Genç Kalemler

Empat*

1 Nisan 2020

* Yazarın Notu: Bu yazıyı, Nilipek – Havada bir Hinlik Var dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Empat | Yazan: Pınar Sude Genç

Anlam bulmaya çalışan gözlerimle etrafa bakıyorum. Kaşlarım hafif çatık, alt dudağımın titrediğini hissedebiliyorum. Bakışlarımla bir şeyler aradığımı görebilir herhangi bir insan. Bakmakla yetinmeyip görmeye çalışan herhangi bir insan. Aradığım şeyin burada olmadığına eminmişçesine kararlı adımlarla dışarı çıkıyorum. Vücudum baştan aşağı titriyor. Kırmızı alarm!

Fakat kendi vücudundan güvenli bölgeye nasıl kaçabilir ki insan?

Dizlerim, yıkılmak üzere olan bi’ bina misali ileri geri hafifçe sallanıyor, aralarındaki bağ incelmişçesine. Çözülmesin n’olur, şimdi değil.

Etrafıma bakıyorum, bir şeyler görmeye çalışıyorum ancak yok.

Aradığım şey her ne ise -bir nesne, bir kişi yahut bir duygu- etrafımda değil. Onu göremeyince her şey bulanıklaşıyor ansızın. Başım dönüyor, dünya dönüyor; kendi içimdeki dünyam… Bu beni biraz korkutuyor. Savunmasız hissediyorum. Yakınımdaki duvara ulaşıyorum büyük bir çabayla. Sırtımı duvara verip yaslanıyorum. Başımı göğe kaldırıyorum. Gözlerim kapalı, dudağımı ısırıyorum bilinçsizce. Ve gözpınarımdan ayrılıyor içimdeki bi’ katre duygu.

Nefes al, nefes ver, nefes al, nefes ver..

Nefes alabiliyorum ama veremiyorum. Yavaş yavaş kayıyorum duvardan. Yerdeyim. Başımı içime gömüp kollarımı dizimde kavuşturuyorum bir süre. Otuz saniye, iki dakika, on dakika belki. Bilmiyorum. Etrafımda birilerinin toplaştığını hissediyorum; uğultu yoğunlaşıyor. Ağzımdan birkaç cümle çıkıyor bilinçsizce. Etkili ya da kırıcı şeyler olmalı ki uğultu yavaş yavaş azalıyor. İnsanın ağzından çıkanı duymaması ne tedirgin edici bir şeymiş…

Biraz daha bekledikten sonra, başımı kaldırıp karanlıktan sıyrılıyorum. Koşuyorum, ulaşabileceğim en uzak noktaya kadar koşuyorum. Koştukça ağlamak geliyor içimden. Sanki içimdeki duygulardan kaçıyormuşçasına hızlıyım fakat duygularımın da beraberimde koştuğunu bildiğim için çaresiz…

Duruyorum sonunda, daha fazla koşabileceğim alan kalmayınca duruyorum.

Ellerimi dizime koyup eğiliyorum. Sanki akmasınlar diye uğraştığım gözyaşlarımın akışına artık izin verdiğim hatta daha kolay aksınlar diye aldığım bir pozisyon gibi bu. Nefesim kesiliyor. Nefes alamamak çok korkunç bir his. Seni dünyadan çekip alıyor sanki öylece. Diğerlerinin arasında değilmişsin gibi. Seni insanlardan koruyor gibi… Yavaş yavaş soluklarım düzene girmeye başlıyor. Aldığım soluklar ile normale döneceğimi hissetmeye başlıyorum.

İşte, yine düştüm dizlerim üzerinde, yüzüm feleğe dönük, sanki yağmur damlaları alnımdan öpsün diye bekliyor gibiyim. Yere sertçe vuran dizlerimin acısını da hissedebiliyorum artık. Artık? Acısını sonradan hissettiğimi fark edince öncesinde uyuşmuş olduğumu anlıyorum. Tamam, sakinleşmeliyim. Görmek istediğim şey yahut yağmur damlaları, kimse gelip alnımdan öpmeyecek, kimse gelip kolları arasına almayacak. Burada yalnızım çünkü. Bu zor anlar neden hep yalnızken gerçekleşir? Belki de mânası yalnız vakitlerdedir, bilmiyorum.

Artık iyiyim. İçimdeki yara zehrini oraya akıtmışçasına gözlerim kıpkırmızıdır şimdi. Yüzüm bembeyazdır, insanları korkutacak kadar…

Yürüyorum yavaşça.

Bastığım dallardan gelen kırılma seslerini duyabiliyorum. Keşke kalp kırıldığında da kıran kişiye hissettirilse, diye düşünüyorum. Bir yandan da güçlü hissediyorum; zor bir an yaşamış fakat tek başıma atlatmıştım. İyi hissetmeliydim. Gözyaşlarımı siliyorum telaşla. Omuzlarımı dikleştiriyorum. Yüzümü yıkamalı ve dışarıda beni hep güçlü gören insanların yanına dönmeliyim. İlerliyorum.

Fakat öncesinde…

Şurada, hemen karşımdaki bankta yalnız başına oturan, omuzları düşük, bakışları tedirgin bir kız çocuğu var. Yürüyorum. Daha hızlı yürüyorum. O zorlayıcı anlardan sonra ilk tebessümümü ediyorum, kesinlikle sahte değil.

“Merhaba, oturabilir miyim?”

Pınar Sude Genç

* Empat, çevresindekilerin duygularının yüksek düzeyde farkında olan ve hatta bu duyguları kendisi de hissedebilen kişilere denir. Empatlar dünyayı diğerlerinden farklı bir şekilde görürler. Diğerlerinin, onların acı noktalarının ve duygusal olarak neye ihtiyaç duyduklarının büyük oranda farkındadırlar.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Tuğçe Buyukkose 2 Nisan 2020 at 16:13

    Sanki biri düşüncelerimi alıp kağıda dökmüş gibi okudum, yazı o kadar etkiledi beni…

    • Cevapla Pınar Sude Genç 2 Nisan 2020 at 16:38

      yaa beğenmene çok sevindim (:

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan