Naftalin

Zavallı Kırmızı Teflon

17 Mart 2020

Yazı: Zavallı Kırmızı Teflon | Yazan: Gökçe Çiçek Gönülaçar

Bu dünyada yaşattığını yaşamadan ölmek yok büyük ihtimal. Yaptığımdan pişmanım. Kabul ediyorum !!!

Bu aşırı duygusal bir itiraftır.

Zamanını hatırlamıyorum. Bir ara annemin tencere dolabına dalmıştım. Bütün çocukluğumun şahidi dilsiz nesnelere neden öyle üvey anne gibi davrandım, şimdi sorguluyorum.

İşte bir ara gaza gelip, ne kadar eski teflon tava, yumurta sahanı, eskimiş gibi duran (ki aslında eskimemişlerdi) tencere, kase ıvır zıvır varsa bir çöp poşetine tıkıp kapının önüne koymuştum.

Annem görmeden…

Annem görmeden ben bir şey yapabilir miyim? Tabi ki gördü ve ben başka bir şey ile uğraşırken kıyamadıklarını poşetten geri aldı. Kırmızı ufak çizikleri olan teflon bir tavacık vardı. Kulakları çınlasın. Annemle aramızda üç dakika kadar can çekişmişti. Onu anlıyorum artık.

Tavaya kalacak mısın, gidecek misin diye soran yoktu tabi.

Zavallı Kırmızı Teflon

Neyse işte ben annemden kurtarabildiklerimi attım. (Çok kötü biriyim ben.) Zavallı tavacığı anladığım kadar annemi de anlıyorum şu an. Birinin sizi çok yakın arkadaşınızdan zorla ayırması gibi bir duyguymuş.

Anlatacağım.

Biraz hazmedeyim..

Benim eşim titiz biridir. Bir de kaliteye meraklı. Ben ayağımı yamuk basıp alçılı günlerim başlayınca mutfakla iştigal etmeyen Bilsay, bulaşık ve yemek işleri ile meşguliyetini artırdı tabi. Dolayısı ile kızartma, menemen, krep gibi sevdiğimiz besinleri içinde yaptığımız üç kardeş yapışmaz tava ile de uzun zaman sonra karşılaştı.

Onların emekliliklerinin geldiğini, yaşlı ve artık efektif olarak bize hizmet edemeyeceklerini büyük bir soğukkanlılıkla bana açıkladı. (Üzüntü ve muz kabuğu. Hatta hay bin kunduz…)

“Yoook hayırr. Gayet düzgün hizmet ediyorlar. Her türlü yemek işinde çok yardımcılar onlar bana” demeye kalmadan emektar, 28 santimlik yani en büyük tava dostumu en alta, sırası ile 24 ve 20 santimi de onun üstüne koyarak masanın üstüne dizdi. Delil olarak yumurtayı en çok seven 20 santim arkadaşımın yüzeyindeki kırışmışlıkları gösterdi.

Nasıl kırılmıştır onların kalpleri, ya benim? Ben onlardan ayrılmaya hiç hazır değildim işte.

Bir de yanlarına fritöz tencereyi de koydu mu?! İşte o an delirecek gibi oldum. Bir ara birbirine sıkıca bağlı bu üç kardeş aramızda gidip geldiler.

Kazanan Bilsay oldu.

Şu an neredeler ne yapıyorlar bilmiyorum. Hava da soğuk. Yağmur da yağarsa..

Ah anneciğim. Bir daha eski tencerelerini ellemek mi, senden habersiz atmak mı?! Asla anneciğim! Asla!!

Gidenin yerine yenileri geldi. Baksanız ya şunlara. Gereksiz büyük soğuk ve mutsuzlar. Isınamadım.

Velhasıl anneciğim ne derdi; “Büyüyünce anlarsın.”

Çok iyi anlıyorum hem de çok.

Gökçe Çiçek Gönülaçar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan