Lirik Tını

Her Şey Bir Garip

6 Nisan 2020

Yazı: Her Şey Bir Garip | Yazan: Her Şey Bir Garip

Merhabalar,

Herkesin iki kalem laf edesi lakin kelimelerin boğulduğu tuhaf günlerden geçiyoruz. Size de oluyordur; sabah kalkıp, rutini yapıp (dezenfeksiyon, kahvaltı, dezenfeksiyon) bir kenara iliştiğinizde, “Bunlar gerçekten yaşanıyor mu?” hissine kapılıyorsunuzdur sizler de. Bende yoğun bu his.

Çok yoğun bir çalışma hayatım var (-dı), çocuklar okulda (-idi), eve yardımcı geliyor(-du) vs. vs. Çok ani, çok hızlı ve çok büyük bir değişim yaşıyoruz. Evde yapmak isteyip de vakit bulamadığım işler yapıldı, bitti. Kitaplar, dersler, makaleler, Internet yığıldı önüme.

Her şey bir garip.

Salona inmiyorum missal; büyük kızım yolluyor beni, on-line dersteymiş. Küçük odasından ödev atıyor, öğretmenine gönderiyorum. N’oluyor yahu, n’oluyoruz?

Kiminle konuşsam aynı soru “Hocam ne zaman bitecek?” Sosyal medyaya bakıyorum, ilk günlerdeki komik videolar azalmış, karikatürler azalmış. Enseler kararmaya başlamış. İmam 5 vakit konuşuyor ezandan sonra. Bunlar evdeki anne Mehtap’ın güncesinden. Bir de mesleki kaygılar var ki o akla ziyan.

Hekimler okuldan mezun olunca yemin ederler. Ama ondan önce deontoloji ve tıp etiği okutulur bize fakültede. “Her hekim kardeştir.“ Böyle biliriz. Başka meslek grubunda var mıdır, bilmiyorum. Sessiz, sakin bir meslek grubuyuz. Türlü haksızlıklar yaşasak da işimize aksatmadan devam ederiz. Görevimiz zor, yolumuz uzundur; biliriz. Öğrenmenin bitmediği bir durumdur bu.

İşini severek yapma şansını yakalayan insanlardan biriyim ben. İçinde büyüdüm bu mesleğin. Nöbetlerde uyudum babamın yanında, sonra kendim o nöbeti tuttum. İki kat duygusallaşıyor insan bu günlerde, o nöbetleri bugün tutulanların üstüne çektiğinde.

Ön saflarda onlar var. “Kardeşlerim” dediğim grup.

Hiç tanımasam da adını duymamış bile olsam, biliyorum sırtından akan teri, çaresiz kaldığında içindeki acıyı biliyorum. Sabaha karşı şiş gözlerle acilin önünde yakılan sigarayı, kahveye daldırılan tahta dil basacağını, sandalyede uyuya kalmanın nasıl olduğunu biliyorum.

Çantalarını toplayıp gidiyorlar şimdi nöbete. Başlarına ne gelebileceğini bilerek. Oralardan, iki dakikalık kahve molalarında bize ulaşıyorlar:

“Arkadaşlar, dün yatırdığımız hastada …., bunu yaptık…., durumu bu.“

Çok şey anlatıyor bu mesaj bize. Arkada kalanlar diğerleriyle paylaşıyor; bir cümleye on makale, on cevap. Az da olsa yardımımız olur mu acaba? Onların, hastalarıyla birlikte oradan sağlıkla çıkmalarına yardım edebilir miyiz?

Evdeki Mehtap’la empati kurmak, onu anlamak daha kolay. Hepimiz aşağı yukarı bu haldeyiz. İşteki Mehtapları da anlamamız gerek. Evdeki stresin üstüne kat kat binen “Ben bu hastayı nasıl iyileştiririm (daha zor olanı) nasıl kurtarırım?“

Yanlarında olmalıyız.

Terlerini silemeyiz belki ama az terlemelerine yardımcı olabiliriz. Empati. Aktif çalışan hekimlerimizin, hemşirelerimizin ve temizlik görevlilerimizin, sekreterlerimizin yerine koyalım kendimizi. Empati. Onların hem ailelerini, evlerini hem de iş streslerini düşünelim. Empati. Sağlıkla evlerine dönebilmeleri için, sevdiklerimizin hastalanmaması için yardım edelim.

Evde kalın. Sosyal mesafe, el yıkama, uyuma, beslenme ve diğerleri bizim yapabileceklerimiz.

Corona günleri, karantina günleri. Minnacık bir virüsün açtığı kocaman bir boşluk ve içinde korku, kaygı; birçok soru işareti. Geçecek elbet. Bu da geçecek.

Umudumuz rehberimiz olmalı.

Herkese sağlıklı, sabırlı, keyifli günler diliyorum.

Dr. Mehtap Uğur

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz