düşününce bu kadınları eleştirmek çok da doğru değildir. Kadının bu devirde bile hâlâ alınıp satılan, sahip olunan bir eşya gibi düşünüldüğü; kendisinden baba, ağabey, erkek kardeş, koca hatta oğul olarak bir erkeğin sorumlu olmasının şart olduğu; okumak, meslek sahibi olmak, çalışmak, arkadaşlarıyla gezmek gibi çok normal insani hakların namusunu iki paralık etmeye yeterli olduğu bir çevrede yetişip de birey olarak kendini ispat etmeye çalışması çok ama çok zorlu bir süreçtir. Bu süreç içerisinde yaşanacak felaketleri düşünmeden edemez bu kadınlar.

Her an ailesinde korkunç kavgalar çıkabilir ve bu kavgaların sonu maalesef kanlı bitebilir. Bu kanlı görev de genellikle ceza-i ehliyeti olmayan, ailenin en küçük erkek ferdine verilir. Böyle hikayeleri hep duymuş olan genç kadın, bir tek kendi hayatından değil, bir de o küçük kardeşinin hayatının alt üst olmasından korkabilir. Bazen böyle bir olaydan sağ çıkmaktan bile korkabilir. Sağ çıkarsa, herkesin diline düşme ihtimali vardır çünkü, yakın- uzak, genç-yaşlı herkes tarafından namussuz(!!!) olarak etiketlenecektir. Belki en yakın olduğu kız arkadaşları tarafından bile bu şekilde bilinecektir artık. Hemcinslerinin karşı durması her daim çok daha zor gelir kadına. Dayanışmadan kaçmak, diğer kadınlar için de mücadeleden kaçmaktır, bu davranışın satır arasında ise kendinin can attığı halde atmaya cesaret edemediği adımları başka bir kadının attığını görmesinden rahatsız olması vardır. Hikayenin başarısızlıkla sonuçlanması da cesaretsizliğini kendi içinde haklı çıkarmaktadır. Yani kabuğuna hapsedilmiş kadın, bu bahaneyle orada kalmaya sanki gönüllüymüş gibi yapar.

Toplumda meydana gelecek en büyük gelişim, kadının cesaretinin kırılmamasıdır.

Cesur olan kadın tüm hayatın gidişatını etkiler. Üretir, gelişir, paylaşır, yetiştirir ve geliştirir. Yeni nesil kız çocuklarının önünde örnek, erkek çocuklarının gözünde ise değerli olur. Kendi değerini bilen ve kendine saygısı olan kadının yetiştirdiği erkek, kadın değeri bilir ve kadına saygı gösterir. Bu erkeklerin çokluğu da toplumun gelişmişliğini gösterir.

Hâlâ şiddete maruz kalan, öldürülen kadınların haberleriyle uyandığımız bir zaman dilimindeyiz maalesef. Bu haberlerin azaldığı hatta olmadığı, kadınların olduğu gibi değer gördüğü ve kendini olduğundan farklı göstermeye ihtiyaç duymadığı, gerçek bir kadın dayanışmasının olduğu bir toplumda yaşamamazı diliyorum…

Dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun…

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan