İçimdeki Sesler

Çilekli Magnolia

21 Nisan 2020

Yazı: Çilekli Magnolia | Yazan: Demet Uncuİşten eve yorgun geldiğim bir gün, iş kıyafetlerimden kurtulup ılık bir banyonun ardından akşam yemeğimin yani salatamın malzemelerini doğramaya başladım. Her bir malzemeyi doğrarken, yaşadığım tuhaf ama moralimi bozan o olayı yeniden düşünüyordum.

Okulun güvenlik personeli, ismimi vererek benimle görüşmek isteyen bir beyefendinin geldiğini telefonla bana bildirmişti. Kapıya gelen hiçkimseyi geri çevirmediğimiz için kendisini içeriyi alabileceğimizi söyledim. 2. katta bulunan odamın merdivenlerinden aşağıya doğru inip beyefendiyi karşıladım. İlk dikkatimi çeken şey, bir bacağının aksadığı olmuştu. Hatta giriş merdivenlerinden yukarı çıkarken zorlanmış olabileceğini hissederek üzülmüştüm. Neyse, kendisine nasıl yardımcı olabileceğimi sorup konuşmasını bekledim.

Beyin Kanaması ve Kredi mi?

Mesleğinin doktorluk olduğunu, ancak geçirdiği beyin kanaması sonucu, mesleğini bırakmak zorunda kaldığını; bir meslektaşının cenazesinde, törene katılan hekim arkadaşlarından ismimi aldığını ve kendisine yardımcı olabileceğim bilgisini de onlardan edindiği anlatmıştı. Asıl konuya bir an evvel gelmesini içimden dileyerek ilgiyle kendisini dinledim.

Geçirdiği bu hastalık sonucu, kullanması gereken bir ilacının olduğunu, bunun ücretinin bir kısmını devletin, geriye kalanın da kendisinin karşıladığını söyleyedi. Bu ay kalan kısmını karşılayamadığını ve çalıştığım kurumun yardımcı olup olamayacağını sordu.

Yaklaşık 15 yıllık çalıştığım süre boyunca, ilk defa böyle bir taleple karşılaştığım için çok şaşırmıştım. Kurumun bu tür bir çalışması olmadığını ve çalışma alanımızı kısa ve nazik bir dille anlatmaya çalışarak kendisine bireysel olarak yardımcı olmaya çalışabileceğimi ilettim. Ne de olsa, yardıma ihtiyacı olan biri kapımıza kadar gelmişti ve onu geri çevirmek olmazdı… Kendisi ısrarla bu meblağı, ödünç olarak alabileceğini, 1 hafta sonra bunu iade edeceğini söylüyordu.

Bu arada odama çıkmam gerektiği için, sohbet esnasında bahsettiği hekimlerin ve hastanenin ismini de Internet aracılığıyla hızlıca kontrol etmiştim. Gerçekten de böyle bir hastane vardı ve bahsettiği hekimler de orada çalışıyordu. Neyse, ihtiyaç duyduğu meblağı küçük bir zarfın içerisine koyarak kendisine uzattım.

Ardından bana başına gelen bu olayın sebebini anlatmak ve beni bu konuda uyarmak istediğini söyledi. Bu ziyaret gerçekten ilginç hale gelmeye başlamıştı. Hatta benim için biraz da ürkütücü bir haldeydi.

Beyin kanaması geçirdiği akşamdan 1 gün evvel, 3 ayrı bankadan kredi kartı için başvuruda bulunduğunu, aslında bu kredi olaylarının dinimizce günah sayıldığını çok iyi bildiğini ancak başvurmak zorunda kaldığını söyleyerek bana da eğer bu kartları kullanıyorsam hemen kesip atmam gerektiğini ve 15 gün sonra bunu yapıp yapmadığımı kontrol edeceğini söyledi.

İnanın görüşmenin sonunda, kendimi o kadar kötü hissettim ki moralim de bozuldu.

Anneler ve Sevdiklerim

Beyefendi ile aramızda süren bu sohbeti bitirmeye çalışırken kendisini kapıya kadar geçirdim. Ardından annemi aradım. Telefonda ağlayarak olan biteni ona anlattım. Annem de benim ağladığıma üzülerek bu tür insanların her daim olabileceğini, türlü türlü yollarla insanların manevi duygularını sömürerek, para isteyebileceklerini beni kırmadan, anlatmaya çalıştı.

Her neyse, günün sonunda güvenlik personelimizin bahsettiğim kişinin, çıkarken kendisine bu civarda başka bir vakıf veya dernek olup, olmadığını sorduğunu da öğrenince, üzüldüm gerçekten…

Yoğun geçirdiğim bir iş gününün içerisinde, bir de böyle bir olayı yaşamak biraz ağır gelmişti bana sanırım. Salatamı, bir kadeh Chardonnay eşliğinde bitirmeye yakın kapımın zili çaldı. Kimseyi de beklemiyordum açıkçası… Kapının otomatiğine basıp, kapıyı açtığımda elinde en sevdiğim çilekli magnolia ile duran sevdiceğimi görünce çok mutlu oldum. O da moralimi biraz olsun düzeltebilmek için işten eve giderken bana uğrayıp -hem de en sevdiğim yerden- bana en sevdiğim tatlıyı getirmişti. Evet, insanın varlığına şükrettiği yakınları olmalıydı bu hayatta… Günün yorgunluğunu alan magnoliamı afiyetle yerken bu olayı unutmaya çalışarak, onu Allah’a havale ettim.

Çilekli magnolia adının çok “sosyetik” geldiğinin farkındayım 🙂 Aslında bildiğiniz çilekli muhallebi. Kendimi kötü hissettiğimde bana yaydığı o etki muhteşem gerçekten.

Yaşamakta olduğumuz şu karantina günlerinde de her sabah aynı psikoloji ile uyanamıyoruz maalesef. Çok iyi uyanmadığım dün sabah da mutfakta koca bir zeytin kavanozunu yere düşürüp kırınca etrafa saçılan tüm zeytinleri bir güzel temizleyip hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım. Gün boyunca taşıdığım o negatif enerjiyi de üzerimden maalesef atamadım. Akşam, yemek saatinin hemen ardından çalan telefonumda sesini duyduğum, arabanın içinde teyzesinin yaptığı çilekli magnolia ile beni beklediğini söyleyen sevdiceğimin de hakkını ödeyemem 🙂 Ağzında maskesi, elinde eldivenleri ile çok göremediğim sevimli yüzü ile bana en sevdiğim tatlıyı getirmesi, ben de benzer hisler uyandırmıştı işte… 🙂

Sevgiyle, mutlu kalın.

Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Müzeyyen Meral 21 Nisan 2020 at 16:34

    Her duyguyu yaşayan biz insanlar her halimizle çok sevimliyiz yine de 🥰
    Bu puslu havada biraz duygusal yapan siz canım arkadaşım, şahane yazın için çok teşekkür ederim 🙏🥰😘

    • Cevapla Demet Uncu 21 Nisan 2020 at 18:21

      Canım benim, güzel yorumunla beni mutlu ettin yine. Yüzünde beliren gülümsemeyi hissettim inan. 😘

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 21 Nisan 2020 at 17:00

    İnanamıyorum. Resmen dolandırıcılık mağduru olmuşsun. Canım, iyi kalpli arkadaşım benim.
     
    İnsanlar ne kötüler yaa. Ve ben her seferinde bu duruma şaşırdığım içn kendime de kızmıyor değilim.
     
    İyi ki yazdın canım başına gelenleri, belki okuyan başka insanları korur bu anlattıkların.
     
    Sevgiler canikom 🤗❤️

    • Cevapla Demet Uncu 21 Nisan 2020 at 18:20

      Canım benim, ben de şaşırıyorum gerçekten. Ben sadece kendimi çok kötü hissetmiştim o gün ve paylaşmak istedim sizlerle. Bir de sonunda çilekli magnolia olunca, anlatmadan edemedim tabii. 😊😍

  • Cevapla Handan Önder 22 Nisan 2020 at 13:45

    Hayatta her şey zıddıyla kaim derler. Evet kötü ve kötülük var fakat iyi ve iyilik de var. Biz safımızı iyiden yana seçtikçe kazanmaya devam edeceğiz. Aldanan siz değilsiniz Demet Hanımcım, aldattığını sanan. Umarım bir gün o da anlar.

    • Cevapla Demet Uncu 22 Nisan 2020 at 21:36

      Handan Hanımcığım, çok teşekkür ederim; naif, güzel yorumunuz dediğiniz için. Dediğiniz gibi gerçekten; aldanan da aldatan da yok aslında… Sadece bu senaryoya gerek yoktu bence. Ama olsun, er ya da geç herkes anlayacaktır sonunda… 😊
       
      Sevgilerimle

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan