Üçüncü Göz

Sen Küçük Bir Çekirgesin

2 Mart 2020

Yazı: Sen Küçük Bir Çekirgesin | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Anadolu’da çekirgelerin boyları değişkenlik göstermektedir. Normali 15-20 cm. Göçmen olanlar, normal boyutlardan 5-10 cm daha büyük olduğu bilinir. Bir cetvel boyu (30cm) çekirge.

2 adet petek gözlerine ek olarak 3 tane de osel gözleri bulunmakta çekirgelerin. Osel göz; omuzgasızlarda ışık reseptörü. 6 tane de ayak… İnsanların duyularına denk gelen ayaklar. Düşünülecek olursa, tam da burasıdır sıçrayışı sağlayan. 2 tane de anten, koku ve dokunmayı sağlayan. Görecek insan gözüne ne büyük mucize. Karın kısmında ise işitmeyi sağlayan organları.

İnsana göre karman çorman bir yapı.

Kendi içinde ise müthiş bir senkronizasyon. Böyle değil midir her şey ve herkes? Kendi içinde ritmik, uyum sağlandığında şölen, bunu hissedebilmek mi? Lezzet.

Çekirgelerde ses çıkarabilenler sadece erkekler. Hani bize sesleri ile dokunan çekirgeler, onların her biri erkek. Dişilerin ses çıkarma yetileri yok. Bir kusursa bu? Kendi normalinde kusur olur mu?

İnsanlar bazen kendini çekirge gibi hissedebilir, yani dişi. Dişi olmak ne güzel şeydir oysa, üretmek ve yaşamak. Senden kaynak alan bir derya deniz ve içinde can bulan canlı/lar.

Bir seferde 2500 km gibi bir mesafe yol yapabiliyor çekirgeler. Saatte 10-15 km hızla 9-10 saat seyahat edebilmek, hiç durmadan. İzmir- İstanbul arası eski yol düşünülecek olursa, molasız harika bir performans.

Boyutlarının 20-30 kat fazlası da zıplayabilmek… Bu sıçrayışın boyutu bir yana, hissiyatı olacak olsa, kendini yüksek bir yaylada bulutlara doğru sallamak gibi. İnsan bunu yapsa yapsa ruhani anlamda yapabilir fısıldıyor içime.

Bursa’nın Çekirge İlçesi

Çekirge ismini nereden almıştır diye baktığımda, çeşitli rivayetler bir yana ben en çok kendimi şu hikayeye yakın hissettim.

Kenti gezen yabancı seyyahlardan Julia Pardoe;

“Hristiyan Kilisesinin camiye çevrildiği zaman Sultan Murat sütunların altında oturuyormuş. O esnada, üzerine bir çekirge konmuş. Padişah, bu çekirgeyi yakalamış ve avcunun içine saklamış. O sırada yanına bir derviş yaklaşmış. Padişaha gereken saygıyı gösterip, halkına daha yumuşak davranmasını da niyaz etmiş. Padişah, buna karşı verdiği cevapta, dervişin, avucundakinin ne olduğunu yanılmadan bildiği takdirde, istediği lütfun ihsan edileceğini söylemiş. Derviş dağın çekirgelerle dolu olduğunu ve bunlardan başka bir şeyin padişahın avucunda olamayacağını düşünerek, şöyle cevap vermiş:

– Böceği yaşadığı topraktan ışığa doğru fırlatan içindeki ihtiras olsa bile, padişahın elinin bir kere uzanması onu ezmeye yetebilir. Halbuki dünyalara hükmeden padişahın başındaki haleden nasip alan ve onun mübarek koluna konan çekirge, ezilmemiştir. Ona ne mutlu!… Kudretli olduğu kadar merhametli olan padişah, avcunun içindeki böceği ezmek istemiyor. Allah’ın sevgili kulu, dünyalar hakimi, dileğim kabul olundu mu?

Deyince padişah:

– Evet kabul olundu…

demiş, avucunu açarak çekirgeyi salıvermiş.

Bundan sonra da:

– Derviş, senin Sultan Murat’la yaptığın bu konuşmanın hatırası unutulmasın ve senin keskin zekanın ve ince buluşunun şöhreti asırlarca sürsün. Buranın adı Çekirge olsun. Kimse ona başka bir ad koymak cesaretini göstermesin!

demiş.”

Sıçrayışımız kendimize…

Sahi, insan kendi benliğinde, en uzak mesafe olan kendinden kendine, sıçrayışı gerçekleştirdiğinde, büyümüş olur mu? Olmaz mı? Ya da ne ile dolar içi, dışı…

Büyümek neydi?
Bütün mesele bu sıçrayış mı?

Hikayelerden kalan soruların cevabını bulacağınız günlere…

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan