Turizm

Yeni Turizm Destinasyonu: Maraş, Kıbrıs

4 Mart 2020

Yazı:Yeni Turizm Destinasyonu Maraş | Yazan: Doç.Dr.İsmet Esenyel

En sonunda beklediğim oldu ve Maraş ile ilgili hükümetimiz ve Türkiye, bu önemli, stratejik turizm destinasyonu için gerekli hamleleri yaptılar. Her iki ülke medyası bu önemli turizm cenneti ile ilgili manşetlerini paylaştılar, açıklamalar peşi sıra geldi ve yüreklerimizde bazı umutların yeşermesine vesile olundu. Bu bir vizyon işi ve bu siyasi açılımı gerçekleştiren ve en azından cesurca adım atan tüm hükumet yetkililerimize çok teşekkür ederim.

Maraş’a ilk Ziyaretim

Bir gün tabur komutanımız, kapalı Maraş bölgesinin sahil şeridinin en doğusunda olan “Deniz Evi’nde” İngiliz Üsler Bölgesinin Albay Komutanı adına bir kutlama gecesinin olacağını ve benim İngilizce tercümanlık ve müzisyenlik yapmam gerektiğini söyleyince çok heyecanlanmıştım.

Çok merak ediyordum doğrusu.

Kapalı Maraş’ın turizm kapasitesini bir turizmci olarak görmek istiyor, şehir efsanesi gibi ağızdan ağıza dolaşan otellerini kendi dünyamda hayal ediyor, Maraş’tan ne zaman konu açılsa pür dikkat kesiliyordum. Komutanım beni götürecekti, o iki üç gün geçmek bilmedi.

Şimdi gibi çok net hatırlıyorum; akşam saat sekizde “Deniz Evi’nde” olacaktık ve burası özel üst düzey konukların ağırlandığı, tahminlerime göre 3 yıldızlı küçük bir oteldi.

Maraş’ın şehir içinden tarif edilmez bir şaşkınlıkla o bomboş, ışıksız evlerin arasından geçerken, binaların terk edilmişliği ve yalnızlığı, içimi tuhaf bir karamsarlıkla doldurmuştu.

Yazı: Yeni Turizm Destinasyonu: Maraş, Kıbrıs | Yazan: Doç. Dr. İsmet EsenyelŞehrin büyüklüğü, okulların genişliğinden, sinemaların görkeminden anlaşılıyordu.

Evlerin mimarilerindeki modern çizginin 70’li yıllarla değil de 2000’li yıllar ile yarışması beni çok etkilemişti.

Maraş iki büyük cadde üzerine tasarlanmıştı.

Birincisi; modern otelcilik mimarisine ev sahipliği yapan John F Kennedy Bulvarı, Maraş Magosa Limanı ve Glossa Plajı’na paralel giden yol ve bu güzergah üzerinde olan King George Hotel, The Asterias Hotel, The Grecian Hotel, The Florida Hotel, Elizabeth Taylor’un en favori oteli olan The Argo Hotel Protoras ve meşhur kumsal olan İncir Ağacı Körfezi (Fig Tree Bay).

İkincisi ise Leonidas Bulvarı; Ferrari, Toyota, Maserati, Alfa Romeo gibi araba bayilerinin olduğu alışveriş caddesi. Bu arada; Maraş’ta 4469 ev, 143 resmi daire, 9 kilise, türbe ve mezarlık, 8 okul var.

En sonunda “Deniz Evi’ne” ulaşmıştık.

Sağında ve solunda 12-13 katlı, iki yarım inşaat otel binasının olduğu bu küçük ve bakımlı otelde hayat vardı ve orada ışıklar yanıyordu. Görevli askerler, garsonlar, Dikelya İngiliz Üsler Bölgesi’nden gelen şık kıyafetli üniformalı askerler ve zarif eşleri…

Bir sinema filminin çekim sahnesi gibi harika bir bahçeye merdivenler ile iniliyor ve sahille kucaklaşıyordu herkes. Sıra bize gelmişti, merdivenlerden inerken az kalsın heyecandan bayılacakmış gibi olduğumu hatırlıyorum.

Ne eşsiz bir sahil vardı, upuzun uzanan. Altı buçuk kilometrelik sahilin altın sarısı kumları, sahili çevreleyen, sıra sıra dizilmiş ve bir dalgakıran gibi denizi sakinleştiren büyük oteller… Her biri sanki mahkum edildikleri yalnızlıklarını tek dostları denizle paylaşıyorlarmış gibi bir hisse kapılmıştım.

Baktım, dalgalar, o sarı altın kumu (1960’lı yıllarda rivayete göre Mısır çöllerinden getirildiği söylenmektedir) yıllar içinde en az 30-40 metre denizin içine çekmiş. İrili ufaklı balıkların doğal bir akvaryumda özgürce yüzdüğü bu doğal habitat, o güne kadar gördüğüm en güzel manzara idi.

Balıklar, bu denizlerin adeta kralları gibiydi.

En uçta, batıda duran Palm Beach Hotel, bu büyük otellere sanki hüzünlü bir şekilde bakıyordu. (Yapılan araştırmalara göre, otellerin temelleri, denizin tuzundan dolayı ciddi tahribata uğramış ve bakımsızlıktan dolayı çürümeye başlamış.)

1969-74 yılları arasında Elizabeth Taylor, Raquel Welch, Richard Burton, Brigitte Bardot gibi ünlü isimlere ev sahipliği yapmış bir kenti yaşıyordum; tam 24 yıl sonra, çok derinden ve sessiz.

Envanter ile ilgili de biraz bilgi vereyim:

Etrafta dolaşan garsonlar, en güzel kokteylleri yudumlayan misafirler, etrafta dolaşan lüksün ve ihtişamın büyük heybeti ile kendini hissettirdiği yıldızlar, Kıbrıs’ı yani Maraş’ı dünyanın en lüks turizm merkezlerinden birisi yapıyordu. 1973 yılındaki istatistiklere göre; dünyadaki en trend 10 turizm destinasyonundan bir tanesiydi burası.

45 otel, 60 apart otel, yaklaşık 14.500 yatak kapasitesi, 380 yarım inşaat. Cyprus Airways, İngiliz kraliyet ailesi, Kıbrıs Cumhuriyeti ve British Airways katkıları ile yapılmış 6.5 kilometrelik sahil ve uzmanlar tarafından 100 Milyar USD, evet yanlış okumadınız Yüz Milyar Amerikan Doları yalnız sahil şeridinin değeri(taşınır taşınmaz mal).

Muazzam bir servet.

Biraz daha bilgi verecek olursam; 3000 küçük büyük ticari iş yeri, 99 eğlence yeri (bar, lokanta, gece kulübü ), 25 müze, 24 yazlık-kışlık sinema ve tiyatro, 21 Banka, 2 spor tesisi. Yaklaşık 14.500 yatak kapasitesi ile 1974 yılında adanın tümünün %35 yatak kapasitesini yalnız başına elinde bulunduran şehir. Turizm geliri olarak 1973 yılında adanın tüm turizm gelirlerinin %53’ünü elinde bulunduran bir cennet (idi).

Yeni Maraş Açılımı Gereksinimleri:

Varoş, Varosha’nın kasabanın dışında, fakir halkın yaşadığı ve Osmanlı döneminde Abdullah Paşa Vakfı ile Lala Mustafa Paşa Tekkelikita vakıflarının koçanlı malı olduğu bilinmektedir ve bu belgelerle de ispat edilmiştir. Mağusa şehrinde yaşayan yerleşik nüfusa dokunmak istemeyen Osmanlı hoşgörüsü, o dönemlerde şehrin dışına, varoşlarına Türk nüfusu yerleştirmiş ve bu bölgeleri dediğimiz vakıfların tapulu malı haline dönüştürmüştü.

Şimdi bu topraklar üzerine birçok siyasi satranç hamleleri oynanıyor ve bizler, bazı topraklardan feragat ederken, çok ama çok cömert olmamamız gerektiğini şöyle bir örnek ile açıklayayım.

Hepimizin bildiği gibi, yıllardır özellikle son beş yüz yıldır adamızda hüküm süren farklı uygarlık ve onların getirdiği egemenliklere karşı olarak; Osmanlı “Ahkamü’l Evkaf” olarak bilinen kanunlar, uluslararası siyasi platformda gerçekten ne kadar geçerlidir?

Bu oteller veya tüm kapalı Maraş arazilerinin, İngiliz yönetiminde illegal olarak mülk yapıları değiştirildi ise nasıl değiştirildi?

Buna kimler müsaade etti?

Siyasi davamızda neden bunlar çok daha önceden 74 öncesi ve (savaş sonrası KTFD- Kıbrıs Türk Federe Devleti) ilan edilince ortaya atılmadı?

Dönemin siyasetçileri, özellikle İngiliz kanunlarını iyi bilen, tecrübeli dava adamları, bu oteller ve yerleşim alanları yapılırken, tüm Maraş parselasyonu bizim Evkaf arazileri üzerine yasadışı olarak yapıldığında sessiz kalmamalıydı. Madem ki vakıf arazileri, vakfiyeler elden çıkarılamayacaktı ve kanunlar bu malların değiştirilmesine müsaade etmiyordu o zaman bize büyük bir haksızlık yapılmıştı.

O yıllarda bile değeri milyon dolarlık olan yatırımları yapanlar ve yaptıranlar suçlu idi demek ki.

Türkiye neden bu yatırımları yapan kişilerce AIHM’de, mallarını kullanamıyorlar diye mahkûm edildi veya ediliyor? Yoksa biz her zamanki gibi hakkımızı arayamıyor muyuz?

Şimdi bunları yapmanın tam zamanı..

İkinci bir pencere daha açalım mı?

1974 yılından sonra takas olarak siyasi koz gibi düşünülmüş bu turizm cenneti, ne olursa olsun kendi kaderine terk edilmemeliydi. Bizim 70’li yıllarda Türkiye ile bu otelleri çalıştıracak bilgi birikimimiz ve yetişmiş insan gücümüz var mıydı? Cevap çok net, değil mi? Hayır.

O yüzden; Maraş şehrinde malı, mülkü olan yabancılar ve/veya Rum komşularımıza, Türk idaresi altında kalmak ve yaşamak koşulu ile bu mallar hakkında BM üzerinden bir açılım getirilebilirdi. Bunu yaparken uluslararası platformda ne biz ne de Türkiye bu derece suçlu duruma düşürülürdü.

Düşünün her hafta manşetlerde olan bir şehir. Neden?

Çünkü; ölüsünün bile değer ettiği bir yer burası.

Belki de şimdi turizm cenneti olan Ibiza, Mikanos, Santorini, Antalya, Bodrum, Alaçatı, Florida gibi, sabahlara kadar turizm sektörünün hiç uyumadığı ve bugünün turizm otelcilik sektörünün temellerinin atıldığı bir destinasyon olacak iken, bu destinasyonların adeta babası olan kayıp bir şehir.

Ben Türkiye dış siyasetinden ve ülkemizden, haklı verdiğimiz davamıza gölge düşürmemek adına, tek bir kuruş tazminata dahi mahkûm edilmemesi için uluslararası arenada siyasi bir refleks bekliyordum.

Öyle de oldu. Kimse ama kimse, bizi haksız yere mahkûm etmemeli. Büyük ülkeler kendi ekonomik ve politik çıkarları adına dağlık bile olsa (etrafında petrol ve gaz yatakları var diye) binlerce kilometre uzaklıktaki yerlerde nasıl da hak iddia edebiliyor? Falkland Adaları nerede İngiltere nerede? Dünya üzerinde haritada bir bakın; bu söylediklerimi daha iyi anlayacaksınız.

Yepyeni renovasyon, restorasyon ve imar planları ile Maraş artık dünyanın gündemine getirilmeli.

Maraş, yeniden lüksün, ihtişamın olduğu bir turizm cenneti olmalı. Türkiye’de bunu yapacak know-how ve donanımlı insan gücü var, dünya zenginler listesinde olan zenginleri de var, Kıbrıs’ımızda artık otelcilik sektöründe yatırımcılarımız, otelciliği ve turizmi bilen Kıbrıslı Türkler, aktif çalışan, bunun eğitimini alan yeni nesillerimiz de var.

Bu tutkulu gençlerimiz, bu anlamda bizim yeşeren yeni umutlarımız olacaktır. Bahse konu olan 10 Milyar Dolar ise, uluslararası ölçekte çok büyük bir finansman değil.

Son olarak Maraş üzerine yazdığım sözleri ve daha sonra şarkı yaptığım nakaratı hatırlatarak makaleme son vereyim.

“Kimse yoktu uzaklaşan,
izlerdi geçmişten kopan,
hüzünle sevinç vardı o aşklarda yaşanan
Varoşlarda Maraş’tı sevginin adı,
belli ki kendi geçmişine sevdalı,
Yaz aşklarına sevdalı,
sapsarı uzun sahil saçları,
bakıyordu bize anlamlı, meraklı”

Hepinize turizm dolu günler dilerim.

Prof. İsmet Esenyel

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 4 Mart 2020 at 20:05

    Ne güzel anlatmışsınız. Gözümde canlandı Maraş’ın o eski görkemli hali.

    Umuyorum kısa zamanda yeniden o günlerine kavuşur.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan